Almanya!

İnsan yaşadığı yer, bulunduğu ortamda huzurlu ve mutlu olur. (Aslan  yattığı yerden belli olur.) Atasözü dünyanın her yerinde geçerlidir. Almanya’da sokaklar, caddeler geniş, düzenli. Yayalara tanınan haklar, bisikletliye de, taşıt sürücüsüne de eşit haklara sahiptir. Buradaki dev sanayi, baş döndürücü teknoloji dünya ile yarış halinde. Makine Mühendisliğini, demir çelik sanayisini ülkenin her yöresinde görmek mümkündür. Almanya’da belli başlı otomobil fabrikaları B.W.M, Wosvogen, Audi, Porche, Opel, Mercedes v.b.  fabrikalarda otomobil üretilir. Ne yazık ki bu kadar modern ve sağlam taşıt firmaları üreten Almanya’da otobüs taşımacılığı yoktur. Tüm taşımacılık trenlerle yer altı ve yer üstünden karınca ağı gibi şehirler arasında örülmüştür. Main ırmağının altından raylı sitemle karşıdan karşıya bundan yirmi beş yıl önce geçirmişler. Bugün halâ kullanılmaktadır.

Şehir içinde otobüs çok azdır. Yeni çıkan otobüsler de elektrikli. Pahalı ama insan sağılığı, çevreyi ne koruyacaksa onu kullanmaya kararlı bir yönetimleri var. Raylı sistemden sonra hava yolları, denizcilik ve kara yollarında taksileri görürüz. Main ve Rein ırmaklarını yollar gibi bir birine bağlamışlar, gemilerle yolcu  ve yük taşımacılığı en üst düzeydedir. Kara yolları kalabalık değildir. İnsanlar her gün yüz elli, iki yüz kilometre yolu özel taksileriyle, trenlerle gider gelirler. Akaryakıtta burada aşırı pahalı değildir. Uçakla tüm dünyaya ulaşabilirsiniz. Hızlı trenle ülkenin bir ucundan diğerine gidersiniz. Şehir içinde tranvaylar ve trenlerle, belediye otobüslerle ulaşım rahat ve kolaydır. Eğer zamanınız varsa gemi ayrı bir konforlu yolculukla sizler bekliyor. Özel bisiklet yoluyla da şehir içinde istediğiniz yere rahatlıkla gider gezersiniz.

Evleri ikişer, üçer katlı, hepsi bir birine benzer. Hangi evde işçi hangi evde zenginin oturduğunu pek anlayamazsınız. Çünkü burda insana ve insan yaşamına çok değer verilmekte. Her çocuk başına 180 euro para verilmekte. İşsize ev kirası ve belli bir miktar maaş bağlanmaktadır. Buralarda köy evleri ile şehir evlerini pek ayıramazsınız. Her iki yerde de yaşama standardı aynıdır. 1870’li, 1600’lü yıllarda yapılmış evler bugün halâ insanlar içinde oturmaktadırlar. Bu evler mal sahibi bakmak zorunda, belediyede bu evlere bakım parası adı altında katkıda bulunmaktadır. Herkes kapısının önündeki karı çöpü süpürmek, temizlemek zorundadır. Dedelerinden ve babalarından kalan mirasları bir kural ve kanun çerçevesindeki nesillere miras bırakmak gibi zorunlulukları var sanki.

Arazilerini pek bölmezler. Hangi evlat çiftçilik yapacaksa o mutlaka işletmek zorundadır.

Bu ülkede devlet vatandaşına güvenir. Yanlış yapmayacağını var sayar. Yanlış yapanı da mutlaka cezalandırır, cezasız bırakmaz. Onun içindir ki polisten ve maliyeden oldukça korkarlar. Önemli mevkilerde görev yapan insanlar mesai saatinin dışında halkın arasında bir vatandaş gibi dolanmaktadırlar. Diğer vatandaşlardan bir farkları yoktur.

Almanya’nın Frankfurt şehri Dünyanın ve Avrupa’nın finans merkezidir. Dünya merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, diğer ülkelerin önemli bankaları bu ilde toplanmıştır. Türkiye’nin de birçok bankası yer almaktadır. Ziraat Bank, İs bank, Vakıf Bank, Ak Bank ve başka ayrıca Türklere ait özel banka da vardır.

