Öz güven ve İnsan

İnsanın yaradılışı mükemmeldir. İnsan bedeninde halâ bilinmedik sırları vardır. Biz kendimizden bilmediğimiz yüzlerce eksik varken, çevre varlıkları kim bilir bilmediğimiz nice olaylar ve sırlar vardır.

Yaşarken mutlaka birbirimize güvenmek, inanmak zorundayız. Güvenmeden yaşayan insanları oldukça zor anlar bekler. Ürkek, tedirgin, korkak, şüpheli yaşamak insanın ömrünü kısaltır. Dünyaya geldiysek zevkle sefa ile yaşamasını bileceğiz. Çalışıp ortaklaşa paylaşıp, hak edenin hakkını verip yaşamayı da bileceğiz. Doğayı, çevreyi, insanları, canlıları tahrip etmeden yaşamayı küçük yaşlarda öğrenmeliyiz. Kendimize ve sevdiklerimize zaman ayırmasını bilmeliyiz.

Mutlu olmanın, zengin olmanın, kazanmanın tek bir yolu var. O da insanın öz güveninin sağlam olmasından kaynaklanır. Yaşamda bireyin tek başına öz güveni yeter mi? Elbette yetmez.Toplumun çoğunda öz güven olmalı. Zira tek çiçekle bahar gelmez. Öz güveni fazla olan toplumlarda kalkınması, gelişmesi ve anlaşması daha kolay olur.

Bireyin kendine saygısı, sevgisi, öz güveni olursa başkalarına karşı da aynı değerleri taşır. Başkalarından da aynı değeri görür. “İNSANLAR AYNA GİBİDİR, SEN NE YAPARSAN O DA AYNISINI YAPAR.” Hz. Mevlana. Öz güveni, sevgisi, bilgisi olmayanlar çevresine, kendisine bilerek veya bilmeyerek zarar verirler. Çünkü onların dostu hırs, öfke, kötülüklerle yolculuk ederler.

Öz güveni olan insanlar yaptığı işin bilincindedirler. Kendisine ve çevresine zarar vermez. Yaptığı işin en iyisini yaparak, bilimle geliştirerek yapar. Yaptığı işin sonunda da mutlu ve huzurludur. Birey işini isteyerek, severek yapar. Sonucunda da başarı kaçınılmaz olur. İş yerindeki işi kendi öz güven bilinciyle yapar. Kimseye söz söyletmez. Yaşarken çevreyi kirletmez, çöp atmaz, yere tükürmez, kimseyi incitmez. Bunların tersini yapanlar belki o an için ihtiyaçlarını karşılarlar  ama... Ya sonrası? kedisine ve topluma verdiği zararları biliyor mu dersiniz?

Kişi kendine yapılmamasını istediği haksızlık ve yanlışlığı başkasına yaparsa ne olur? Kendisinde nasıl bir duygu oluşur. Trafikte sıkça rastladığımız olaylardan bazıları; Yanlış yere park edenler, surat sınırını aşanlar, kırmızı ışıkta geçenler, yaya kaldırımını işgal edenler, gereksiz yere korna çalanlar, el kol ve argo kelimeler kullananlar... Hayatımızdan bazı kesitler alırsak; Yalan söyleyenler, hak etmediği malı kendi zimmetine geçirenler, bilmediğini bilircesine konuşanlar, sözü, hareketi farklı olanlar... Acaba öz güvenleri yerinde midir? Rüzgarın kuru dalı savururcasına, çıkar ve menfaat nerede ise kişi orada. Sonra karşısındakinde ne güven  ne de inancı kalır.

Hiç bir hata ve suç cezasız kalmaz. Ya kanunlar veya toplum, tabiat-çevre mutlaka cezasını verir. Yaşamda hiç bir yanlış karşılıksız kalmaz. Bedenimizden çaldığımız uyku, eksik yiyecekler ve içecekler belirli bir süre sonra karşımıza hastalık olarak çıkar. Candan maddi ve manevi olarak hesabını sorar. Belki geç olacaktır ama yaptığı yanlışlar hayatında kendine ders olacaktır.

Güven ve kişinin öz güveni diğer insanlardan ayıran faktörlerden biridir. Öz güveni olan çevresini korur ve kollar. Kendisiyle ve çevresiyle barışıktır. Güler yüzlü bireydir. Çevresine neşe ve enerji veren insandır. Bilimi sanatı, okumayı seven insandır. Öz güveni olanlar az hata yapanlardır. Çünkü sorup sorgulayan, inceleyen araştıran insandır.

Eğitilerek küçük yaşlarda öz güvenimizi geliştirmeliyiz. Öz güveni geliştirirken aklımızı en ince noktasına kadar kullanmaya çalışmalıyız. Topluma güzel işler yaparken, geçtiğimiz zaman diliminden mutlaka iz bırakmalıyız. Öz güveni yüksek toplumlarda yardımlaşma ve dayanışma üst seviyededir. Yardımlaşan toplumlar, güvenen, inanan toplumlardır. Bu toplumlarda ihtiyaç ve muhtaç insanlara pek rastlanmaz.

Güvenmeden hayatın tadı olmaz. Herkese öz güveni tam, yaşamı sağlık ve mutluluk dolu günler geçirmesi dileğiyle...

 

Süleyman ERKAN

28-02-2014 Cuma

Şişli / İstnbl.