“EY MÜSLÜMAN KENDİNE GEL l” KİTABININ YAZARI MEHMET AKBULUT” İNSANLAR RAHATINA DÜŞÜKÜN HALE GELDİ. BHU KİTAPLA GERÇEK GÖREVLERİNİ HAYIRLATMAK İSTEDİM”

“EY MÜSLÜMAN KENDİNE GEL l”  KİTABININ YAZARI MEHMET AKBULUT” İNSANLAR RAHATINA DÜŞÜKÜN HALE GELDİ. BHU KİTAPLA GERÇEK GÖREVLERİNİ HAYIRLATMAK İSTEDİM” 

SORU- . Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız bugüne kadar?

Mehmet AKBULUT, 1977 yılında dünyaya geldi. Gönderildi desek daha yakışıklı olur da, kıymetli okurlarımız sözün gücünden ne demek istediğimizi anlasınlar. İlkokul, ortaokul ve liseyi Tokat’ın Erbaa ilçesinde okudum. Üniversiteyi Samsun On Dokuz Mayıs’ta okudum. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği bölümünde. 2000 yılında mezun olduktan sonra Tokat’ın Zile ilçesinde göreve başladım. Orada kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Erbaa’ya geçtim. Halen Coşkun Önder Anadolu Lisesi’nde Edebiyat öğretmeni olarak çalışıyorum.

            SORU-.Genç yaşınıza rağmen 11 kitap yayınladınız. Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?

            MEHMET AKBULUT- Bir kere şunu söyleyeyim, okumayı çok seviyorum. Türkiye gibi az okuyan bir ülkede ben kendimi daha çok okumakla vazifelendiriyorum. Diyorum ki kendime, ben çok okursam ve çevreme bu yönümle örnek olursam okumaya özenen fakat uygun bir zemin bulamayanların kafasında kıvılcımlar yakarım. ''Ölünce unutulmak istemezseniz, ya okumaya değer eser yazın veya yazılmaya değer işler başarın.'' diyor ya Benjamin Franklin, ikisine de layık olmaya gayret ediyorum. Hal böyle olunca önümdeki engeller kalkıyor. Okumaya da yazmaya da fırsat buluyorum. Nasıl ki kumarbaz bir adam, kumar oynamadan duramazsa ben de okuyup yazmadan duramıyorum. Ha unutmadan yayıncım ÂdemÖZBAY’ın da teşviklerini yabana atmayalım. Pek rahat bırakmıyor. Yeni konular söylüyor, o yönde okumalarım varsa ortaya kitap çıkıyor zaten. Son olarak bu soruyla alakalı şu cümleyi söylemek istiyorum: Ben çok okuyunca aklımda yeni konu ve kitaplar cirit atmaya başlıyor. O zaman duramıyorum işte. Yeni bir kitap çıkıveriyor ortaya.

            SORU-. “100 Meşhur Türk” Kitabınız çıktı.  Bu kitapta anlatmak istedikleriniz neler?

            MEHMET AKBULUT- Bu kitapta 3-5 sayfalık biyografilerle farklı alanlardan kişileri tanıtmak istedim. Bazen ders anlatırken öğrencilere yaşayan edebiyatçılarımızı soruyorum. Kasıtlı olarak diyorum ki “Çocuklar Sezai KARAKOÇ ne zaman vefat etti?” Hemen bir tarih atarak cevap vermeye çalışıyorlar. Yani tanımıyorlar; çünkü okumuyorlar. Ben de bilinen veya bilinmeyen şahsiyetlerin hayatlarını okuyarak bunları bir öz halinde kitapta bir araya getirdim. Okuyanlarda merak unsurunu harekete geçirerek daha ayrıntılı okumalara yelken açtırmak hedeflediğim amaçlarım arasındaydı. Umarım iyi bir iş yapmışızdır.

 

            SORU-. En son çıkan kitabınızın adı “Ey Müslüman Kendine Gel" İlginç bir ad  koymuşsunuz. İçeriğinde neler var?

            MEHMET AKBULUT- Bu asırda Müslümanların en temel sorunlarından biri olarak ben, modernizmi görüyorum. Çünkü modernizmin getirdiği belki de dayattığı hayat şekli, Müslümanları esir etmiştir. Gittikçe rahata düşkünlük artmaktadır. Bu da Müslüman için çok büyük bir meseledir. Rehavete alışanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Âhir zaman peygamberinin ümmeti, gün gelecek ve de rahatını düşünecek.

Evet, aynen öyle oldu. Modernizmde rahmet yoktur.

