SİVAS’TA GENÇLERLE BİR GÜN

Sivas Belediyesi Sosyal İşler Müdürlüğü, bir süre önce toplumun işitme engellilerle daha iyi anlaşması için aralarında kullandıkları “Türk İşaret Dili” kursları düzenliyordu. Bu kursları Sivas’ta “Türk İşaret Dili”ni en iyi bilen işitme engelli arkadaşımız Mustafa Epik veriyordu. Cumhuriyet Üniversitesi’nden Sivas Belediyesi bünyesine geçen Mustafa Epik, geçen sene de Sivas Belediyesi personeli, Eczacılar Odası, Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri başta olmak üzere yüzlerce kişiye kurs vermiş ve bizleri de bu kurslarda konuşma yapmaya davet etmişti. Biz de gidip konuşup gençlere işitme engelliler konusunda tecrübemizi paylaşarak dergiler, kitaplar, kalemler armağan etmiştik.

Bu yıl Kasım ayı başında başlayan kurslarda ise ağırlık Cumhuriyet Üniversitesi “Sosyal Hizmet Uzmanlığı” öğrencilerinde. Nerede ise bu bölümde okuyan gece ve gündüz bölümü öğrencilerinin tamamı kursa geliyor ve severek İşaret Dili Öğreniyorlar. Sonrasında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği öğrencileri, daha sonra Ekonometri Öğrencileri geliyor kursa katılıyorlar.  Çok Öğrenci de “Haberim olsa ben de katılırdım” diye hayıflanıyorlar.

Mustafa kardeşimiz bu sene de davet edince kalkıp gittik. Yalnız bu sefer vize sınavlarına denk geldiğinden öğrencilerin bir kısmı yoktu. İlerde gene gelmemizi istedi öğrenciler. Buna rağmen bazı öğrenciler gene severek, sınavları olmasına rağmen, işaret dili öğrenmeye koşarak gelmişlerdi.

Sabah erkenden Tokat Gazetesi’nde şiirleri yayınlanan Pazar ilçemizin şair, yazar ve 30 yıllık imam Halil Konyalı hoca ile yola çıktık. Sıcak Çermik’te mola verdik. 2009 yılında “Engelliler Şenliği”ne davet etmişti Mustafa. Sivas Belediyesi tarafından düzenlenmişti ve orada 3 gün konaklamıştık. Bu sefer 4 yılda Belediye yeni havuzlar, banyolar, piknik yerleri, tanzim satış mağazaları yapmış, epey büyümüş Sıcak Çermik. Belediye gerçekten de bu çermiği geliştirmek için çaba harcamış. Yol üstünde olunca da sıcaktan hoşlananlar özel arabası ile gidiyorsa burada mola vererek güzel dinleniyorlar.

Biz Sivas’a ulaştığımız zaman ilk grup eğitimlerini tamamlamışlardı. Biz Mustafa’nın kahvaltı ikramını yaparken yeni grup geldi. İki grup da Sosyal Hizmet uzmanlığı okuyan grup. İkinci grup gençlere işitme engelli olmak, kitap okumanın önemi, işitme engellinin kitap okuması sayesinde gelişebileceği, toplumun işitme engellileri anlamak ve sevmek görevlerini anlattım. Öğrenciler dikkatle dinlediler. İşitme engellinin kişisel gelişiminin öneminden bahsettim. Daha sonra güzel soru soranlara kalem, gelişmeleri için Genç Gelişim, Süper Beyin, Beyin Gücü dergilerinden armağan ettim. Gençler şaşırarak, sevinerek dergi ve kalemlere teşekkür ettiler. Halil Konyalı hocamız da orada birkaç işaret dili ile kelime öğrenmenin sevincini yaşadı 55 yaşında.

Bu arada Sivas’ta Maliye okuyan yeğenim Fevzi de bizlere refakat etmek için geldi. Öğle vakti Mustafa, kursun verildiği engelliler eğitim merkezinde (Sivas Huzurevi yanında) ikramda bulundu. İçilen çaylarda sohbet koyulaştı. Mustafa kardeşimiz işaret dilini tam bilmediğimiz için bize bolca sitem ederek en iyi şekilde öğrenmem gerektiğini de anlattı.

Öğleden sonra, iki grup kurs olmasına rağmen vize sınavlarının başlayacak olması sebebi ile tek gruba düşen kursa gelen öğrencilere dersten sonra kısa bir konuşma yaparak onlara da kişisel gelişim, kitap okumanın önemi, işitme engellilere gösterilmesi gereken gerçek sevgi gibi konularda konuşmalar yaptık. Kalemler, dergiler armağan ettik. Sorularını cevapladık. Bu arada yanımda olan “Recep Yazıcıoğlu’nun Liderlik Sırları” kitabımızı, liderliği en çok merak eden, okumayı en çok seven ve Tokat’ta sitemizin bakkalı olup kızı Sivas’ta Ekonometri okuyan Abdulaziz Özbolat’ın kızının arkadaşı olan Şeyma hanıma hediye ettik. Şeyma’nın heyecanı teşekkür etmesinden de o an çekindiğimiz hatıra resmimizden anlaşılıyordu. Bu arada kursa kayıtlı olan Şeyma Özbolat kardeşimiz de sınavı olduğundan gelememişti. Sınavdan sonra buluşarak Şeyma’nın da aktif yönetiminde olduğu “Genç Akademi Kulübü” Başkanı Mustafa bey ile buluşarak kulüplerinin gelişimi için sohbet edecektik. Kurs bitince Mustafa beye veda ederek ayrıldık. Halil hoca da Tokat’a döndü.

