HAZRET-İ MEVLANA CELALEDDİN-İ RÜMİ 806 DOĞUM YILI ANISINA

 

                Büyük âlim ve veli Hazret-i Mevlânâ, türbesi ve dergâhının bulunduğu Konya şehri başta olmak üzere, bu sene de ihtişâmlı gösterilerle yâd ediliyor. Konya'daki muhteşem törenleri, onbinlerce kişi takip ediyor.

                Bu yıl ki Şeb-i Arus törenlerine ilgi artmış bulunuyor. Hazret-i Mevlânâ'nın 740. Mevlânâ Vuslat Yıldönümü etkinlikleri 7 Aralık'ta başlayıp, 10 gün sürecek. 7-17 Aralık tarihleri arasında sema törenleri yapılacak.

                Konya'da yapılmakta olan muhtelif merasim (Kur'an-ı Kerim okunması, Mesnevi'nin ilk 18 beytinin Türkçe, İngilizce ve Farsça okunması, yapılacak duâ ve sair gösterilerle devam edecektir.

                Tören, Türkiye'de bulunan 18 ayrı Mevlevihâne'de aynı anda gerçekleştirilecektir.

                Hazret-i Mevlânâ'nın doğumundan 806 yıl sonra bile çoğalan bir sevgi ve saygıyla anılması ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bunun altında sevgiye adanmış bir ömür, bilgi, öğretme azmi ve hoşgörü yatıyor. Yaradan ve onun yarattıklarını anlamaya dayanan, sonsuz, karşı konulmaz aşk yatıyor.

                Hazret-i Mevlânâ bütün dünyada yankılanmıştır. O'nu ne kadar ansak, ondan ne kadar bahsetsek, onu tam olarak anlatmaya gücümüz yetmez. O derinliğe ulaşmak belki bizlerin haddine değildir. Ama Hazret-i Mevlânâ bizi tanıyor. Konya'yı tanıtıyor. Kültürümüzü, milletimizi tanıtıyor.

                Bu vesileyle, biz de şunu belirtelim ki, zâten Hazret-i Mevlânâ: "Herkes, bana kendi zannına göre dost oldu; hiç kimse benim derunumdan, esrarımdan sormadı" diyerek bunu asırlar öncesinden belirtmiştir.

                Doğrusu, "Büyükler"î  anlatmak kolay bir iş de değildir. Bizzât Mevlânâ Celâleddin Muhammed Rûmi, bu konuda bir örnek vermektedir. Şöyle ki: "Ben, felekler, âlemler genişliğinde bir ağız isterim; tâ ki meleklerin bile gıpta ettiği o büyük zâttan söz edebileyim" demek suretiyle, meselâ Peygamber Efendimizi anlatmanın zorluğunu dile getirmiştir.

                Bir dörtlüğünde de: "Ben hayatta olduğum sürece, Kur'an-ın kölesiyim; Muhammed Mustafa'nın da yolunun, ayağının tozuyum. Kim benden, bundan başka bir söz naklederse, ben hem o sözden, hem de o sözü söyleyen kimseden bizârım (rahatsızım)" buyurmuştur.

                Yurt dışında birçok ülkede düzenlenen kutlama törenlerinde, Mevlânâ'dan şiir ve deyişler okunmuş, onun hayata ve dünyaya Yaşatmak, Yaşamak, hayatı ve fikirleri" konulu konferanslar tertiplenmiştir.

                Mevlânâ Kültür Merkezi'ndeki etkinlikleri dünyanın dört bir yanından gelecek binlerce kişi izleyecek.

                Klasik Türk Müziği enstrümanlarından oluşan mutrip heyeti (sazende) ve ilahi ekibi davetlilere ilahi ziyafeti sunacaklar. Ardından sema gösterileri büyük bir keyifle izlenecek. Mutrip heyeti ve semazenlerin renkli ışıklar altında yapacakları sema, tüm izleyenleri hayran bırakacak. Gösterilerin ardından dua yapılacaktır.

                Sema gösterilerini izleyenlerin şu güzel ifadelerini aktarmak istiyorum. "Sazendeler eşliğinde söylenen İlâhileri keyifle dinledik. Sema ekibinin düzenlediği ayini de büyük ilgi ile izledik. Semazenler dönerken biz de gökyüzüne uçtuk. Semayla birlikte kalbimiz de uçuyor. O kadar güzel ve etkileyiciydi ki biz de onlarla beraber döner gibi hissettik" diyerek duygularını dile getirdiler.

                Mevlânâ Kültür Merkezi'nde, dünyaca ünlü olan "Ya Olduğun Gibi Görün, Ya Göründüğün Gibi Ol" mesajı birçok dünya dillerinde yazılarak sergilenmektedir.

                Ölümünün üzerinden 740 yıl geçmesine rağmen, Mevlânâ hala bir gönül insanı ve huzur kaynağı olmayı sürdürüyor.