Çünkü Modernizm, Şeytan’ın ve Batı’nın müşterek üretimidir. Ona muhatap olan, paçayı kaptırmakta ve bir daha kurtulamamaktadır. Sürekli tüketerek, kendisini modernizme ve kapitalizme köle yapan “modernist”, kabaca anlatacak olursak cenneti burada istemektedir. İlerde kendisine batmanlarla verilecek nimetleri elinin tersiyle iterek bu dünyadaki bir gram lezzetlere talip olur hale gelmiştir.

Ahiret inancını bir masal havasında dinleyen modern Müslümanların sayısı azımsanmayacak dereceye gelmiştir artık. “Görmediğime inanmam”cıların yanında duran, yetişen yeni nesil, elbette ya huyundan ya suyundan nasibini almaktadır. Bu bir tasavvur değil, nihayetinde tahakkuk edecektir. Böyle bir içeriğe de böyle bir ismin uygun olduğunu sanırım okurlar okuduktan sonra göreceklerdir.

            SORU-. Aynı zamanda Erbaa'da bir Edebiyat öğretmenisiniz, hem yazmak hem öğretmenliğin zorlukları olmuyor mu?

            MEHMET AKBULUT- Zorlukları olsa da işin nimet kısmı daha fazla. Çünkü karşınızda sizi sürekli dinlemeye hazır bir kitle mevcut. Edebî zevkin körlenmemesi adına ve zihnin daima canlı, cilalı kalması için bulunmaz bir fırsat.

            SORU-  Edebiyat öğretmeni olmanıza rağmen dinî konularda da kalem oynatıyorsunuz. Bunun sebebi nedir?

            MEHMET AKBULUT-

Ehl-i irfan arasında aradım kıldım taleb

Her hüner makbul imiş ila edeb illa edeb”

diyen şaire göz ve kulak verince “edeb” kavramını sadece bir alana hapsetmek mümkün değil. Din nedir ki zaten? Sürekli edepli olmak değil mi? Her an gözetlenmek değil mi? Her daim huzurda bulunmaktır din. Yaşandığı oranda tabii. Dolayısıyla din’i sadece ilahiyatçıların tekeline bırakmak doğru olmaz. Allah, bu dini ilahiyatçılara göndermedi. Bakın sahabelere, hiçbiri ne lise mezunu ne de üniversite. Fakat öyle bir ortamda yetiştiler ki günümüzün değme ilahiyatçılarına İslamı anlama ve yaşama hususunda ders verirler. Niçin mi? Biz, bu asırda onların yaşadıklarını konuşuyoruz; yaptıklarını ve yaşadıklarını yapmıyoruz. Belki de Mehmet AKBULUT bu kitapta kendini yontmaya çalışıyor desek yerinde olur. 

            SORU-.Öğrenciler ve arkadaşlarınızın size sık sık imza günü düzenlemesi nasıl bir duygu?

            MEHMET AKBULUT- Tabii güzel bir duygu. Hemen hemen her çıkan kitabıma ilgi gösteriyorlar. İmza gününe katılarak desteklerini eksik etmiyorlar.

            SORU- .Halen hazırlamakta olduğunuz bir kitabınız var mı? Konusu nedir? Sanırım yaz tatilini gene yazarak geçireceksiniz.

            MEHMET AKBULUT- Evet, sırada yeni kitaplar var. Çanakkale’yi anlattığım fantastik bir roman var. Gençlerin seveceği bir tarzda. Herhalde 2015’e çıkacak. Şu an okumalarını yaptığım Osmanlı tarihi üzerine bir çalışma var. Allah, sıhhat ve afiyet verirse inşallah daha başka eserler üzerinde çalışmaya devam edeceğim.

            SORU-  Erbaa’da yaşamanıza rağmen Gaziosmanpaşa Üniversitesinde bir etkinliğinize rastlamadık. Var da biz mi bilmiyoruz?

            MEHMET AKBULUT- Turan Bey, her ne kadar yazar olsak da öncelikli olarak biliyorsunuz devlet memuruyum. Ancak hafta sonları müsait oluyorum. Bir de çok yoğun okumalarım var. Bunları bırakıp da bir yerlere gitmek mümkün olmuyor. En azından şimdilik. Fakat Erbaa’da çağrıldığımız yerlere, söyleşilere gidiyorum. Bakalım Mevla neyler?

            SORU- . Etkili yazar olmak isteyen gençlere önerileriniz nedir?

            MEHMET AKBULUT - Elbette çok okumak. Bu soruyu gençler katıldığım söyleşilerde de soruyorlar. Biz de yazar olabilir miyiz diye? Üzerlerine yakışacak elbiseyi bulmak için nasıl mağaza mağaza dolaşıyorlarsa aynı hassasiyeti kitaplar için de duyabiliyorlarsa doğru yoldadırlar.

            Turan Bey, sorularınızla güzel bir sohbete vesile oldunuz. Teşekkür ediyorum.