Kutlu Doğum Haftası Ve Ondan Alınacak Dersler

9 Rabil-ul Evvel’e rastlayan 20 Nisan 571 Pazartesi doğum günü; 10 Ekim 1989’da,30 Eylül1990’da ayrı tarihler de ve 1994’den itibaren de 12-20 Nisan tarihleri arasında Kutlu Doğum Haftası olarak Türkiye’nin her tarafında kutlanmaktadır. Bu yıl da 1443’cü doğum günü kutlanmaktadır. Yalnız burada insanı düşündüren; mübarek günler, kandiller ve Ramazan ayı Hicri takvime göre 10 gün geriye doğru gittiği halde neden Peygamberimizin mübarek doğum günü 1994’den itibaren hep aynı tarihlerde kutlanıyor. Bunun bir nedeni var mı? 

            Cenab-Hak; “Sen olmasaydın bu alemi yaratmazdım” övgüsüne mazhar olan Peygamberimiz, sebeb-i hilkattir. Bu sebeple ona Fahr-i Alem demekteyiz. Hiç bir şey yokken onun nuru yaratılmıştı.

            O gün üzerimize doğan bir aydı. Bizleri aydınlatan, evlerimizi, sokaklarımızı ve bütün dünyayı ısıtan, kuşatan bir güneşti. İnsanlığın üzerine çöken kara bulutları kaldıran ve orta çağın karanlığından aydınlığa kavuşturan bir güneşti o…                        

            Muhammed…

            Ondan önce kimseye bu isim verilmemişti.

            O övülsün ve kendisine teşekkür edilsin diye, yaratılmıştı. Onun adını da Rabbi koymuştu.

            O Habibullah; yani Allah’ın sevgilisi…

            O,fizikte ve şekilde en güzel, ahlakta en mükemmel, varlığın sebeb-i hikmeti, âlemlerin rahmet peygamberi, insanlığın yegâne önderi, vahyin mihveri, Kuran’ın tebliğcisi, ahiret müjdecisi Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi vesellem yaratılmıştı.

            Babası Abdullah öldükten sonra yetim kalmıştı. Birkaç yıl dedesi Abdülmuttalip’in yanında kaldı. Dedesinin ölümünden sonra amcası Ebu Talibin yanında kaldı. Yetimlerin efendisiydi. Amcasının çocukları çok ve nüfusu kalabalıktı. Ama onu kendi çocuklarından hiç ayırmadı. Onu öz evlatlarından daha çok sevdi. Amcası daha sonra onu, fakir kalmış Halime adlı bir kadının yanına verdi. Halime bu yetimin sütannesi oldu. Belli bir yaşa kadar Halime’nin kızı Şeyma ile beraber büyüdü. Aradan yıllar geçti.

            Bir gün akrabaları toplanmıştı. Peygamberimizde oradaydı. Allah’ın elçisi; “şu tepenin arkasında düşman askerleri var, size saldıracaklar, dersem, bana inanır mısınız? Dedi. Birbirlerine hayretle baktılar:

             -Sen hiç yalan söylemedin ki, elbette inanırız, dediler, O zaman Hz. Muhammed şunları söyledi:

            - Ben Allah’ın elçisiyim. La İlahe İllallah derseniz, kurtulursunuz. Bana inanırsanız, mutlu olursunuz. Amcası, Ebu Leheb daha fazla dinleyemedi. Yerden kaptığı taşı yeğenine doğru fırlattı. Hz. Muhammed oracıkta dona kaldı. O günden sonra Ebu Leheb ile karısı Hz. Muhammed’in en büyük düşmanı oldular.

            Hz. Muhammed çok acılar ve çileler çekti. Geçtiği yollara dikenler döküldü. Hakaretlere uğradı ve yılmadı. Kutlu davasını hep savundu.