Bu ili Main ırmağı ikiye bölmektedir. Almanya’nın en yüksek binaları buradadır. En büyük hava alanlarından biri de  buradadır. Meydanı’nda bulunan ayı ve boğa heykelleri güç ve kuvveti temsil ettiğini simgesidir. Frankfurt’ta Opera binası İkinci Dünya Savası’nda  bombalanmış, sadece ön duvarı kalmıştı. Tekrar onarılarak eski muhteşem görünümüne ulaşmıştır. Şimdi ise müze olarak gezilebiliniyor. Ayrıca opera sanatı da icra ediliyor.

Frankfurt da  j.w.Goethe Üniversitesi (Johom Wolfgang Von Goethe) Erkal Yavuz arkadaşımla birlikte gidip gezdik. Üniversiteye girişte hiç bir güvenlik, ne soran ne de bakan biri oldu. Elimizi kolumuzu sallayarak içeri girdik. Kimisi derste, kimisi salonda, kimisi kantinde. Hiç kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Gürültü ses duyamazsınız. Karşıt görüşlü insanlar bile bir masanın etrafında oturup konuşabiliyor. Kantinde  yemek alıp bir masaya oturduk. Masada öğrenciler, doçent, profesör aynı ortamı paylaşırken kimsenin kimseden üstünlüğü ve farkı yok. Herkes bir birine saygılı. Fark sadece görev alanlarında.

Goethe üniversitesinin karşısındaki tren atölyesi olarak uzun yıllar kullanılmış. Belediye meclisi bu binayı yıktırmamış. Onarılarak tiyatro salonu haline getirmişler. Şehrin  gözde tiyatro ve sinema gösterim salonu olmuş.

Yılbaşına bir hafta kala paskalya bayramlarını 26 Aralık’ta kutlarlar. Herkes evlerini ışıklarla süslerler. İş yerleri de çam ağaçlarıyla ışıklandırırlar. Binlerce büyük küçük çam ağaçları kesilerek satılır. Bu ağaçları ekonomik güçleri oranında alırlar. Işıklarla süslerler. Çam ağacının nasıl bir zahmet ve zorluklarla yetiştiğini düşünürsek, milyonlarca çam ağacı kurban ediliyor, yıl başı kutlamaları için. Bu çamlar birilerine geçim ve ekonomik gelir kaynağı oluyor.

WORMS: Rain, Worms Rain diye de bilinen bir şehirdir. Şehir genellikle fabrikalarıyla, sanayisiyle ünlüdür. Rein tren köprüsünü ikinci dünya savaşında Almanlar kendi köprülerini bombalamışlar ki, Amerikalılar karşı tarafa geçmesin diye. Bu köprünün hemen yanında ırmaktan karşıya taşıtları taşımak için gemi vardır. Taşıtları karşıdan karşıya belirli bir ücret karşılığında taşırlar. Worms’te başka bir köprü de vardır. Bu köprünün üstünde büyük bir kale var. Kalenin ortasından taşıtlar geçermiş. Eskiden taşıtlardan para alırlarmış.

Rein Irmağı’nın batısına doğru Bensaim’e doğru uzanır. Rein Irmağı’nın doğusuna doğru Biblis ilçesi bulunmaktadır. Batı tarafta Rein Irmağı’nın kenarında dört adet nükleer termik santral yer almaktadır. Santrallerin karşısındaki tepelerde rüzgar gücünden yararlanarak, rüzgar gülleri onlarcası kollarını savurarak elektrik üretirler.

Main Irmağı Rein ırmağına karışarak büyük bir ırmak oluşur. Avrupa’nın büyük ırmaklarındandır. Frankfurt, Koin, Duisburg, Hollanda’dan denize gider. Bu arazilerde pancar, buğday, arpa, üzüm, kuşkonmaz, mısır, soğan, patetes, sebze, meyve organik olarak yetiştirilir. Pazara kontrolsüz meyve ve sebzenin girmesi mümkün değildir. Bu bölge diğer bölgelere göre de soğuk olmaz. Yağmur bol miktarda yağmaktadır. O kadar ki ağaçların üstü yosun tutmuş gibi yeşile dönmüş görünür.

Almanya sokaklarında pek polis görülmez. Bir olay olunca da anında sivil ve resmi polis orada olurlar. Güvelik iş yerlerinde, bankalarda, fabrikalarda yoktur. Varsa da sivil ve gizlidir.

Almanya’da herkes bir birine tanısın tanımasın helo der. Sabah, öğle ve aksam mutlaka selamlaşırlar. Gülerek tebessüm eder, birbirlerinin haklarına saygılıdırlar. Yanlış yapanı da şikayet etme gibi bir görev ve sorumlulukları vardır.

 

 

SÜLEYMAN ERKAN

MOES –ALMANYA

15-12-2013