Hollanda -2-

Hollanda; Batı Avrupa’da, Kuzey Denizi kıyısında Belçika ve Almanya arasında yer alır. Yüz ölçümü 41. 526 000 km 2’dir. Nüfusu ise on yedi milyona yaklaşmaktadır. Nüfusunun etnik dağılımı Hollandalı % 91, Fas, Türkler ve diğerleri % 9’unu oluşturur. Dili Flemenkçe’dir. Bu ülkede çok eskilerden kalma kiliselere de rastlamak mümkündür. Dinleri, Roma Katolikleri % 31’ini, Protestanlar % 21’ ini, Müslümanlar %4.4’ünü, inançsızlar % 40’ını, ve diğerleri de % 3.6’sını teşkil ederler. Hollanda’nın % 99’u okur yazardır. Hollanda’nın resmi adı Hollanda Krallığı’dır. Yönetim biçimi Meşruti Krallık’tır. Parlamento esasına dayalı Monarşi sistemidir.

Monarşi; Bir hükümdarın Devlet Başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Saltanat’ın bir başka adıdır. Bu hükümdara kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar da verilir. Hükümdar öldükten sonra onun yerine soyundan biri (oğlu, kardeşi) geçer. Bu ülkenin kendine özgü ve tanıtıcı özellikleri vardır. Hollanda’nın şunları meşhurdur.

---Haarlem Lale Bahçeleri. Çiçek bahçeleri. - Yel değirmenleri. -Denizin doldurulması ile oluşturulan toprakları. -Roterdam Limanı. -Gemiciliği, balıkçılığı. –Amsterdam’a yakın Den Haag’da bulunan İnsan Hakları Mahkemesi. -Van Gogh, Rembrant gibi ünlü ressamları. -İkişer ve üçer katlı tuğladan yapılmış evleri ve büyüklü küçüklü yapılmış kanallarıyla meşhurdur.

Benim kaldığım yer S-Hertegenbosch ili Kuzey Brabant’dir. Bu il belediyeyle yönetilir. Amsterdam’a 80 km, Haag’a 100 km uzaklıktadır. Bu şehrin gezilecek ve görülecek yerlerinden kısaca şöylece bahsedebiliriz:

ŞEHİR SURLARI; S-Hertegenbosch bir savunma  merkezi olarak etrafı surlarla çevrilidir. Eski şehrin tümünü hiç aralık bırakılmadan su kanallarıyla çevrelenmiştir. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı’nda fazla zarar görmemiştir. Savaştan sonra kanalların bazı yerleri doldurulmuştur, surların bazı kısmı da onarılmıştır. Şehre modern yapılar sonradan eklenmiştir. 2004 yılında şehre ödül olarak Avrupa Kale Şehri Onursal Ünvanı verilmiştir.

SINT JANS KATEDRALI: Şehrin merkezi olan Markt Meydanı’ndadır. Yapımına 1380’de başlanılmıştır. Katedralin her kemer ve kenarı taş ustalarının yaptıkları heykellerle doludur. Yıllarca hava kirliliği ve toksit yağmurları dış duvar ve heykellere zarar verdiği için 1998’de restorasyon çalışmalarına başlanılmış, bu güzel tarihi eser 2010 yılında bitirilmiştir.

MORIAAN:13. Yüz yılda  yapılmış. Hollanda’da bulunan en eski tuğladan yapılan binadır. Markt Meydanı’ndadır.

HAADHUIS (Belediye konağı) 17. yüz yılda yapılmıştır. (Hollanda Klasizm stilinin  iyi örneklerinden biridir.) Markt Meydanı’nın güney tarafında bulunmaktadır.

BINNENDIEZE: Eski şehrin altında yirmi iki kilometre uzunluğunda bulunan bir kanal sistemidir. Bu şehir de arazi azlığı nedeniyle Dommel adlı ırmağı üzerine evler inşa edilmiştir. Bu kanallarda rehber kılavuzu eşliğinde turistler gezdirilmektedir.

Buraları gezerken tarihle bu günümüzü iç içe yaşamış olursunuz. Her taraf pırıl pırıl. Her birey şehrine ve tarihine sahip çıkarcasına bir izlenim doğmaktadır.

1933’de iktidara gelen Nazi rejimi sözde Devlet düşmanlarının hepsini yok etmek, bertaraf etmek ve saf Alman ırkı yaratmak için Alman komünistleri, sosyalistleri, sosyal demokratları, Romenleri, çingeneleri, Yehova Şehitleri, eşcinseller ve asosyal ya da sosyal açıdan sapık davranışlar göstermekle suçlanan kişileri bir yerde toplandığı için, toplama kampı deniliyordu. 1933-1945 yılları arasında Nazi Almanyası milyonlarca kurbanı hapis edebilmek için yaklaşık yirmi bin kamp kurmuşlardır.

Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesinin ardından, Naziler binlerce esirin yorgunluk, açlık ve açıkta kalmaları nedeniyle hayatlarını kaybetmişlerdir. 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi kamp sistemi sistemli olarak Almanya, Hollanda, Bolanya’da yayıldı. Nazi doktorları, esirler üzerinde tıbbi deneyler yaptılar.

Haziran 1914’de Almanya’nın Sovyetler Birliği’ni işgalinin ardından kampların sayıları, esirlerin artması ile birlikte çoğalmıştır. Son çareyi Yahudi soykırımı ya da kitle imhasını kolaylaştırmak adına, Naziler Yahudilerin nüfusunun yoğun olduğu Polonya’da imha kampları kurdu. CHELMNO Aralık 1941’de ilk kurulan imha kampında Romenler mobilgaz arabalarında öldürüldü. Gaz odalarında her gün altı bine yakın Yahudi imha ediliyordu. Nazi işgali altındaki topraklarda yaşayan Yahudiler, Polonya’daki ölüm merkezlerine giden yolculuklarından önce Hollanda’daki Westerbork’a ya da Fransa’daki Drancy geçici kamplarına sürüldüler. Burası ölüme gitmeden önceki son duraklardı. Almanlar ve iş birlikçileri  imha kampında üç milyondan fazla Yahudi’yi öldürdüler. Nazi kampında tutuklu olanların çok küçük bir bölümü sağ kalmayı başarmışlardır.

 

            Devamı yarın…