                Sınırsız bir hoşgörü, barış ve kardeşlik çağrısı olan şu mesajı, bütün dünyada benimsenmiş ve hayranlık uyandırmıştır.

                Gel... ne olursan ol gel...!

                İster kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol.

                Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir.

                Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...!

                Onun çağrısı kalplere serpilen bir su gibi yankı buldu. Ölümü Şeb-i Aruz' yani düğün gecesi olarak gören Mevlânâ, yüzyıllar ötesinden huzur vermeye devam ediyor.

                Rumi'nin bu çağrısı, ruh iklimini yansıtıyor ve onun mesajının evrenselliğini öne çıkarıyor.

                Dürüst ve doğru olmayı öğütleyen şu dörtlüğü de çok anlamlıdır.

                Ok gibi doğru olsam yayla atarlar beni,

                Yay gibi eğri olsam elde tutarlar beni,

                Doğru da aç görmedim, eğride tok,

                Eğri yay elde kalır, menzil alır doğru ok.

                Babası öldüğü zaman, yakın dostları bir türbe yaptıralım teklifinde bulunduklarında, Mevlânâ "Gökkubbeden daha iyi türbe mi olur" diye karşı çıkmıştır.

                Birçok sanatçı, Mesnevi beyitlerinin orijinal Farsça metni başta olmak üzere diğer dillerdeki tercümeleriyle birlikte, Hz. Mevlânâ'nın sözlerine beste yapmışlar ve onun çağlar üstü tazelikteki mesajlarını içeren eserler yazmışlardır. Türkçe, Farsça, Arapça ve İngilizce eserler, Mevlânâ'nın evrensel kişiliğiyle bütünleşiyor.

                Mevlânâ, her şeyden önce bir İslam âlimi ve irfan ehlidir. Onu Müderris Muhammed  Celâleddin'den Hz. Mevlânâ'ya getiren sürecin her merhalesinde ondaki derin İslâmi ilimlerin ve Hz. Şems'ten aldığı irşad ile Allah ve Resulü'nün aşkının önemli bir rol oynadığını da görmemiz gerektiği kanaatindeyiz."

                Mevlânâ büyük düşünür ve fikir adamı olup, yüzyıllar önce söylediği sözler bugün hala insanlığa ışık tutmaktadır. Mevlânâ'nın 'Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşırlar' mesajı bugün daha iyi anlaşılmaktadır. İnsanlığa yol gösteren Mevlânâ'yı  anmak ve bizden sonraki nesillere anlatmak hepimizin görevi olmalıdır. Mevlânâ'nın öğütleri çok iyi anlaşılmaktadır ve insanlığın bu öğütlerle daha huzurlu ve mutlu olacağı kesindir. Mevlânâ'nın tüm dünyayı kucaklayan felsefesi vardır ve dünyanın günümüzde bu felsefeye çok fazla ihtiyaç duyduğu bilinmektedir.

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ'NİN ALTIN DEĞERİNDEKİ BAZI ÖĞÜTLERİ

                -Oğlu Sultan Veled'e: "Ôğlum! Eğer cennet'te olmak istersen, herkes ile dost geçin, hiç kimseye kin tutma, herkese tevazu göster. Zira alcak gönüllü olmak asıl sultanlıktır" buyurdu.

                -Uykudaki bilgisize öğüt vermek çorak yere tohum ekmeye benzer...

                -Naddini bil!

                -Sünnet-i seniyyeye harfiyyen uymak lazımdır.

                -Helal kazanıp helâlden yemelidir; helâlden giyinmeli ve çalışmalıdır.

                Her hareketi, Resulullah Efendimize uydurmalıdır.

                -Tenhâda, yalnız kalınca da günahtan sakınmalıdır.

                -Hakiki bir âlime, rehbere teslim olmalıdır.

                -Dargınlar barışmalıdır. Önce davranan önce Cennet'e girer.

                -Nefsi mağlup etmek için, onu terbiye etmeli, istediği her şeyi vermemeli. En tesirlisi, oruç tutmak, az uyumak ve gece namaz kılmaktır.

                -Gururlu olmayınız, riyâzet yapınız, nefsinizle mücadele ediniz.

                Peygamberimiz hep riyazet çekmiş, zenginlik istememiş, arpa ekmeğini bile doyuncaya kadar yememiştir.

                -Gizli ve âşikâr, Allahü Teâlâ'dan korkun. Günahlardan sakınının. Az yiyip, az uyuyun, az konuşun. Çok oruç tutun. Zamanlarınızı namaz kılarak değerlendirin. Şehveti terk edip, sefihlerle, cahillerle oturup kalkmayın; onlarla mücadele etmeyin. Hep iyi insanlarla beraber olun. Ya hayır konuşun veya susun. İnsanların sıkıntılarına sabredin. Bilin ki, insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.

