“Şiir ile hayatım yeniden şekillendi”

Zonguldaklı Genç Şair ve

Bülent Ecevit Üniversitesi

Din Kültürü Öğretmenliği Bölümü Öğrencisi

Ufuk Silik:

“Şiir ile hayatım yeniden şekillendi”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları okudunuz bu güne kadar?

UFUK SİLİK- 1995 yılı Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde dünyaya gözlerimi açtım. Dünyaya gözlerimi açtım açmasına ama bu o kadar kolay olmamış tabi, şehre uzak köyde yaşadığımız için bir de üstüne üstün Kasım ayı olması yolları kapatmaya yetmiş. Ne hikmetse o yılda Zonguldak’a aşırı kar yağmış. Hastaneye yetişene kadar anneme az çektirmemişim anlayacağınız. İlk ve ortaokulu İhsaniye’de Cengiz Topel ilköğretim okulunda tamamladım. Aslında ilk şiirle tanışmam burada oldu diyebilirim. Okulda Türkçe öğretmenimiz şiir dinletisi yapacağını duyurmuştu sınıfta, her nedense ben de bu dinletide yer alacağımı hocama söylemiştim. Ve ilk okuduğum şiir Cahit Sıtkı Tarancı dan “Yaş Otuz beş” şiiridir. Belki de benim şiire başlamamda bir etken olmuştu şiir dinletisi. O yıllarda yani 7. sınıfta birkaç küçük şiir yazdığımı hatırlıyorum ama şuan o şiirler elimde mevcut değil ne yazık ki. Zaten lise 3. Sınıfa kadar şiir yazmadım o birkaç şiir haricinde. Evet, lisenin sözü açılmışken liseyi de nerde okuduğumu belirtmeden geçmeyeyim. Liseyi kazanmam biraz sıkıntılı geçse de son anda Kozlu Anadolu Lisesini kazandım. Son anda diyorum çünkü hedefimde Anadolu Lisesi okumak vardı ve ben ilk üç tercihimde bir Anadolu lisesini kazanamamıştım. Ama kaderde ne yazıldıysa o olur denir ya işte tam o olmuştu, MEB o zamana kadar yapmadığı bir şeyi yapıp dördüncü tercih hakkını tanıdı öğrencilere ve bende bu vesileyle Kozlu Anadolu Lisesini kazandım. 9. Sınıfı bitirdikten sonra sözel bölümünü seçtim. İlkokuldan beri aklımın bir köşesinde hep sözel bölümünü okumak vardı ve bu bölümü de üç sene layığıyla okuduğumu düşünüyorum. Yukarıdaki sözlerimde lise 3. Sınıfa kadar şiir yazmadığımı söylemiştim. Lisede şiirle samimiyetimi arttırman ise, sınıf arkadaşım Cemre Bükrük’ün “Çürük Çarık Sevda” şiiriyle oldu. Baktım arkadaşım güzel şiirler yazıyor, bende deneyeyim belki bende şiir yazabilirim dedim işte o vakitten beri şiir yazıyorum. Şiir dışında da fotoğraf çekmeyi seviyorum, anları ölümsüzleştirmek hoşuma gidiyor yani.

SORU- Neden  Zonguldak'ta okul tercih ettiniz? Neden bu bölüm? Bu bölümü yazmadan önce ve şu an duygularınız arasında ne fark var?

UFUK SİLİK- Zonguldak okumamın sebebi; öğretmenlik okuyacağım için ve ileride de zaten tüm şehirleri gezeceğimden dolayı hem kendime hem de aileme fazla yük olmak istemediğimden kendi memleketimden okumaya karar verdim. Aslında LYS sınavının son 2 ayına kadar Zonguldak da okumayı düşünmüyordum, ama sözel bölümündeki yanlış uygulamalar, beniz Zonguldak da okumaya yöneltti diyebilirim. Yanlış uygulamalardan kastım ise, sözel bölümünde okunacak bölüm kalmamasıydı, ya öğretmenlik okuyacaktık, ya da bir fakülte. Ama bizim bölümdeki fakültelerinde önünün pek açık olmadığını düşünerekten öğretmenlik okumaya karar verdim. Hedefimi Türkçe öğretmenliği olarak belirlemiştim kendime, ama nasibimde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İlköğretim Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğini kazanmak varmış. Türkçe öğretmenliğini kazanacağımı düşünürken Din kültürü öğretmenliğini kazanmak beni biraz üzmüştü doğrusu. Sonuçta Türkçe öğretmenliğinde hocalarımın yardımıyla şiir alanında ilerleyebilirdim, fakat kazanamadım. Ama kazanamadım diye de şiirimi geliştiremeyecek değilim tabi, sosyal ağlarda şiir topluluklarına katılarak, oradan fikirler edinme yoluna başvurdum. Bunlarda azda olsa şiir hayatıma katkıları oldu.  Kendi bloğumu (ufuksilik.blogspot.com) açarak şiirlerime yorum alacağımı düşündüm ve kendi kişisel sayfamı açtım bana da katkısı oldu bunun. Âmâ şunu söyleyebilirim ki okuduğum bölüm ileride şiir hayatımda olumlu değişiklikler yapacaktır.

