FIRAT'IN KIZI SES VERİYOR

Mustafa UÇURUM

 

Şiirin mekânlara yakışan bir hali vardır. Yaşanmışlıklar, yaşanma arzusunda olunanlar şiirlerde kendine en kolay yer edinen temalardandır. Bir şiiri okurken kendinizi uzak diyarlara doğru bir yolculuğa çıkmış hissederseniz bilin ki o şiir bütün gücünü eşsiz bir güzellikten almıştır. Bu bazen bir dağ, ırmak, deniz ya da gönle şifa bir tabiat güzelliği olabilir. Fakat bunların içinde benim de ilk tercihim hep ırmaklar olmuştur. Irmakların şiire yatkın bir akışı vardır. Bir şiirin ritmini mırıldanarak akar ırmaklar. Adeta içli bir şiir gibi.

 

Şair Sündüs Arslan Akça’nın ilk şiir kitabı Fırat’ın Kızı’nı okurken bütün kitap boyunca Fırat size eşlik ediyor. Kâh bildik hırçınlığıyla kâh içten içe yaktığı ağıtlarıyla Fırat şairin dizelerinde sanki tekrar hayat buluyor.

 

Sündüs Arslan Akça, dergilerde şiirler yayınlayan ve şiiri önemseyen bir şair. Şiir ki her şeyiyle özen ve önem isteyen hassas bir sanat. Ruh inceliğinden ve endamlı sözcüklerden oluşan sonsuz bir korodur şiir. Akça’nın şiirlerini okuyunca çok sesli ve çok renkli bir koronun içinde buluyorsunuz kendinizi. Hecenin ruhu okşayan ahengi sizi alıp bir halk türküsünün bağrına bırakıyor. Yıllar ötesinden bir ses, bir ozanın sazının titreyen teline ulaştırıyor kalbinizin ahengini.

 

“Gördüğüm ağaca çaput bağladım

  Sazın tellerinde yürek dağladım

  Bir kıyıya geçtim yandım, ağladım

  Gül, haz’ını ister söyle nerdesin?”   ( Nerdesin- s.32)

 

Sündüs Arslan Akça’nın sağlam bir şiir dili var. Özellikle heceli şiirlerine baktığımızda şiirlerin yazılmaktan ziyade bir halk ozanı hassasiyetiyle söylendiği izlenimine ulaşıyoruz. Dizeler arasındaki akış, sağlam kurulmuş hece ve kafiye düzeni bu şiirlerin tümüne hakim.  Dörtlük ve beyit düzeninde aynı ahengi yakaladığını söylemek mümkün.

 

“Sırça köşkler içinde dost meclisi ne gezer

 Geçer postun üstüne yamaca yaren ister.”  ( İster - s. 77)

 

Fırat ve Keban şairin hasretini çektiği iki sevdası. Kitabın isminden başlayan bir özlem neredeyse tüm dizelerde kendini hissettiriyor. Şairlerin şiirlerini besleyen bazı kavramlar vardır. Şair, gücünü özlemle ya da umutla bu kavramlardan alır. Sündüs Arslan Akça’nın şiiri Fırat’ın coşkulu suyundan alır serinliğini ve bereketini. Şair bu güzelliğin yanına bir de gelincikleri ekler. Fırat bir yandan çağlarken gelincikler diğer yandan rüzgârda nazlı nazlı salınır. Tabiatın her karışının şiirden bir haykırış olduğunu bu dizeleri okuyunca daha iyi anlarız.

 

“Fırat’ın  kızında bir sevdasın sen

 Yüreğin diline bir nidasın sen

 Şairler ehline bir edasın sen

 Pişer şiirlerde hep gelincikler” ( Gelincikler- s.62)

 

Sündüs Arslan Akça, şiirinde halk şiirimizin temel öğelerini yerli yerinde kullanan bir şair. Bir ozan edasıyla kurduğu şiirlerinde mahlas da kullanarak bu etkiyi pekiştiriyor. Kitaba da adını veren Fırat’ın Kızı, şairin şiirlerinde kullandığı mahlası. Şiirlerin konularıyla da örtüşen bu mahlas şiirin tamamlayıcı bir unsuru olarak şiirdeki yerini oluyor.

 

Şairin serbest tarzda yazdığı şiirleri de kitapta yer alıyor. Şiir dilini kurmuş ve bu dile hakim olan şairin, serbest şiirlerde de oldukça başarılı olduğunu görüyoruz. Akıcı, iç kafiye ve kelime zenginliğiyle şiirlerinde vermek istediği duyguyu başarılı bir şekilde okuyucuya aktarıyor şair.

 

“Bir gelincik dalı uzanırsa

  Eline

  Hüzünden bir tebessüm bırak üstüne

  Gelincik yaprak döktü

  Biline…                                 (Gelinciğin Hüznü - s. 93)

 

İlk kitaplar ilk adımlar gibidir. Yıllarca şairin kendi içinde biriken mısraları artık görücüye çıkmıştır. Belki dergilerde de yazılmıştır şiirler ama kitabın yeri çok farklıdır. Dergiler geçicidir, kitaplar kalıcı. İlk kitaplar aradan yıllar geçse de, başka başka kitaplar çıksa da bir yıldız gibi parlar durur. Çünkü ilk kitap, ilk göz ağrısıdır.  

 

 

Sündüs Arslan Akça’nın ilk kitabı Fırat’ın Kızı da şairin yüz akı olacak bir kitabı olarak okurlarıyla buluştu. Dopdolu, canlı ve buram buram Anadolu kokan şiirleriyle şair, okurlarını Fırat serinliğinde selamlar göndererek şairane bir duruşla selamlıyor. Sündüs Aslan Akça’nın içinde çırpınıp duran memleket sevdası yaşadıkça ondan daha böyle eşsiz şiirler okumaya devam edeceğiz. Şairin yolu açık, gönlü aydınlık olsun.