GÖNÜL BAHARI

Gönül baharı, aydınlık çiçeklere doğru bir koşu tutturdu biteviye

Yüreklerdeki acıları, umutla umutsuzluk arasında gidip gelen fırtınaları alıp götürdü.

Götürdü, engin vadilerin yamaçlarındaki cennet kokularıyla doldurdu.

Ölümsüz bir sevgili, bir sevdalı gibi…

 

Solgun benizlerin yüzüne kan geldi, kana bulanmış bir ebea gülü misâli…

Rüyalarda gül yoğruldu, bahar coşkusunun bulutlardaki umut yüklü rahmet damlaları bereketiyle…

Toprağa gül düştü, toprak güle dönüştü, bir uhrevi sevdayla…

O’na uzanmak, O’na kul olmak…

O’nun ile sonsuzluk bahçelerinde seherlerde, bülbülleşmek…

Mevsimler,   O’nun yolunda yeni güfteyle beste yaptıkları gibi…

Sevgililer yanak yanağa buluştu…

Kardelen yapraklarının serin eteklerinde…

Bir sevda masalına dönüştü dağ başlarında menekşeyle nevruz buluşması…

Huzur u mahşerde semazen olmak arzusuyla beyaza büründü Kâbe Sevgilileri…

Çile yoğurdu, Ravzai Mutahhara’da gönlü yaralı dostlar…

Bir bal peteğinin içinde, balsız kalmış gönüllere, sessizce bal taşıdı kanatsız arılar…

Yorgun düştü dillerdeki inciler…

Toprağa tohum oldu, filiz oldu, çiçek oldu açtı, dağ dağ yaralı gönüllerde…

Ummanlarda uçarı bir rüzgâr oldu sonsuzluğa uzanan…

Yunus oldu, deniz diplerinde ona uzanan uhrevi maviliklerde…

Kanada kalktı, bir âlemin nurdan kuşları…

Uçtular uçabildiği kadar…

Yolculukları Firdevsi Âlâ’ya kadar… 

Koştu bütün âlemlerden ins ü cin; el etek öptüler,  öteler ötesi bir mekânda…

Hepsi arşın kürsün üstünde güle dönüştü…

Bin bir yürek sevdasıyla ölümle kol kola girip gülüştüler, biteviye…

Dalga dalga gülücükler yayıldı semadan, semaya…

Halka halka indiler arşı âlâya… 

Kokladılar bahar sevinciyle yedi iklim dört köşeyi…

Secdeye kapandılar ebedi bir âlem aşkına…

Döndü bir başka âlemin şaşkınları, şaşkına…

Her şey değil mi güzel, Allah Aşkına!... 

Değil mi güzel, Allah aşkına!...

 

Yağmur, neden böyle yağıyorsun mahmur, mahmur

İçimdeki acıları döktüğün yeter, ne olur, yağmur!...

Bırakma beni böyle mahmur…

Bırakma beni böyle mahmur!..

 

Bak döküldü çiğ tanelerim toprağın tenine,

Dudaklarım kan rengi.

Bir asude gül kokulu sevgiliye ağlıyorum…

Gülün sevdasına bel bağlıyorum…

 

İçimde yorgun hücreler kalmasın yağmur?

Tomurcuklarım donmasın, ayaza çekmesin ilkbaharım!

Açsın bütün çiçekler, kızıla boyanmasın baharım.

 

Her gönül, bir aşk yaşasın gül kokulu sevdalarda,

Her sabah doğsun karanlık gecelerin ardından güneş;

Aydınlık olsun, ak olsun ufuklarımız!

Gülsün ülkemin bütün insanları… 

Bir ben ağlayayım, bülbül gibi, gül gibi hep mahmur,

Ruhumun kanatlarına insin nurdan damlaların yağmur!

Gönül baharı aldı bütün acıları, aldı sancıları insanların yüzünden, yüreğinden

Bütün âlem güle dönüştü, tebessüme koştu yanan yüreklerde erguvanlar…

Ne olur Allah’ım Resulün için, Hz. Muhammed Mustafa Aşkına!

Bir daha olmasın içimizde kin ve husumet!

Zillete düşürmesin bizi içimizdeki, zulmet!

Ne olur Allah’ım! Habib’inin Mevlidi aşkına biz bir kez daha affet!

Affet Allah’ım, affet! 

Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun!

           

 

                                                                                              Mehmet Emin ULU