Almanya’daki kural ve kanunlar

 

Frankfurt Am Main diye söylenmekte. Bunun sebebi de Main ırmağının içinden geçerek şehri  ikiye ayırması. Suyun olduğu  yerde yaşam, yaşamın olduğu yerde insanlar huzurlu ve mutlu yaşarlar. Dünyanın neresine giderseniz gidin, şehirler suyun olduğu yerde kurulmuşlardır.

Hava alanından şehre otobanla girersiniz. Yol geniş, taşıtlar belirli bir hızla, belirli bir takip mesafesinde hareket etmektedirler. Yol kenarlarında ormanı andıran ağaçlıklar var. Ağaçlar burada oldukça özgür ve dokunulmazlığı olan canlılar gibi sanki. Trafikte olan yayalar, sürücüler trafik kural ve kaidelerine uymak zorundalar. Almanya’da önce insan felsefesi önde. Her insan  bir birine saygı göstermek zorundadır. Burada vatandaşlar iki şeyden  uzak durmaya çalışırlar. Birisi polis, diğeri maliyesidir. Bu iki kuruma cezalı olarak düşenin iflah olmadığını anlatırlar. Bir iş yeri açan kişinin beyanlarını esas ve doğru sayar, beş yıl boyunca hiç bir denetleme ve inceleme yapmazlar. Beş yılın sonunda hesabı sorar ve sorgularlar.

Trafik sürücüleri yaya ve bisiklet sürücülerine zarar verdiği zaman büyük para ve hapis cezaları verirler. Trafikte yayalar kaldırımdan, bisikletliler bisiklet yolundan, taşıtlar da kendi yolundan gitmek zorundadır. Trafik ışıklarının olmadığı yerden, taşıtlar ve bisikletliler yayalara yol vermek zorundadır. Diğer yerlerden geçen yayalara da saygı duyarlar, onların yaşlı veya hasta olduklarını düşünürler. Trafikte hiç bir korna sesine rastlamazsınız. Varsa korna sesi çok acil durumlarda kullanırlar. Otomobil sürücüleri aracını çalıştırmadan önce kemerini takmalı. Arkada oturanlar da kemerini takmalıdır. Taşıtını çalıştırmadan önce kemer takılmalı. Aksi taktirde kırk euro ceza yerler.

Yayalar kırmızı ışıkta geçerlerse beş euro ile cezalandırılır. Bisikletlilere ayrılmış gidiş ve geliş yolları çizgilerle ayrılmış. Bisikletlinin, başında kaskı, bisikletin aydınlatması ve reflektörü olmalı Bunlardan biri eksikse kırk euro ceza ile cezalandırılır.

Taşıtlar beş dakika ve daha uzun süre bekleyecekse kara yolunda (tren geçidi, trafik sıkışıklığı vb) otomobilini mutlaka istop etmeli. Çevre kirliliğini önlemek, çevreye zarar vermemek için.

Taşıt kullanırken başka sürücülere argo laf, el kol işaretinde bulunamazsınız. Tespit edildiğinde, şahit olunca cezaya tabi tutulur.

Taşıtınızı garajdan çıkartıp garajın kapısını örtmeye giderken mutlaka taşıt istop edilmeli. Herhangi bir kazaya sebep olmaması için.

Almanya’da toplu çalışan iş yerlerinde isçileri taşıyan toplu servis yoktur. Her işçi kendi imkanlarıyla işe gidip gelmek zorundadır. İş yerlerinde çay yemek vermezler. Bu ihtiyaçlarını da kendi imkanlarıyla karşılamalıdırlar.

Evde  bakmakla yükümlü kedi, köpek gibi evcil hayvanlara vergi ödemek zorundadır. Yeşil alanlara, sokaklara kedi köpek gibi hayvanlar büyük ihtiyaçlarını yapamazlar. Yaparsalar bir poşetle alıp çöpe atmalıdırlar. Aksi taktirde kırk euro para cezası yerler.

