ÇAMLIBEL'DEN YEŞİLYURT'A DOĞRU

Mustafa UÇURUM

 

            Şiirlere giren memleket köşelerini severim. Demek ki şairde bir iz bırakmış ki şairin şiirine konuk olmuş diyerek bu mekânları önemserim. Sivas sokaklarında gezerken sanki her köşe başında Yavuz Bülent Bakiler’den bir iz bulacakmışım gibi bir heyecan duyarım. İstanbul’da Gülhane Parkında dolaşırken kendini gizlemeye çalışan bir ceviz ağacının yapraklarını görmeye çalışırım.  

Çamlıbel’den her geçişimde Cahit Külebi’nin “Çamlıbel’den Tokat’a doğru / tozlu yolların aktığı ırmak” dizeleri her zaman dilime dolanır. Cahit Külebi, memleketine sadık bir şairdir. Yaşadığı yerlere karşı duygularını gizlemeden bu toprak parçalarını şiirine konuk etmiş bir şairdir. Yıllar öncesinden Niksar’da çalışırken Tokat’a doğru yola her düşüşümüzde Cahit Külebi’nin “Kamyonlar kavun taşır ve ben / boyuna onu düşünürdüm / Niksar’da evimizdeyken /küçük bir serçe kadar hürdüm” dizleriyle yoldaşlık ederdim.

Yollar önemlidir. Özellikle de Anadolu’da kasabaları, köyleri, ilçeleri birbirine bağlayan yollar yolculara görsel bir şölen sunması anlamında çok ayrı bir yere sahiptir. Mevsimin tüm güzelliklerini izleyerek yolculuk etmenin keyfine diyecek yoktur. Sonbaharda hüzünlü yaprakları savurarak yol alan bir araç, yaz sıcaklarında efil efil esen rüzgârla birlikte tarlalarda kutsal bir direnişle çalışan köylülerin arasından kıvrılarak yol alır. Elbette gidilen yol dört yaşındaki oğlum Ahmet Berkay’ın tespitiyle “kaymak gibi” olursa. Eğer yol, kaymak gibi değil de köstebek yuvası gibiyse bütün bu hoşluklar uçup gider, geriye öfkesi birikmiş bir yığın yolcu kalır.

Çamlıbel’den Yeşilyurt’a giden bir yol var. Yeşilyurt’un başka bir yolu daha var ama bu yol da en çok tercih edilen yolları arasındadır. Yol kenarlarının ağaçlarla gölgelendiği, rengârenk tarlaların renk cümbüşü oluşturduğu bu yol son yıllarda tam bir köstebek yuvası halini almış. Yolculuk ederken insanın aklına ne Cahit Külebi geliyor ne de yol kenarlarına ahenk katan doğal güzellikler. Özellikle direksiyon başındaysan odaklanman gereken çukurlar o kadar çok ki çukurları tutturmamak için büyük bir çabaya ihtiyaç var. Yolun hali ne yazık ki hiçbir şaire ilham verecek bir fotoğraf güzelliği sunmuyor.

Son yıllarda ülke çapında yol anlamında büyük bir hamle var. Bunu inkâr etmek, akıl örtülmesinden başka bir şey değildir. Şehirleri birbirine bağlayan yollar büyük hızla yapılıyor. Yıllardır hiç bakılmamış, ihmal edilmiş yollar genişletiliyor, duble yol yapılıyor. İnsan, böyle bir yoldan çıkmak istemeden yolculuğunu sürdürmek istiyor. Umut ediyoruz ki, yalnızca ana bağlantı yolları değil, kasaba, ilçe yolları da bu hizmetlerden nasibini alsın.

Geçenlerde serbest muhasebeci mali müşavir Murat Tüze ile sohbet ederken söz döndü dolaştı yollarımızın haline geldi. Kendisi de Yeşilyurtlu olduğu için Çamlıbel’den Yeşilyurt’a uzanan yolun içler acısı halini konuştuk. Hatta nükte olsun diyerek bu yolların halinin insanlara faydalarını bile sıraladık.

Düşününce, delik deşik olan böyle yolların böbrek taşlarını dökmekte son derece başarılı olacağı kanaatine vardık. Sürekli zıplayarak yolculuk yapan böbrek taşından muzdarip yolcular için en doğal tedavi bu olsa gerek.

Ayrıca, böyle yollarda araç süren şoförlerin el yatkınlıkları da artmaktadır. Çukurları tutturmamak için sürekli manevra yapan bir şoförün ustalığını varın siz düşünün.

Bir de iyice durağanlaşan sanayi esnafını da düşünmek gerek. Bu tarz yollarda sürekli gidip gelen araçların ikinci adresi sanayidir. Ön takımlardan eksik olmayan gürültü patırtı, hızla aşınan lastikler ve daha nice arıza…

Kaza yapma riski de böyle yollarda çok düşüktür. Çukurlara düşmemek için sürekli teyakkuz halindeki şoförün algıları son derecesine kadar açıktır.

Şakasıyla gerçeğiyle bu faktörleri arttırmak mümkün. Fakat gerçek olan şu ki yolların hali böyle olmaya devam ederse “yol keyfi” denen olay “yol çilesi” olmaya devam edecek. Yollar şiirlerle anılmak yerine çukurlarla hatırlanacak. Çamlıbel’in şiiri kadar pideleri de meşhurdur. Yeşilyurt’tan Tokat’a gidecek olanların pidelerin tadından mahrum kalmaması için bu yolu kullanmaya devam etmeleri de güzel bir sebeptir. “Kaymak gibi” bir yol, herkesin hayali. Umut ediyoruz ki en kısa sürede bu güzel coğrafya hak ettiği yoluna kavuşur. Yol yapılırsa şiiri de benden. Söz olsun.