LEŞ KARGALARI

Cemaat-cemiyet, ikileminin ülkeyi nasıl çıkmaza sürüklediğini görmemek herhalde safdillilik olur.  Yıllardır ülkemizin içinde birbirine dayanarak ülkeyi her alanda imar edip büyümenin, başarmanın sevincini paylaşan kitlelerin birbirini yiyip bitirmek için nelere başvurduklarını görmek insanın içini sızlatıyor.

            Kimin iyi niyetli, kimin art niyetli olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Fakat ortada bir gerçek var ki, siyasi hükümetler, yaptıkları hatalardan sorumlu oldukları, yadsınamaz bir gerçektir. Bu hatalarının cezasını er geç sandıkta çekerler. Yerine göre hükümetler gider, partiler de gider. Ya, cemaat anlayışının yaptığı hataların sorumluluğunu; kim, nerede ve kime karşı verecek? Böyle bir seçenek elimizde var mı?  Üstelik bütün varlık nedeninizi, yıllar topladığınız gücünüzün etkinliğini,  bir siyasi anlayışın yükselip yücelmesinden alacaksınız; ondan sonra siyasi arenanın bürokrasi alanında size sunduğu nimetleri; gizliden gizliye kaleler ve kuleler fethetmek mesabesine getireceksiniz; işinize gelmeyen bir icraat gördüğünüzde de varlık sebebiniz olan hükümeti alaşağı etmeye çalışacaksınız.

            Bir de bunu; bütün konuşmalarınız, bütün sohbetlerinizde, bütün “Kırık Testi”den dökülen nur damlalarında vermeye çalıştığınız; fedakârlığın, vefakârlığın kadirşinaslılığın arkasına sığınarak yapacaksınız.

            Bütün bu vefakâr, cefakâr, kadirşinas, hoşgörülü anlayışın altında; kuzu postuna bütünmüş bir kurt yatıyormuş, diye birleri tepenize çıkmaz mı?

            Size sorarım, aklıselim sahibi olan biri için aynı kabın içinde hemhal olmuş,  gönül kardeşlerinin kavgasından kim kazançlı çıkacak?

            Hiç biri! İnanın bu kavgadan, bu mücadeleden, bu cemaat ve siyaset çatışmasından kimse zaferle çıkamayacak… Çıkacak biri varsa; o da, ülkemizin başına on yıllardır çorap örtmeye çalışan; son on yılda dünyanın gözdesi haline gelen ülkemizi diz üstü düşürmekten zevk alacak sırtlan dişli leş kargalarıdır.

            Başka kim zafer kazanabilir? Kim kazançlı çıkabilir? Kimse!

            Şu umduğunu bulamamış küçük bir şehirde yaşayan bir garip beni âdem bile, bu işin, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini gözden düşürmek; Başbakan Tayyip Erdoğan Beyi alt etmek için; başında İsrail’in olduğu bir uluslar arası tezgâh yapıldığını biliyorsa; kendi memleketini bırakıp yaban ellerde ahkâm kesen,  sevenleri tarafından neredeyse (hâşâ) ulûhiyet mertebesine yükseltilen bir Hoca Efendinin de bilmesi icap etmez mi?

            Kurmayları diye bilen zatı muhteremlerden (!) o ne zehir zemberek açıklamalar. O ne acayip düşünceler, planlar, projeler…

            İnanın bu kavganın en samimi ve günahsız iki aktörü hiç şüphesiz: Hoca Efendi ile Başbakan Tayyip Erdoğan’dır.

            Alt tarafta, özellikle bir kısım cemaatçi kovboylar, silahlarını çekmiş, hükümeti seçimlerde alaşağı edinceye kadar top yekûn bir yıpratma kampanyaları başlatmış olmaları, size de garip gelmiyor mu? Bu emri kimden aldınız, kimin kullarısınız?

            Eğitimin, değişim ve dönüşüm geçirecek olması, bugün söylenmiş bir söz değil ki… Siyasi düşünce bunu yıllar önce açıkladı. Hatta bunu parti programına bile aldı. Yoksa siz bunları bile bile: “Nasıl olsa, siyasetin bize gücü yetmez!”, “Öyle bir şey olursa saltanatlarını başlarına yıkarız!” düşüncesiyle mi hareket ettiniz?

            Daha ileri gitmenin, bu gönül kardeşliğini ezip büzmenin, kalp kırmanın ne gereği var?  Yoksa kendi testiniz kırıldı, diye bütün testileri kırıp, ortalığı sele mi vereceksiniz?

            Baksanıza, kimler bıyık altından kıkır kıkır gülüyor? Kimler “Cemaat, şah dedi!” diye manşet atıyor?

            İnanın şimdi İsrail’deki Yahudi Tohumları (!) ellerini ovuşturmuş,  “Arpayı buğdayı benden, abara kubara kel Fatma” diyerek, cemaatle, siyaseti nasıl birbirine düşürdüklerini keyifle seyrediyorlardır. Bunda kimsenin şüphesi olmasın.

            Türkiye’nin düşmanlarını güldürüyoruz. Suriye’deki ve dünyanın dört bir yanında acıdan çığlık atarak yardım isteyenlerin acılarını da katmerleştiriyoruz.

            Bu ülkeye yazık ediyoruz.

            Bu ülkenin geleceğine yazık ediyoruz.

            Ülke, her alanda şaha kalmışken; ona çelme takanları, ne Allah (c.c) affeder, ne Resulullah Efendimiz (s.a.v), ne de bu millet affeder.

            Bütün tarafla aklıselim tavsiye etmek boynumuzun borcudur.

            Yoksa biz de elini ovuşturanlar, seviyesine düşeriz!  

 

 

 Mehmet Emin ULU