                -Sevgili Peygamberimizin gittiği Ehl-i Sünnet yolundan yürüyünüz, bu yolu ihya ediniz. Allahü Teala'nın sevdiği ameller, ibadetler ile helal yollardan çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını kazanarak, razı olunan kullar zümresine dahil olmalıdır. Hep helali istemelidir. Söylediklerimiz, dinlediklerimiz, düşündüklerimiz hep helal olmalıdır. Her hareketimizi Peygamber Efendimizin hal ve hareketlerine uydurmalıyız. Herkes, bir sanata sahip olmalı ve din ilimlerini iyi öğrenmelidir.

                -Hazret-i Mevlânâ, oğlu Sultan Veled'e yaptığı bir nasihatinde şöyle buyurdu: "Ey oğlum! Her zaman ilim, edep ve takva üzere bulun. Her zaman din büyüklerinin eserlerini oku; Ehl-i Sünnet vel-Cemaat yolundan ayrılma, Fıkıh öğren, cahil sofulardan olma. Namazı her zaman cemaatle kıl. Şöhret isteme, zira şöhret afettir. Makam mevki düşkünü olma. Uzlete çekilip de yalnız kalma. Çok konuşma. Az söyle ve halkın kötülük ve eğrilerinden aslandan kaçar gibi kaç. Helal ye ve şüphelilerden kaç. Dünya malına kapılma. Dünya arzusu dinin yok olmasına sebep olur. Herkese şefkatli ol. Başkalarıyla mücadele etme ve hiç kimseden bir şey isteme. Ulemâya, evliyâya, canınla ve malınla hizmet et.

                Hazret-i Mevlânâ, müslim veya gayr-i müslim herkese karşı yaptığı iyi muamele ve güler yüz ile her tarafta meşhur oldu. O zamanlar İstanbul'da bulunan meşhur bir Hristiyan papaz, merak edip Mevlânâ'yı görmek istedi. Yollara düşüp Konya'ya geldi. Konya'da yaşayan Hristiyanlar onu karşıladılar. Yolda giderken Mevlânâ'yı gördüler. Papaz süratle yetişip, Mevlânâ'ya çok tazim ve hürmet gösterdi. Mevlânâ da onu iyi karşıladı. Papaza, papazın yaptığından daha fazla iltifatta bulundu. Papaz ve orada bulunan diğer Hristiyanlar, Mevlânânın bu iltifatı, güzel ahlakı ve bu olgunluğu karşısında dayanamayıp, "Kelime-i şehadet" getirip Müslüman oldular.

                Yaşamını "Hamdım, Piştim, Yandım" sözleri ile özetlemiştir.

                Şu değerli ve insanlığa ışık tutan sözleri hafızalardan silinmemiştir!

                -Nice insanlar gördüm, üstünde elbisesi yok, nice elbiseli kimseler gördüm. İçinde insan yok.

                -Herhangi bir konuda ne kadar bilgili olsanda, önemli olan karşındaki insanlar ne kadar anlar ve algılıyorsa, sen ancak o kadar anlatabiliyorsun demektir.

                -Suskunluğum asaletimdendir; Her lafa verilecek bir cevabım var. Lâkin; bir lafa bakarım laf mı diye: Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.

                Manevi Değerlerimizi oluşturan, Mevlânâ'nın altın değerindeki yedi öğütünden ilham alarak yazmış olduğum şiirimi aşağıda takdim ediyorum.

                Hoşça kalınız...

 

                YAŞAM REHBERİ

                -H. Mevlânâ'nın 806. Doğum Yılı Anısına-

 

                Yaşamakta olduğun şu fani dünyada,

                Niçin yaratıldığını biliyor musun?

                Uzun, ince ve engelli bu çetin yolda,

                Nasıl yaşayacağını biliyor musun?

 

                İnsanlara yardım etmede, CÖMERTLİKTE,

                Hayat veren olmalısın, AKARSU gibi.

                Merhamette ve SEVGİ, şefkat göstermekte,

                Kucaklamalısın âlemi, GÜNEŞ gibi.

 

                Başkalarının KUSURLARINI örtmede,

                Sırdaş olmalısın, gizleyen GECE gibi.

                Hiddet, şiddet, asabiyette ve ÖFKEDE,

                Sessiz ve sâkin olmalısın, ÖLÜ gibi.

 

                Alçak gönüllükte, TEVÂZU göstermekte,

                Çiğnense de nimetler veren, TOPRAK gibi.

                Affedici olmakta ve HOŞGÖRÜLÜKTE,

                Hep sınırsız olmalısın, engin DENİZ  gibi.

 

                "YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN" riyâkar olma!

                "YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL" maskeli olma!

                Sana yapılmasını istemediğin şeyi,

                Başkasına yapma, VİCDANLI ol daima!

 

                Hamdi ERTÜRK