Arşa ulaşan dualar…

Adını sen koy okuduğun yazının. Cümlelerin bütünleştiği metinlerin ötesine uçuşa geçmiş hava akımıyla selam gönder. Çevrim dışı ne varsa rüzgâr alıntısında yamaçlarda çiçek toplasın. Kar yağsın saçlarına yaz ortasında. Güneş yakmış, don tutmuş yüreğine gam ekleme.

            Oğuzdan önce ve Oğuz’dan sonra hiç bir faslın, zamanı gülümsetmeye gücü yetmiyor. Ey gün vaktim,  mevsim bahar olsun kendi gelen makamındaki şarkılarım.

            Ses vermeyen ne kadar resim varsa, saçının bir telinin akıntısına dayanılmazlar hanesinde buruk bir sevgi tutulur, tutulur da bahara fidan eker koç yiğit. Bütün zamanların üzerinden geçerek bana ulaşmalısın.

            Babalar ve annelerin dünya zirvesinde üzülmeyişine azami dikkati gösterip ayrı ayrı şiirler ve resimlerle süslenişindeki samimi gözyaşları dünyalıkların arasında kaldı.

            “Şimdi ateşi var. Şimdi koltukta yatıyor. Şimdi diyorum ki bir iyileşse, gülse yine, benimle güreş tutsa, bilek güreşi yapsa, ödevlerini yapsak birlikte, yarına hazırlansa, ellerimle yaptığım çorbayı içse limon sıkıp o zaman inanacağım iyileştiğine.”

            Hasta olunca çok üzülen bu yavru yüreğin saf ve sade nesi varsa hissediyor, duyuyorum.

            Kış günlerinin soğuk vurgunu bir tenin bırakışıyla üzülüşü, sessizce titreyişi, tahlil edişini hep hatırlıyorum.

            Oğuzdan önce ve Oğuz’dan sonra bahar diyen yürek hiç değişmeyecek. Oğuz ve bahar ebediyen bende yaşayacak.

            İnsan dünyalık hayatında neyi görecek, tadacak, koklayacak, tutacak, yaşayacaksa hepsine hazır olacak ve kendini kaybetmeden yarınlara sağlıklı akmanın ve az hasarla sabaha ulaşmanın yolunu bulacaktır. Bulmalıdır.

            Uykusuz bir gecenin ayaza teslim olduğu şafak öncesi ve sonrası dakikalarında sen olmalısın güneş yüzlüm, yüreğimi sevgin ve hasretinle dağladığımsın.

            Haydi, vakit gece ötesinde serin rüzgâr ve sessizliğin ortasında yol alıyor. Sen uyumalısın, dinlenmelisin oğul. Önünde çok uzun yıllar var, o günlere sağlıklı ulaşmalısın. Yarına hazırlıklarını tam yapmalısın.

            Gün akşama kavuştuğu andan itibaren şafağa ulaşmak için yoluna devam eder.

            Sen bakma benim terleyişime, nefes alış verişimdeki seslere takılma, akşama doğru yol alan ateşime aldırma.

            Değişim, hayatın her hücresinde nefes alıp vermeye sürekli devam edecektir.

            Emanetimiz Mevla’ya teslim olmuştur. Secde huzurunda akıntılar tenimi ısıtmakta her şeye rağmen gülümsemektedir.

            Dost bağında kaç gönül dostu olur.

            Bozkırın yalnız adamı ağır ağır yaşadıkları ve yaşananların hüznüyle yoluna devam ediyor.

            Dün, bugün ve yarında dimdik hayatta olmak farz ise yeni güne merhaba demem gerek.

            Dünya cehennemini yaşamak nedir bilirim. Şafak öncesi secdeye kapanışla gözyaşlarının seccadeyi nasıl ıslattığını secdede ne kadar kaldığını unutuşun titreşimiyle teslimiyetin derinliğini bilirim.

            Adını sen koy okuduğun yazının. Cümlelerin bütünleştiği metinlerin ötesine uçuşa geçmiş hava akımıyla selam gönder.

            Bir güneş yaksın birde don tutsun yüreğini.

            Oğuzdan önce ve Oğuz’dan sonra söz hareke geçsin.

            Haydi, yola çık oğul. Baba ocağında her şey ve herkes seni bekliyor.

            Yarınlarım senle süslensin, dualarım fersah fersah arşa ulaşırken.

 

            “ Uzaktaki yâre mektup yazamam

            Birkaç kelam arzuhali soramam

            Hasret yaşları gözümden akarken

            Gönül bağımda sensiz yaşayamam.”