Cumhuriyet Üniversitesi Öğrencilerinin Sorularına Cevaplarımız

16.11.2013 tarihinde Sivas ziyaretimizde “Türk İşaret Dili” öğrenen Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri konuşmadan sonra sorular sormuş, ben de cevaplamıştım. Güzel soru soranlara çam sakızı çoban armağanı kalem ve dergi hediyeleri de vermiştim. O soruları burada da cevaplamaktan memnunluk duymaktayım.

SORU- 1) Siz Üniversiteye giderken işitmiyordunuz ya, öğretmenlerinizi nasıl anlıyordunuz?

2) İşaret dili öğrenmeyi düşündünüz mü hiç? (Miyaser Yeşilırmak-Bitlis)

CEVAP- 1) Öğretmenleri tam anlamasam da, iyi not tutan arkadaşlarımın yanına oturarak not tutar, bunları akşam yurtta da temize çekerdim. Bununla kalmaz sınav zamanı başka arkadaşlardan notlar alırdım. Hocaların tavsiye ettiği kitapları okurdum. Hatta benim notları isteyen ve çalışan arkadaşlarım olurdu. Okumayı sevmemiz sayesinde seslere fazla ihtiyaç da olmuyordu. Üniversite Öğrencisinin başarı için güzel not tutmasını her zaman öneririm. Üniversite öğrencisi güzel not tutarsa hayatında da güzel notlar tutarak hayatı kolaylaşır sanıyorum.

2) İşaret dilini az düzeyde kendi kendime öğrendim. Çevremizde işitme engelliden çok sağlam insan olduğundan. Ama işaret dilini öğrenmem ve daha üst düzeye çıkarmam konusunda hocanız Mustafa Epik bana sürekli tavsiyelerde bulunur. Kitaplardan öğrenmeye gayret ediyorum işte.

SORU) Duymamak bir engeldir insan yaşamı için ama duymanın da bazen engel olduğunu düşündüğünüz oldu mu hayatta? Ve hayatta en çok kimin sesini duymak istersiniz? (Yasemin Yıldız –Amasya)

Cevap- Boş konuşan, yalan konuşan, insanların arasını açmak için konuşan, küfür konuşan insanların konuşmalarını duymamak çok güzel şey. Bu tür konuşmalar hem konuşana hem dinleyene eziyet diye düşünürüm. Yani faydalı olmayan her konuşma veya duyma insana her zaman zarar verir. Buna inanmaktayım.

Tabii ki sevdiklerimin seslerini duymak güzel olurdu. Ama Mevlana’nın ”Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” sözünü de asla unutmam.

SORU- Sadece duymak ama konuşamamak mı? Yoksa sadece konuşmak ama duyamamak mı önemli sizin için? Hangisini isterdiniz seçim sunsaydılar size. (Recep Yalman)

CEVAP- Doğrusunu Allah bilir ama bence konuşarak sizlere faydalı oluyorsak, derdimizi anlatabiliyorsak konuşmak ama duyamamak tercihimiz olurdu. Kötü sözlere muhatap olmamak ve kötü konuşmamak en iyisi.

SORU- Bu kadar öğrenmeyi seven bir insan neden işaret dili bilmiyor? (Sinem Karacaev)

CEVAP- Daha önce de anlattım. İşaret dilini çevremizdeki işitme engelliler ile anlaşacak kadar biliyoruz ve daha da geliştirmek için çabalarımız var.

SORU- Özgüven nasıl geldi? (Tuğçe Şimşek-Sivas)

CEVAP- Özgüven sahibi insanlarla daha sık bir araya gelerek, onlarla muhabbet ederek ve özgüven geliştirme yöntemleri anlatan dergi yazı ve kitapları okuyup uygulayarak özgüven elde ettim ve halen bu tür yazı ve kitaplar okumaya devam ediyorum.

SORU- İşitme engelli olmasaydınız, işitme engelli insanlarla gene ilgilenir miydiniz? (Emine Güler)

CEVAP- Tabii ki ilgilenirdik. Ama çok işitme engelli kendilerine yol gösterilmesini sevmez. Sadece işitme engelliler değil, engelli olsun olmasın, kendini geliştirmek isteyen herkese yol göstermekten memnunluk duyarım her zaman.