            Azılı düşmanlarından biri de Ebu Cehildi. Bir gün Allah’ın sevgili elçisi Kâbe’de namaz kılıyordu. Bunu gören Ebu Cehil, yeni kesilen bir Devenin kanlı işkembesini getirtti. Secdeye vardığı zaman, onu Hz. Muhammed’in omuzlarına koydu. Bundan Sonra Taif’e gitti. 

            Taif’teki zenginler de; “Bizim gibi zenginler dururken, Allah seni niye elçi yapsın” dediler. Sonra da çocuklarla birlikte onu taşa tuttular. Mübarek ayaklarını kan içinde bıraktılar. Sevgili Peygamberimiz yine de onlara kızmadı.

            Allah’ın elçisini öldürmeye karar verdiler. Her kabileden bir adam seçtiler. Onların tuzak kurduğu gece, Sevgili Efendimiz Hz. Ali’yi kendi yatağına yatırdı:

-          Hiç korkma, sana bir şey yapamazlar, dedi. Dışarı çıktı; yerden bir avuç toprak aldı. “Bismillah” diyerek, kâfirlerin yüzlerine serpti. Onun evden ayrıldığını göremediler.

-          Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de Resulüne itaat etmenin kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor.

Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik”(Enbiya 107)

Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.(Sebe 28)

            Namaz kılın, zekât verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.(Nur 56)”

            O’na ilk inanan Hz. Hatice(r.a) oldu. Ve ona:    

            “Ya Muhammed! Allah’a yemin ederim ki, Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Zira sen; “akrabanı ziyaret eder, acizlere yardımda bulunur, yoksulları kazandırır, konuğu ağırlarsın. Ve Hak yolunda insanlara yardım edersin” demişti.        

            Hz.Ebû Bekir de Resûllah’ın doğruluğuna güvenerek İslâmı kabulde hiçbir tereddüt göstermemişti.

            Hz. Osman, Avf oğlu Abdurrahman, Cerrah oğlu Ubeyde, Ebu Bekir gibi dirayetli bir zâtın Hz. Peygambere inandığını görerek onlar da inanmışlardı.

            Hz. Ömer, Kur’ân-ı dinleyip onun cazibesine kapılarak inanmışlardı.

            Ebû Süfyan Şam’da Bizans İmparatoru Heraklüs’un önünde Hz. Peygamber (s.a.v) in hâl ve şanını olduğu gibi anlattıktan sonra, Koca İmparator’un “Muhammed(s.a.v)in gerçek Peygamberliğine inancı geldiğini ve O’nun ayaklarına su dökmek isterim” dediğini işitmişti.

            Bu gün İslâm ülkelerine bakıyoruz, kan ve gözyaşı… Diktatörlük ve insan hakları yerle yeksan olmuş. Siyonist ve Haçlılarla kol kola… Hizmet onlara… Yolsuzluk, rüşvet, kalpazanlık, zinâ ve ahlaksızlık almış başını gidiyor. Para her şey hallediliyor buralarda…

            Peygamber ahlakı nerede… Yetim, fakir ve fukaranın hakkını korumak nerede…

            Allah bize: “Bana uyun kurtulun, aksi halde helak olursunuz” ilahi ikazında bulunuyor. 

            Bu gün insanlığın onun sünnetine ihtiyacı var.

            Allah bizleri onun ahlakıyla ahlaklaşmamızı, onun gösterdiği yoldan gitmeyi ve onun yolundan gidenlere tabi olmayı cümlemize nasip etsin inşallah…

            Müslümanların; öfkeden, kibirden sen ve ben duygularından arınıp iman nurundan kuvvet bulup ona göre çalışmalarını yüce Allah’tan niyaz ederim.

           

                             Kaynak: 1.  Hz. Muhammed’in Mucizeleri/Mehmet Öktem

                                             2.Örnek İnsan-Hz. Muhammed/S.Muhammed Konyevi                                                                   

                                             3.Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V) ile bir                

                                                 Saat Konuşmak. /Ahmet Gürbüz.

                                             4.Gül Muhammed/Prof. Dr.M. Yaşar Kandemir.