Soyadı meselesi

Buz dolabının son taksidini yatıracağımı söyledim. Banka memuresi adımı soyadımı girdi.

- Borcunuz yok dedi.

- Nasıl olur, hanfendi, ben borcumu bilmez miyim? Şimdi borcun yok diyecek ilerde faiziyle isteyeceksiniz:))

- Neden inanmıyorsunuz efendim. Bilgisayar yok diyorsa yoktur.

- Bakalım adımı soyadımı doğru yazdınız mı?

- Yıllardır tanıdığım adamı da yanlış yazacak değilim herhalde.

- Eh öyleyse. Son taksidimi ödemedim diyordum. Demek, yanılmışım. Bunu kutlamalı. Ama yine de inanmakta zorlanıyorum. Bir bakabilir miyim nasıl yazdınız adımı?

- Bu saatten sonra imtihan olacak değiliz ya. Rasim Canpolat yazdım, “Borcu yok” diyor.

- Eeey, şimdi anlaşıldı. Benim soyadım Canpolat değil ki Canbolat. Bir de öyle girin bakalım.

Denileni yapınca:

- Haklısınız efendim, borcunuz varmış. Şimdi mi ödeyeceksiniz?

- Tabiî, tâbi. Zaten ödemek için gelmiştim. Ancak alfabetik sıraya göre “P” harfiyle “B” harfinin arasında epey mesafe var. Konuşurken hangi harfle söylerseniz söyleyin maksat anlaşılır ama bilgisayar hatayı affetmez.

Bu p ve b harfleri yüzünden epey anılarım vardır.

1) Samsun’da bir bürodaki bayan kimliğime göz atınca:

- Rasim bey diyor, siz Çerkez misiniz?

- Yoo, böyle kara kuru adamdan Çerkez mi olurmuş? Neye göre vardınız bu kanıya?

- Bir kere kibar konuşuyorsunuz, tertemiz de giyinmişsiniz. Sonra en önemlisi soyadınız. Çerkezlerden başka hiç kimse seçmez bu soyadı. Mesela ben Çerkezim.

  -Renginizden ve güzelliğinizden belli. Çünkü Çerkez kızları güzel olur derler. Soyadanız da Canbolat mı bari?

- Tabiî Canbolat ama iddia ediyorum; büyük bir ihtimalle siz de Çerkezsiniz, bir araştırın isterseniz. Çerkez olduğunu yıllar sonra öğrenen hayli aile tanıyorum. Siz neden onlar gibi olmayasınız?

- Ben öz be öz Türküm kardeşim, köylülerim de öyle. Türkçeden başka dil bilmeyiz. Nüfus memuru sorunca soyadı olarak canpolat ismini seçmiş büyüklerimiz. Çoğumuzun isim babası olan nüfus memuru p harfini b harfine dönüştürmüş. Böylece de ailenin başına belayı sarmış. Hem de püsküllüsünden. Soyadımızı söylerken “p ile değil, b ile yazacaksın” demeyi alışkanlık haline getirdik.

Şimdi düşünüyorum: Bu çocuk acaba vaktiyle ak partili profesörün öğrencisi olmuş da Türk diye bir ırkın var olmadığına ve Türk kavramının bir sentez olduğuna mı inanıyordu?

2) Soyadımın b ile yazıldığını belirtmeden adımı söyleyerek hesabıma yatırdığım para Alanya’ya gitmiş. Alanya’daki Rasim Canpolat dürüst çıkmış, parayı çekmemiş de geri gönderdiler.

3) Rasim Canpolat’ın bir yerde borcu çıksa ya da bir suça karışsa ilk önce benim yakama yapışırlar sanıyorum. Kimliğimi ispat edene kadar akla karayı seçerim. Sağ olsun memurlar çay kahve söyler, hatta tatlı bile ikram ederler ama aklanana kadar heyecan ve korkularım yanıma kâr kalır.

 

Korkuyla yaşamak zordur herhalde diyorum. Allah, kimseyi korktuğu yere uğratmasın…