SORU- İşitme engelli arkadaşların sorunlarıyla ilgilenen bizlere ne tavsiye edersiniz? (Açelya Küp-Amasya)

CEVAP- İşitme engelli insanlar sadece ilgi ve sevgi bekler. Onlara acımadan ve alay etmeden, sağlam olanlara nasıl davranıyorsanız öyle davranın ki, onlar da insan olduklarını hissettirsinler. Onlarla ilgileniyor görünmeden ama gerçek manada ilgi gösterirseniz o zaman onlar mutlu olur. Onları baştan savmadan çözebilecek sorunlarını çözmeye, çözemeseniz çözebilecek tanıdıklarınız varsa onlarla tanıştırmaya bakın. İşitme engelliler onları aldatmanızın, yalan söylemenizin farkına varır ve bunu tespit ederlerse sizden uzaklaşırlar. Onlara sadece sevgi ve ilgi gösterin derim.

SORU- Engelli olmayan insanlar karşısında hiç üzüldüğünüz oldu mu? Kendinizi nasıl hissettiniz? (Nazlı Cavıldak Ünye/Ordu)

CEVAP- Engelli olmayan insan yoktur bence. Mesela sürekli öfkelenen insan da bir engellidir. Onunla bununla alay eden de bir engellidir. Başkalarını küçümseyen insan da engellidir. Böyle insanlar gördüğüm zaman onlar adına üzülürüm ve benim sadece duymadığıma şükrederim çok zaman bence onunla bununla alay eden, sürekli yalan söyleyen insan işitme engellilerden daha zavallı engellilerdir.

SORU- İşitme engelli olarak üstesinden gelemeyeceğiniz bir sorun yaşadınız mı? (Murat Şahin)

CEVAP -İnsanlara yardım edecek gücü olduğu halde yardım etmeyen insanların önyargılarını aşamamak gerçek manada zor iş. Asıl kafaların içindeki önyargıyı yıkmamak zor. Eistein “Önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur.” diyerek kendini sağlam zanneden insanların engellilere yardım etmek yerine kuru tebrik ile geçiştirmeleri ve yardım etmemeleri gerçek manada engelli olduklarını gösterir. Çünkü onlar iyilik yapacak yerde kendilerini iyilik yapmaktan engelliyorlar, ne kadar zavallılar. Asıl engelli kendi kıskançlıklarından dolayı engellileri engellemeye çalışanlardır.

SORU-Üniversite eğitiminiz sırasında işitme engeliniz sizin için ne gibi sorunlar yaşattı? (Cebrail Çam-Eskişehir, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğrencisi)

CEVAP- Arkadaşlarımızın ve bazı hocalarımızın önyargılı yaklaşımları ve bize yardım edecek yerde bizlerden uzak kalmalarına her zaman üzülmüşümdür. Bu onların önyargılarından meydana geliyordu ve gerçek manada engelli onlardı ve bu benim değil onların sorunuydu.

Soru- Dudak okumayı ne zaman ve nasıl öğrendiniz? (Elif Araçoğlu)

CEVAP- Dudak okumayı da işaret dilini de hiç özel eğitim almadan kendi kendime güzel işaret dili bilen arkadaşlar ile muhatap olarak dudaklarını güzel hareket ettiren insanlar ile iletişim kurarak geliştirmek beni her zaman geliştirdi. Size de pozitif insanlarla daha çok iletişim içinde olmanızı tavsiye ederim. Bu öğrenmeler iletişim kurduğumuz müddetçe gelişerek devam etmekte, zamanı yok yani.

SORU- Engelli tabiri ne kadar doğru? Düşüncelerinizi merak ediyorum. Ben engelliden ziyade engellenen arkadaşlar diyorum. (Onur GÖKDAL- Din Kültürü Öğrencisi)

 

CEVAP- Engelliden ben kendisini geliştirmeyen ve geliştirmemekte direnen, sağlam oldukları halde başkalarının sırtından geçinen, ona buna muhtaç insanları anlamaktayım. Onunla bununla kafa bulan, faydadan çok zararı dokunan ve sadece laf yapan insan gerçek manada engelli insandır. Bir de engelli özellikle işitme engelli insanı aynı zamanda zihinsel engelli zanneden insanlar engellidir. Çünkü duymak ile düşünmek arasında fark çok. Duyma kulakla düşünme ise beyinle olur.