Fevzi ve ben daha çok Üniversite Öğrencilerinin buluştuğu “Beyoğlu Cafe”de oturduk. Fevzi uzun zamandır tanıştırmak istediği Pazar doğumlu ve Sivas’ta ikamet eden Eyüp Aktuğ hemşerimizi tanıştırdı bizimle. Eyüp, güler yüzlü, kendine güvenen ve sevgi dolu bir genç. Edebiyat ve şiire aşık insan. Gerçek manada da büyüklerine saygılı. Memleketinden bir şair ve yazar abisi ile tanışmak ona mutluluk verdi. “Nun Edebiyat” dergisini arkadaşları ile çıkararak şiir severlere ücretsiz ulaştırıyorlar. Değişik ebatlarda çıkarılan sayılardan bana 3 sayı verdi. Koyu bir sohbete daldık. Dergiler 16 sayfa ama içerisi bilgi ve sevgiye akan şiir ve yazılarla dolu. Gerçekten de şaşırdım ve sevindim öğrencilerin bu kadar şiir ve edebiyat sevgisine. Eyüp, Karanfil’i çok seviyor. Galiba lakabı da Karanfil. Nun Edebiyat Dergisi künyesine bakınca “Karanfil: Eyüp Aktuğ” yazısını okuyoruz. Bu dergiyi çıkaran herkesle tanışmak istedim. Öğrenciler bizde misafir kal diye ısrar ettiler ama sınav haftasında olduklarından ben kimseyi rahatsız etmek istemedim. “Araklık ayına yeniden geleyim” dedim. O zaman daha geniş katılımla ve insanla tanıştırın dedim. Çok sevindi Eyüp ve arkadaşları. Tokat’lı olup orada Okul Öncesi okuyan Ubeydullah’a rastladık, meğer arkadaşlarmış. Tokatlı Öğrencilerin Sivas’ta  dayanışmasını da hayranlıkla tebrik ettim. Karanfil’i çok seven Eyüp yakında Karanfil adlı bir şiir kitabı da çıkaracak. Zevkle okuyacağız inşallah.

Bu arada Nun Edebiyat Dergisi’nin 8. sayı 12. sayfasında “Tabut Şehir” adlı Eyüp Aktuğ şiirini  sizinle paylaşayım dedim. 

 

Tabut Şehir

kalbinin istasyonunda bekliyor şair
keskin vedalar hazırlıyor tabut şehre
ağrısız bir veremle haşlıyor
zehir yutan dumanlı ciğerini
emekleyen trenler gelip geçiyor
dizleri kanayan rayların içinden
ağma örümcekler karşılıyor onu
kalbinin istasyonunda bekliyor şair

iplik gibi rüzgarlar devşiriyor şair
soğuk yangınlar sunuyor tabut şehre
sağlam bir ilahi tutuyor zamanı
her gece kulağını kemiriyor
frenk kızlarının ekşimiş kahkahası
hiçlik denizinde sığınabileceği
ceset vurmamış mezarlar arıyor
iplik gibi rüzgarlar devşiriyor şair

saatinde zamansızlığı yokluyor şair
acısız intiharlar yamıyor tabut şehre
diline musallat olan lanetli şiirlerle
tan yerini ıslıklıyor batan geceye karşı
kabuslar istila etmeden uykusunu
kalbini çürüten aşkı avuçlarına alıp
gözlerindeki cehennemle yıkıyor geceyi
saatinde zamansızlığı yokluyor şair
Eyüp Aktuğ

Eyüp ile sohbetimizde sık sık muhatap olduğum şu soru geliyor Eyüp’ten “Bu kadar yoğunluk sizi yormuyor mu? Bu soruya her zaman Hayır diyorum. Keşke insanlar daha çok özgüven sahibi olsa, daha çok davet etseler, daha çok insanla tanışsak da faydalı olsak diye cevaplıyorum bu soruyu.

Sonra Şeyma ile Mustafa kulüp çalışmaları konusunda konuşmak üzere Beyoğlu Cafe’ye geliyorlar. Onlarda genç akademi kulübü olarak dergi çıkarıyor ama yanlarında yoktu. Çalışmalarından bahsettiler. Adem Özbay’ı davet etmelerini tavsiye ettim. Ben de o gelirse geleceğimi söyledim. Bu davet için çaba harcayacaklar 2. dönem için.

Daha sonra işitme engelliler spor kulübüne gittik Fevzi ile ertesi gün Sivas ve Trabzon işitme engelliler maçı olduğundan kulüpte herkesin kafası karışıktı çıktık.

 

Akşam “Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer Kürkçü dükkanı” misali Tokat’a döndük. Bu gezide bizlere ilgi gösteren herkese de teşekkür ederek…