SORU- Bize ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin çabalarınıza bakış açısı nasıl? 

UFUK SİLİK- Çekirdek aile yapısına sahibiz. Babam Trabzonlu, annem ise Rizeli. Benden küçük kız kardeşim ise Zonguldak Atatürk Anadolu lisesinde okuyor. Şiir yazmamı engelleyecek herhangi bir girişimleri olmadı diyebilirim aslında, derslerimi etkilemesini istemiyorlar sadece bazen bu yüzden tartıştığımız olsa da, babam okumak istediğim şiir kitabının parasını verir bende alırım. Bu yönden pek bir sıkıntım yoktur ailemle. Hala şiir yazdığıma inanmıyorlar diyebilirim ama. “Okuyorsun internetten, kitaplardan oradaki sözleri alıp yazıyorsun” derler arada hatta.  Bu birazda ailede bir şeyler yazan olamamasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum.

SORU-. Siz aynı zamanda şairsiniz ve şiir yazıyorsun şiir kitapları çıkarıyorsunuz? Şairliğinizin hikâyesini  anlatır mısınız? 

UFUK SİLİK- İlk önce bana Şair diye hitap ettiğiniz için teşekkür ederim ama şuan için bir şair olduğumu düşünmüyorum. Çünkü bir şair kadar bilgi donanımım yok, daha yeni yeni şiir yazmaya başlamışken bir şairim demek haddime değil. Piyasaya çıkmış bir kitabım yok fakat okuldaki arkadaşlarım ya da merak edenler okusun diye kitap çıkarmıştım. Kitap çıkarmak kolay bir şey günümüzde, fakat o şiir kitabının hakkını vermek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu yüzden piyasaya sürmek için kitap çıkarmadım. İlk soruda şiirle nasıl tanıştığımla ilgili bilgiler vermiştim, bu sorunuza ise şu şekilde cevap vermek istiyorum. Her şey “Yaş Otuz Beş” le başladı, arkadaşın şiir yazdığını görerek yeniden bende bir heves oluşturdu şuan ise şiiri, kendimi ve çevremdeki olayları yazarak kendimi mutlu etme isteği olarak devam ediyor. İlerisi neler götürecek yaşayıp göreceğim. Şiiri bırakmak planlarım arasında yok belirtmek isterim.

SORU- Çıkardığınız kitapların çıkış hikâyesini ve nasıl ilgi gördüğü hakkında bilgi verir misiniz?

UFUK SİLİK- Yazdığım şiirleri yazıcıdan çıktı olarak alıyordum, fakat bazen bu kâğıtlar kaybola biliyordu. Şiirleri okumak isteyen arkadaşlarıma şiirleri bir kâğıt olarak vermek de pek hoşuma gitmiyordu doğrusu. Kitapta düzen içerdiği için o zamana kadar yazdığım şiirleri, hikâyeleri, aforizmaları, bir matbaada bastırarak “Yeniden Doğan Umutlar” adlı ilk kitabı mı çıkardım. Kitaba İlgi olarak ise okulda hocalarım dershanedeki hocalarım, çevremdeki arkadaşlarım beklediğimden fazla ilgi gösterdi. Hatta dershanede ki Felsefe hocam şiir kitabımdaki bir şiirden kesit alarak soru hazırlayıp, dershanenin soru merkezine gönderdi. Büyük ihtimalde bir deneme kitapçığında bu soru yayımlandı.

SORU- Üniversite okuyan gençler genelde diyalogu sevmez ve büyüklerin diyalog kurmasından çoğu genç rahatsız olur. Siz ise severek iletişim kuruyorsunuz. Bu tutumunuzun faydaları  neler?

