Mahremiyet

Âdem ile Havva kıyafetinde iki kişi. Biri erkek biri dişi, yorgun argın birer koltuğa yayılmışlar. Âdem ile Havva hiç olmazsa yaprakla örtünmüşlerdi. Bunların üstlerinde giysi namına hiçbir fazlalık yer bulamamış. Anadan üryanlar. Aynen, “Üryan geldim yine üryan giderim / Benim can vermeye dermanım mı var?" dizelerindeki gibi… Yorucu bir mesaiden sonra; erkek sigarasını yakmış, dişi ise bir fincan kahve ile dinleniyorlar.

Bir ara erkek, başarısının hazzıyla görünüşlerini bir fotoğrafla ölümsüzleştirir. Fotoğrafı, dost ve düşmanlarına göstermek için internette paylaşır. Öğrencilerinin gözlerini her an internete diktiklerini nereden bilecekti? Bir telefonla gerçeğe uyanır: Kendisinin profesör, yanındakinin öğrencisi olduğunu hatırlayıverir. On dakika içinde görüntüleri internetten derhal kaldırır ama olan olmuş, hain öğrenciler, fotoğrafı kaşla göz arasında kendi bilgisayarlarına indirmişlerdir bile. İndirdikleri gibi basına servis etmeyi de unutmamışlar. 

Olay, dallanıp budaklanıp yayıldıkça prof. unvanlı yaratık, utanıp yerin dibine geçeceğine “En iyi savunma saldırıdır" kuralı gereği başlamış saldırmaya. “Efendim insanlar da bir acayip olmuşlar. Mahremiyetimi teşhir ediyorlar." Saldırmak, günümüzün en etkili savunma örneğidir. Biri sizi mi suçladı? Suç delilinizin, öğrencilerinizin bilgisayarında kayıtlı olması önemli değil. Siz, sizi suçlayanı suçlayacaksınız hem de en yüksek perdeden… Sesiniz daha gür çıkacak ki suçunuzu bastırasınız. Aynı zamanda mağdur olduğunuzu da kuvvetle vurgulamalısınız. Mahremiyet teşhirinin yanında bir kız öğrenciyi kandırmak suç mu ki?

Profesör hakkında rektörlük soruşturma açmış. O da soruşturmaya fırsat vermeden istifa etmiş. Böylece bir beladan kurtulduğunu, aklandığını sanıyor. O nasıl mahremiyetse. Sanki birileri, gizli kamera koymuş da eşiyle yatak odasını görüntülemiş. İnsanoğlu şaşırınca kendi kendini ele veriyor. Üstelik âlemi suçlayarak. 

 

Üniversiteye gönderdiğimiz kızlarımız, erkeklerle aynı evi paylaşmasın istiyoruz. Paylaşmasınlar ama onları böyle ahlaksız profesör müsveddelerinden kim koruyacak?