Frankfurt tren garı oldukça büyük eski taş yapılarla yapılmış. (İstanbul’daki Haydarpaşa ve Sirkeci Garı’nı da Almanlar yapmış.) Şehirler arası ve semtlere raylı sistemlerle hızlı ve güvenilir yolculuk yaparlar. Üç katlı olan tren garının birinden banliyölü tren, tranvay ve en üsten de hızlandırılmış tren ve şehirler arası tren binlerce yolcuyu taşımaktadırlar. Alman yasalarına göre kara yolu taşımacılığı yok. Yeni başlayan kara yolu taşımacılığı gelişmemiş.

Özürlülerin trene, otobüse binme kolaylığı var. Trenlerde, görme engelli, çizgilerle belirli bir noktaya gelir, özürlü tereddütsüzce açılan kapıdan trene biner.

Bunca bahçeli evi olan, ormanı ve yeşilliği olan bir yerde izinsiz hiç kimse ateş yakamaz. Ağaç kesemez. Her ağacın mutlaka kaydı vardır. Müsaade alacaksın, belirli bir miktar, yüz elli euro gibi, ödeyerek o ağacı kesebilirsin. Çevreye zarar vermeden.

Evinin dışına yetkililerden, komşundan izin almadan bir tek tuğla koyamazsın. Her iki yetkiliden izin aldıktan sonra belirli bir saatler arasında çalışabilirsin. (Bir Alman vatandaşı arsasına ev yaptırmak için izin ister. Yetkililer ev yapamayacağını söylerler. Sebebi ise burada ağaç gözükmesiymiş. Ağaç yıllar önce kurumuş, yerinde yeller esiyormuş.)

Almanya, gölleri ve ırmaklarıyla zengin ve ünlüdür. Balık tutmak için balıkçılık derneğine üye olmak zorundasınız. Gösterilen yer ve alanların dışında balık tutamazsınız.

Almanya’da Erkal Yavuz arkadaşım beni kendi iş yerine götürürken trene binmek için bilet aldı. Trenin saati geldik, bindik. Binerken bizden bilet soran olmadı. İnerken de bilet soran olmadı. Merak ettim sordum. Neden hiç kimse bizden bilet sormadı?

Erkal bey, “burada devlet vatandaşına güveniyor. Kimsenin biletsiz binmeyeceğine inanıyor. Vatandaşı da kesinlikle biletsiz binmezler. Ancak arada sırada kontroller yapılır. Biletsiz yakalanana seksen euro ceza kesilir. Burada devletin vatandaşına güvenmesi, vatandaşın da devletine yanlış yapmadığının en güzel örneğini yaşarsınız. Burada insana  değer verilmektedir. İnsan sağlığı, huzuru, mutluluğu ön planda düşünülmüş.

Almanya’da hobi bahçeleri vardır. Bu bahçeleri bir yıllığına kiralarsınız. Belli bir alanda iki yüz, üc yüz metre karede değişik bitkileri elinle diker, sular ve eğlenirsiniz. Hobi bahçeleri 1830’lu yıllarda dernek kurularak başlamış. Bu gün halâ aynı dernek çatısı altında yürütüldüğünü gördüm. İnsanların neden  altmıs beş yaşında emekli ettiklerini anlar gibi oluyorsunuz. Düzenli bir yaşam. Stres ve sinirsiz bir ortam. Çalışırken siyasi bir korku ve gerginlik yok. Haklarını kanun önünde özgürce bireysel ve sendikal olarak arayabilirsin. İyi beslenme, sağlıktan iyi bir hizmet alan birey. Planlı bir yaşam, insanların birbirine saygısını getirir. Nerede saygı, sevgi, disiplin ve özgüven varsa orada başarı vardır.

Bisiklet süren sürücüye “siz üşümüyor musunuz?” dediğimde "soğuk yoktur, koşullara göre giyinmeyen insan vardır." yanıtını aldım.

 

05-12-2013 / Almanya / Franfurt am Main