UFUK SİLİK- Belki de bundaki etken şiir yazmam diye söyleyebilirim size. Şiir her şeyden beslenir; insandan, bitkiden, doğa olaylarından. Bundan dolayı bende insanlarla iletişim kurmayı seviyorum diyebilirim size. İnsanlarla konuşurken onların dediği bir kelime benim şiirimde yer edinebiliyor kendine. Bu yüzdendir benim şiirlerimin imgelerle boğuşmaması. Günlük tabirlere daha çok yer vermeyi seviyorum ve bunun için insanlarla konuşmam gerektiğini düşünüyorum.

SORU- Şiirin sizin hayatınıza neler kattığını söyler misiniz? 

UFUK SİLİK- Şiir aslında benim hayatımı yeniden şekillendirdi diyebilirim. Yeniden bir Ufuk yarattı yani. Şiirle tanışmadan önce kendime ait düşüncelerim yoktu, olaylara sadece bir bakış açısıyla yaklaşabiliyordum. İnsanlarla diyaloglarım kısıtlıydı, belli kelimeler üzerine kuruluydu anlayacağınız. Şiir hayatıma tek başına girmedi işin özüne bakarsanız. Yanında tiyatroyu, sinemayı kitap okuma alışkanlığını getirdi. Tam manasıyla bana yeni bir kimlik kazandırdı diyebilirim. İnsanları daha iyi anlamaya başladım şiir sayesinde, kelimelerin altında hangi anlamlar gizli bunları keşfettim. Yazarların dışarıdan güzel olarak güzel görünen dünyalarının aslında pek de iç açıcı olmadığının farkına vardım. Ama şunu da belirtmeliyim ki yazmak insanı rahatlatıyor. En azından bu röportajı okuyanlara günlük tutarak kendilerini rahatlatabileceklerini söylemek isterim.

SORU- Hangi şairleri seversiniz? Neden?

UFUK SİLİK- Şiir yazmaya başlayan birçok kişi ilk önce herhalde Cemal Süreyya, Atilla İlhan ile tanışıyordur. Benimde ilk okuduğum şairlerdir kendileri. Aralarına Orhan Veli, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf, Küçük İskender, Can Yücel, Batuhan Dedde, Gökhan İnesi, Kaan Murat Yanıkıda ekleyebilirim okuduğum şairler olarak. Ama Cemal Süreyya ve Atilla ilhan farklıdır benim için. Atilla İlhanın “Ben Sana Mecburum” Cemal Süreyya’nın ise “Sana Giden Yollar Kapalı” şiirleri beni onlara yaklaştırmıştır. Şiirlerde anlattıkları da bende onları özel kılıyor bunun da etkisini göz ardı edemem tabi.

SORU- Okulunuzun, Üniversitenizin gelişimi için neler önereceksiniz?

UFUK SİLİK- Üniversiteyi yeni kazanmış biri olarak bu konuda görüş belirtmem tam yerinde olmasa da. Bence sosyal aktiviteleri arttırmaları üniversitemizi cazip hale getireceğini düşünüyorum. Daha çok yazar davet etmeliler, düşünürleri getirmeliler her ay üniversiteye. Tiyatro oyunlarını sıklaştırmalılar mesela. Üniversite içinde yazı yazan öğrencilere destek verebilecek bir kulüp kurabilirler. Bunlar yapılırsa üniversitemizin daha çok ön plana çıkacağını düşünüyorum.

SORU- Edebiyat seven ve şiirle ilgilenen gençlere neler önereceksiniz?

UFUK SİLİK- İlk şiire başladıklarında belki güzel yazamayacaklar, çevrelerinden olumsuz tepkiler alacaklar, belki hocaları şiirde iyi olmadıklarını söyleyecektir, ama yılmasınlar başarmak istiyorsalar hedefledikleri şeyin üstüne gitsinler. Bu hayatın her alanında böyle. Belki bazen ileride konu bulamayacaklarını düşünecekler ama bu böyle olmuyor okudukça, insanlarla konuştukça yeni konular onları bulacaktır. Ama asla şu yanlışa asla düşmesinler, bir kişinin duygularını yazarlık için kullanmasınlar. Yazmak için sevmesinler birini. Böyle yazarlar bence yazarlıktan nasibini almamış kişilerdir. Kitap gazete dergi gibi şeyleri okumalarını söylemiyorum, edebiyatı seven bunları yapar zaten.

Çok teşekkürler.

 

Ben teşekkür ederim efendim benle böyle bir röportaj yaptığınız için…