OKUMA SEVGİSİ…

Okuma kültürünün insan hayatındaki önemini tartışanların aklıyla, yaşadığı toplumla hatta topluma bütünleyen milletiyle zoru var demektir.

            Tarihin derinliklerinden bu güne yaptığımız bütün araştırmalarda gördük ki uzmanlık alanlarında tarihe damgalarını vurmuş, üzerini de mühürle süslemiş bilim adamlarının, önemli şahsiyetlerin tamamı okumayı yaşantılarının en önemli olmazsa olmazı olarak kabul etmişler ve uygulamışlardır.

            Okumanın, insan hayatının sağlıklı olması, hemen her konuda yeterli bilgilere ulaşacağı kendine öz güvenini kazanacağı şuuruyla yoluna devamı için çok önemli olduğunu kendisi tarafından da bilmesi gerekmektedir.

            Öyleyse biz eğitimciler olarak; önce kendimize karşı görevlerimizi ve sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız. Yani önce biz okumalıyız. Kültür alanında beslenmeliyiz. Sonra öğrencilerde okuma eğiliminin istenilen seviyeye gelebilmesi için nasıl bir yol izleneceğimizi kurul çalışmalarıyla raporlar hazırlayacağız, mevcut durumu tespit edeceğiz, üzerinde de neler yapmalıyız diyecek ve ilgili ve yetkililerin alması gerekli önlemleri hazırlayacağız.

Konuyla ilgili ya da ilgisiz, sorumlu ya da sorumsuz herkes bu konuyu okullara havale etmiş durumdadır.

            Ben bu fikri asla onaylamıyorum. Okula giden öğrenciler üzerinde “ Okuma Kültürü” ile ilgili anketler yapmış, yaklaşık üç bin ilk ve ortaöğretim öğrencilerine ulaştığımda gördüm ki okuma alışkanlığı, hatta sevgisini veremiyoruz.. Öğrenci, öğretmen, aile, toplum, müfredat ve dahi alanla ilgili ne varsa bir araya getirdiğimizde parçalar arasında ayrıntılar tatmin etmiyor. Mutlu toplum, başarılı öğrenci, ideal öğretmen eğitimle direk ilgili anlamların birlikte ifade edilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

            Yıl da yirmi ve üzerinde kitap okuyan toplumlar kültür seviyesi çok iyi, yüksek olan toplumlardır. Bu tartışılsa da böyle kabul edilmektedir.

Türk insanının da çok az okuduğu, standartlar altında olduğu da iyi tahlil edilmelidir. İnanıyorum ki telaffuz edilen rakamlardan daha iyiyiz.

Mini bir araştırma yaptığımızda,  gelişmiş ülkelerin sistemli bir şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini görüyoruz.

            Okuma alışkanlığını kazandırmadan Liseden, Üniversiteden mezun edilen bir öğrencinin eksik mezun olduğu kesinlikle kabul edilmelidir.

             Öyle ise okullara düşen en önemli görevlerden biri hayata hazırlamaksa öğrencilere ömür boyu kitap okuma sevgisi kazandırmak mecburiyeti vardır.

            Bu güne kadar uygulanan yöntemler ile okuma alışkanlığının kazandırılamadığı sayısal veriler ile kesinlik kazanmıştır. İlk, Orta, Lise ve üniversitede görev yapan hocalara hatırlatıyorum ki önce siz okumalısınız. Her alanda kendinizi beslemelisiniz.

            Okumayı boş zaman etkinliği anlayışından kurtarıp; günlük bir ihtiyaç olarak önce siz kabul etmelisiniz. Öğrencileriniz sizi takip etmekte bu güzel alışkanlığınızı görecek keşfedecek ve kendi hayatlarında da uygulayacaklardır.

            Okuyan, araştıran, düşünen ve üreten toplumlarda çok şey daha güzel olacaktır.

            Unutmamak gerekir ki; “ Büyük farklar küçük detaylarda gizlidir.” Denmiştir.

            Okuma sevgisinin oluşmasında toplumun her kesimine, her makama ve şahsına çok önemli görevler düşmektedir.

            “Son okuduğu kitabı anlatabilen, şu anda okuduğu kitabı olan ve bundan sonra okuyacağı kitabı tespit edebilmiş okurlar yetiştirebilmektir.”denmiştir.

                        24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN.                       

 

                                                                                  23.11.2013 / Ankara