Çanakkale Savaşları Ve Şehitleri 99. Yılında Anarken

Çanakkale savaşları Hilâl’in Haç’a karşı galip gelmesidir. Çanakkale savaşları; tarihin akışını değiştiren, Türk’ün şan ve şerefini zirveye eriştiren, vatana sevgi duygusunu geliştiren, iman gücünü bayraklaştıran ve orada savaşanları kahramanlaştıran görkemli bir destandır.

Dünyayı yenenlerin ve yenilmez sanılanların yenilgiye uğradığı Çanakkale; dünya tarihinde ve Türk milletinin hafızasında abideleşen, ebediyen, heykelleşen, efsaneleşen ve destanlaşan bir büyük zaferdir.

Çanakkale’de, kibirle gelenlerin nasıl hüsranla döndüğüne, Haçlı zihniyetinin ümit ışıklarının nasıl söndüğüne tarih şahit olunmuştur.

Her metre karesine altı bin merminin isabet ettiği, canları paramparça eden Haçlı bezirgânlarının leşlerinin serildiği tarihi bir gündür Çanakkale…

Çanakkale,215 bin şehidin kefensiz yattığı, Türk’ün şanına şan kattığı ve bir devrin battığı yerdir.

Aslını, esasını, özbenliğini, kimliğini, kişiliğini, inancını, kültürünü ve misyonunu bilmeyen milletlerin, yeryüzünde uzun müddet payidar olduklarına tarih bu güne kadar şahit olmamıştır.

Yıl 1915’dir.İngilizler, Fransızlar ve özellikle İngilizler; Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Mısır, v.b gibi sömürge ülkelerinden topladıkları askerleri, Mısır’da Türklerle ilgili aslı astarı olmayan olumsuz düşünceleri kafalarına iyice yerleştirip eğittikten sonra Çanakkale’ye getiriyorlardı. Özellikle Avustralya’dan gelen Anzak askerlerinin gözünde; Fes giyen Mısırlı fellah ve Kıptiler Türk’tü. Onlara göre Türk’ün adı Abdullah ya da kısaltılmış şekliyle Abdul’du. Türkler yoksul, zavallı ve hileli insanlardı.

Avrupa’da çıkan gazetelerde: “Türkler Hıristiyanları toptan öldürüyor… Kadınlara tecavüz ediliyor. Türk askerleri, savaş esirlerine çok kötü işkenceler yapıyor… Köpekten farkları yoktu. İnsan eti dahi yiyorlardı.”haberleri çıkıyordu.

Gelibolu’da çatışmalar başladıktan sonra Anzakların fikirleri değişmeye başlar. Türkler hastane gemisine ateş etmiyor, mertçe savaşıyor, özellikle siper muharebelerinde gösterdikleri cesaret ve başarı, saygı ve sevgi uyandırıyordu. Bunları gören Anzaklar Türk askerine Jacko,Johny Türk adını verdi.Bu derin bir sempati ve saygının ifadesiydi.Hatta muharebelerde Hindistan ve Pakistan’dan gelen askerler Türklerin Müslüman olduklarını görünce ateş etmediler ve onlara ‘Allah Allah’ nidalarıyla mesaj verdiler. İngilizler bundan hoşlanmayarak bu askerleri Mısır’a geri gönderdi.

İngiliz Genarel Aspinall Oglander:

“Türk askerinin savaş ve dövüş hususunda sahip bulunduğu niteliğinin önceden fark edilmemiş olması, İngilizler için felaket olmuştur… Türk askerinin ne yaman muharip olduğunu İngilizler, kendileriyle dövüştükten sonra acı tecrübeyle anlamışlardır.” der.

Tarihin en eski milletlerinden biri, ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyanmamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa diriliyordu.

Onlar 40 dakika ölüm, yıkım, kıyım kustular.

Asker korunmak için toprağa girdi, karıştı, toprak oldu sanki.

Bombardıman sona erdi. İngiliz birlikleri batı ve orta kesime, Fransızlar doğu kesime hücuma kalktılar.

Askerler savaşmak için taşın toprağın altından, ölüler canlanır, ruhlar ete kemiğe bürünür gibi doğruldular.

Ürpertici bir andı.

Çanakkale bir mahşerdi.

İşte bu topraklar, tarihin başından beri hiçbir zaman istilacılarını bağışlamamıştır.1915 yılında da bağışlamadı. Ateş ve çelik yağmuru altında yalnız piyade tüfeği ve süngü vardı. İlk defa biyolojik silah olan sârin gazı kullanılmıştı Çanakkale’de… Bu insanlık dışı bir olaydı. Teknolojiye karşı insan bedeni…

Çanakkale savaşları sadece muharebe alanlarında ölen askerlerin değil, idam edilen ilk sivil kişi olan Bozcaada müftüsünün de öyküsüdür… Gelibolu kara muharebeleri, yalnızca üst rütbeli subayların değil, küçük rütbeli askerlerin de savaşıdır.19.Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal ve muhteşem 57.Alay ile komutan Albay Avni, olağan üstü 27.Alay ile komutanı Yarbay Mehmet Şefik,36.Alay ile komutanı Yarbay Cemil, Seddülbahir’in yaralı aslanı Binbaşı Mahmut Sabri, Edirne sırtında Teğmen Mucip, Binbaşı Halis, Kumkale’de Teğmen Halit, Şehit Yedek subay Ethem…Ezineli Yahya Çavuş, Bigalı Mehmet Çavuş gibi düşmanlarını bile kendisine hayran bırakan binlerce kahramanın önünde saygıyla eğiliyoruz.

Çanakkale Savaşı, hiçbir ordunun, hiçbir silahın, yurt sevgisinden ve milli onurdan daha güçlü olmadığını ve olmayacağını, ayrıca Türk Milletinin en zayıf olduğu zamanlarda bile neler yapabileceğini öğretmekteydi.

İngiliz Deniz Bakanı Çörçil , o rezil mağlubiyetten sonra mahkemede tazyik altında kalınca çaresiz şöyle haykıracaktır:

 “Anlamıyormusunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil, ALLAH ile harp ettik. Tabii ki yenildik…”der.

Çanakkale’de şehit düşen askerlerimizi 99.yılında anarken Allah’tan rahmet dilerim. Allah,Türk Milletine o acıları bir daha yaşatmasın! Birlik ve beraberliğimizi bozmasın! Türk Milletinin başı sağ olsun!

 

                                                                               

Kaynaklar: Erol Mütercimler/Gelibolu 1915

Turgut Özakman/Diriliş

 

Mustafa Turan/Destanlaşan Çanakkale