Herkese selamlar...

Herkese merhaba, güzel ülkemin, güzel insanları…

            Aslında kendimce ev faslındayım.  Gönüllü gönülsüz bir dil uzantısından tat ve lezzet aldığım günler çok uzaklarda kaldı.

            Yazımı tamamladığım vaktin devamında dua makamımdayım. Avuçlarım dua makamına açık nasiplerini toplamak için dakikalarca bekliyor. Beynimde onlarca soru, makamla paylaşıyorum. Arzım uzadıkça uzuyor. Önce kendim için, ailem için, ülkem için ve dahi milletim için yüreğimde ne varsa, sevincim ve üzüntüm ne ise bir bir hem anlatıyor hem de yeniden yaşıyorum.

Sabaha ramak kaldığı dakikalarda uykusuz bir gece sonrasının mahmurluğunda gözlerimi kapatıp dinlenmeye çalışıyorum.

            Çizgi çizgi alnımda toplanmış yılların derinliğinde üşüyorum.  Yorgan altında titriyorum.

            Yüreğimi doldurmayan, duygulandırmayan, sabaha diz çöküşüm ondandır.          

            Vaktin neyi varsa göz göre göre, döküle döküle penceremden yüzünü gösteriyor. Yıldızlar kaybolma yarışında, şehrin derinliğinde kayboluyorum. Karşı yakanın bağ evlerinden ses gelmiyor. Şehrin ışıkları kendini günün aydınlığına bırakıp gidiyor.

            Balkon sos veriyor. Aylardır başıma uğramayan ağrılar fersah fersah yerleşmeye çalışıyor. Bir an başım dönüyor. Düştüm düşeceğim derken ne olduğunu anlamak için kendimi dinliyorum.

            Tansiyon problemim yokken, şekerim normal seyrinde kontrollü yoluna devam ediyorken,

            Neden uyku tutmaz geceler boyu takıntılarımla uğraşıyorum.

            Saniyelerin bile hesap sorduğu derinliğin uzağını ve yakınını nasıl tayin edeceğim.

            Başım… Ağrılar… Kontrolsüz bir dönüşün burukluğu ve bulanıklığına teslimim.

İlaç alma alışkanlığım da yoktur.

Alev altında ağrılarla ve taşıyamayacağım yükün altında beynim beni rahatlatamıyor.

            Şimdi köyümde… Kelkit’in kenarında olsaydım.

Bir ateş yakardım karanlığa inat.  Yakardım da önce yüreğim sonra eş dost ışığa kavuşurdu...

Bilirim, doluyum, rahatlamam için akıntıya kapılıp saatlerce yazmam gerek. Bir hal var haller içinde, bir şey boğuyor beni, yutkunamıyorum. Öksüremiyorum, hapşıramıyorum, ne yapıyorsam kendime bu gece… Dahi geceler.

Yazılı ve görsel medyadan takip ettiğim gündemdeki gelişmeler beni çok üzüyor. Haddinden fazla mutsuz ediyor, hak etmediğim halde de tansiyon, şeker ve yağ problemiyle yaşamak zorunda kalıyorum.

Az önce abdest aldım. Suları alabildiğine bol kullandım. Islattım çocukça kendimi… Serinlemek için, ne kadar ağrım varsa sular alsın götürsün istedim.

Artık duaya akacağım.

Ne kadar mı sürecek… Süre sınırsız… Zamanı avuçlarıma alıp yolunu açacağım.

Günü birlik ne varsa beni üzen, yoran, teslim alan hepsini elimin tersiyle itebilsem

rahatlayacağımı biliyorum. Ama bir türlü gerçekleştiremiyorum.

Her şeyi istediğimce unutabilsem, rahat nefes alsam.

Ama ben okuyan, yazan, düşünen ve üreten biriyim.

Ülkemde olanları görmemem, etkilenmemem mümkün değil.

Güne tatlı bir merhaba ile başlamak gördüğüm, tanıdığım ve tanımadığım herkese

gülümsemek, sıcak bir el uzanışıyla tokalaşmak istiyorum.

Herkese merhaba, güzel ülkemin, güzel insanları…

             

 

 

                                                                                                    23.01.2014/Ankara