23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı (Düşündürdükleri)

İster dini ve isterse milli bayramlar olsun toplumların duygularını yeniler ve güçlendirir. Bu nedenler birlik ve beraberliği sağlamlaştırdığı için çok önemlidirler. Milli bilinci güçlü kıldığı için bayramlara bu bakımdan önem verilmelidir.

23 Nisan 1920, Türk Milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarihtir. Atatürk, 23 Nisan 1924’te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir.

Bu gün ise 23 Nisan amacından saptırılmış, alış-veriş merkezlerinin “vitrin süsü” haline getirilmiştir. Birkaç yıl önce ilkokulların bandoları eşliğinde halkın da alkışları arasında caddelerde arzı-endam geçişleri; anne, baba, nine ve dedelerin, ellerinde Türk Bayrakları ile çocuk ve torunlarını bayram yerine götürmeleri de ayrı bir güzellik katıyordu. Çocuklar İlkokulda bando takımına girmek için yarışıyorlardı. Güzel giysiler giyerek bandolar eşliğinde günlerce o günün gelmesini bekliyorlardı. Günler öncesinde şiirler ezberleyip okullarında bayram için şiirler okuyup hazırlık yapıyorlardı. Ayrı bir heyecan duyarlardı.  Büyükleri o günü de çok gördüler çocuklara. Şimdi o güzellikler bir nostalji olarak kaldı. 23 Nisan bayramını; Dünya Barış Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi kutlar oldular. Bu bir kapitalist zihniyetin ürünüdür. Üstüne üstlük bir de Peygamberimizin doğum gününü bu haftaya getirerek o’nu da gölgeledik. Sanki ikisi rakip gibi bir havaya da soktuk. Halbuki biri ‘İman’ın ve diğeri de ‘Milliyet’in günüdür. Bu ikisi et ve kemik gibidir.

Eğitimci Ekrem Yazar köşesinde günün anlam ve önemini çok güzel ifade ediyor:

“TBMM’nin açılış günündür, bu gün. O insanlar, düşmanın top sesleri kulaklarını tırmalarken milli görev yaptılar. O insanlar, iç düşmanların tehdidine karşın kelle koltukta vatanları için çırpındılar.

Kızılırmak havzasında küçük bir alana sıkıştırılmış insanımızın onurunu, namusunu, insanlığını kurtarma görevinin üstlenen o günün vekillerini, askerlerimizi ve komutanlarımızı cepheye mermi taşıyan kadınlarımızı rahmetle minnetle anmak her vatanseverin milli bir görevidir. Çünkü onlar ceylan derisinden kaplı koltuklarda değil, okul sıralarında; onlar ayaklarında çarık, sırtlarında yırtık elbise ile o şerefli görevi üstlendiler.

Bu onurlu Ulus, O Ulus’un lideri Mustafa Kemal Atatürk’ümüz, Ulusal Egemenlik Günümüzü, yarınlarımızın güvencesi olan çocuklarımıza onurla armağan ettiği bir gündür 23 Nisan.

Biz eğitimciler çok iyi biliyoruz ki, yalnız başına alan bilgisi ve kara tahta, çocuklarımızın sosyalleşmesinde etkili değildir. Sportif etkinlikler, tiyatro, resim, müzik gibi sanatsal çalışmalar çocuklarımızın kendilerinin tanımasını ve kendileriyle barışık yaşamasını oluşturur.

Geleceğin insanını belirleyen, çocuklarımızı çağdaş ve uygar bir yapıya kavuşmasını sağlayan öğretmenlerimizin önünün kesilmesini de anlamış değilim. Bu insanlar, Türkiye’nin her köşesinde imkânsızlıkları, imkânlı duruma getirerek çocuklarımızı eğitmektedirler. Onlara vatanseverliği, ırk, dil, mezhep farkı gözetmeksizin ülkesinde yaşayan her insana hoşgörülü olmalarını telkin eden yine öğretmenlerimiz değil midir?

Ülkemizin ulusal bütünlüğünden başka ülkelerin korkularını anlıyorum da kendi insanımızın korkuları anlaşılacak gibi değil. Bu aşağılık kompleksi niye! Cumhuriyetle birlikte Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan her insanımızı kucaklayan anlayış olan Türk Milliyetçiliği ulusumuzu çağdaş uluslar seviyesine çıkarmak idealidir.

İşte yarınımızın büyükleri çocuklarımıza ulusal bilinç ve kişilik telkin eden bu güzel günümüzü, bayramımızı coşkuyla kutlamak bence vatanseverliktir. Ülkemizde büyükler konuşur, küçükler dinler. Çocuklarımızın görevi itiraz etmeden kendine söyleneni yerine getirmektir. ÇÜNKÜ ONLARIN AKILLARI ERMEZ. Bilirse büyüklerimiz bilir saplantısından kurtulmak her insanımızın görevidir. Çünkü çocuk da bir insandır. Onun da duyguları, görüşleri, fikirleri, doğruları, yanlışları vardır. Biz büyüklerin temel görevi onlara kişilik vererek hayatın gerçeklerini kendilerine sezdirmektir.

23 Nisan tarihi, toplumumuzun kaderinin değişmesinde; yaşam biçiminin çağdaşlaşmasında beynimize yerleştirilmiş bir olgudur. Bu toplum o tarihle birlikte ‘kul’ olmaktan çıkmış ‘birey’ olmuştur. Bu tarihte Ulusumuz kendi kendini yönetme özgürlüğünü kazanmıştır. Bu tarihle birlikte kişilerin değil, ulusun çıkarlarını gözeten bir idare biçimine kavuşulmuştur.

Tüm çocuklarımızın kardeş olduklarını düşündürmek, onların barış içerisinde yaşamalarını öğretmek ve ulusal bilinçlerini güçlendirmek demek ise dünya barışına katkıda bulunmak demektir.

 

Çocuklarımıza vatan sevgisini, milli duyguyu ve manevi inancı beraber veremezsek sonumuz felaket olur ki düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Gerek ülkemizdeki çocuklarımız, gerekse dünya çocukları arasında dostluk, arkadaşlık, sevgi bağı oluşturan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız, tüm çocuklarımıza kutlu ve mutlu olsun.”