Üretim

Bir tekstil mühendisi arkadaşımla sohbet ediyoruz.

''Bu gün ne kadar yoruldun sormayın.” dedi. Ben de “ne yapıyorsunuz canım, makinalar çalışıyor, sizler makinalara bakıp duruyorsunuz?” Dedim. Bana, “tekstilin hangi maddesini biz üretiyoruz ki? İpliğinden, fermuarına, düğmesine kadar dış ülkeden alıyoruz. Bazı ipliği bizler üretsek de, genellikle dışa bağımlıyız. Bizde üretecek teknik ve teknolojimiz nerede? Dış ülkeler bir düğme için on yıllık geliri kadar bütçeyi araştırma ve geliştirmeye yatırıyor. Sonra üretim ve Dünya'ya pazarlıyor. Ülkesine döviz ve iş gücünü geliştiriyor.” Dedi. “Peki biz tarım ve tekstilde ilerdeyiz diye biliyordum. Sanayimiz gelişmemiş, tarımımız gelişmemiş, tekstili de siz anlattınız. Hiç mi gelişmiş bir yanımız yok.” deyince “maalesef diğer ülkelere bakınca şu konuştuklarımızın içinde yarışacak pek de  teknolojimiz yok. Hep dışa bakmaktayız. Bundan sonra belki yeni yetiştireceğimiz insanlarla yatırım yaparsak olabilir.” Yanıtını verdi.

Ümitsiz değildi ama bizim toplumun bilgiyi alıp, üretimde yeni buluşlara geçmesi uzun zaman alacağa benziyor.

Ne olacak bu İstanbul'un hali?

''Sanayi ve fabrikaları Anadolu’ya kaldırmamız gerek aslında ama ben bir işletmeci olarak  Anadolu’ya yatırım yapmam. Çünkü yetişmiş eleman, ulaşım, pazarlamayı düşünürüm.''

Üretim yapabilmek için bilgi, bilgi için eğitim ve öğretim şart. Bir de birilerinin araştırdıkları ve geliştirdiği ürünleri sonradan gelenlerin devam etmeleri, bilinenlerin üzerine teknolojiyi uygulayarak güncellemesi şarttı. Temeli dönüp dolaşıp hep eğitim-öğretime dayanıyor. Bilgisiz bir toplumun, dümensiz gemiyle bir farkı yok. Ne zaman nerede  bir karaya ve kayaya çarpacağı belli değil.

Eğitim ve öğretim insanların yaşamlarının bir parçasıdır. Eğitim Dünya'ya geldiğimiz andan itibaren davranışlarımızın çevreyi tanımamızın olumlu ve olumsuz yanlarıdır. Belki de anne karnında da bir düzenekle eğitimimizi alıyoruz. İlk eğitimimiz Dünya'ya geldiğimizde ciğerlerimize ilk havayı almakla başlıyor. Dünyaya merhaba demenin çığlıklarını çevrenin sessizliğini bozarak hayata başlıyoruz. Annemizin memesini arar, beslenmek için annesinin kokusunu tanır. Sonra ailesini, çevresini, yakınlarından uzağı tanır, bilir öğrenir. Eğitim toplumda saygınlık kazanan, beğenilen ve taktir toplayan bir olgudur.

Eğitimi tarif edecek olursak: İstenilmeyen bir davranıştan, istenilen bir davranışa getirilmesidir. Toplum kurallarına uyma, yaşamı kolaylaştırma diyebiliriz. Eğitilmiş insan hayatta ki zorlukları kolayca çözümleyen insandır. Öğrenmeye alt yapısı hazır insan demektir. Öğrenen insan bilen insandır. Enerji dolu, hayattan zevk alan, çevresine faydalı, çözüm yollarını kısaca araştırıp bulan bireydir. Kısaca gülen insandır. Gülen insan güldüren insan, oksijen alan, beyni çalışan, çevresine hareketlilik, mutluluk getiren insandır.

Eğitim ve öğretim ikiz kardeş gibidirler. Yaşamda hava, su, toprak, güneş kadar insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Sevgiyi ve saygıyı aramanın kapısı eğitim ve öğretimden geçmektedir. Öğrenmenin de teknik ve yöntemleri vardır. Tarihe baktığımızda taklit, gözlem, inceleme, usta çırak, yanılma yöntemleriyle öğrenilirdi. Osmanlı’nın ilk kuruluşunda ahilik sistemi gelişmişti. Vatanını düşmanlara karşı savunurken, ustalık, kalfalık, çıraklık sisteminde en üst safhada yerini almıştı. Ayrıca o dönemde ayıplı mal satamazsınız, kimseyi kandıramazsınız. Toplumun o dönemde giyinme, barınma, yiyecek üretimi, tarım, sanat ve sanatçı yetiştirilmesinden, eğlence törenlerine kadar bir kural dahilinde insanlar eğitilmişti. Günümüzde okullarda yapılan eğitim ve öğretim değişik teknik ve yöntemler kullanılmaktadır. Okuma yazmayı iyi bilen bir birey, güzel konuşur. Güzel konuşan bir birey karşısındakini ikna eden, olayları iyi yorumlayıp anlatan insandır. Ortak akılla doğruyu bulan, topluma ışık tutan, toplumla bütünleşen, gelişen ve büyüyen toplumun bireyidir. Toplumun eğitim ve öğretimin gelişmesi, ülkenin gelişmesi, ülkenin gelişmesi diğer ülkelere mal ve ürünlerinin, kültürünün, sanatının tanıtması, satması demektir. Ülke halkının refahı ve mutluluğu demektir.

Yaşamdan zevk almanın yollarından biri de bilerek, bilinçli yaşamak. Bilinçli yaşayan insanlar farklı bakarlar doğaya, insana, toprağa, ağaca. Farklı düşünceler geliştirirler, yeni bilim ve buluşlara imza atarlar. Kendisini de, ailesini de, çevresini de mutlu etmeyi bilirler.

Atalarımız: “Eğitilmemiş insan, yontulmamış ağaca benzer'' derler. ''Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.'' Atatürk. Sözünü kulağımıza küpe olarak takmalıyız. İlimi, bilimi mürşit edinenler zafere ulaşanlardır. Yeni icatlar, yeni buluşlarla uğraşan insanlar ne güzel insanlardır.

Eğitime hizmet edenler, eğitim alanlara, emeğini zamanını eğitime-öğretime harcayanlara selam olsun. Eğitim ve öğretimle kalmanız ve uğraşmanız dileğiyle...

SÜLEYMAN ERKAN 06-02-2014 PERŞEMBE.    ŞİŞLİ-İSTNBL.