İNSAN FITRİYATI DİYORUZ DA...!

Ülkemizde günlük, hatta saatlik oluşan dehşet haberleriyle uyanıyoruz günlerdir. Anaların feryadı  figanları yürek sızlatırken yeni haberler düşüyor gündeme. Dünde bir yenisi daha eklendi. Kanımı donduran bu görüntüleri izlerken panik kabusuna girmemek mümkün değil.

                Kaybolan, kaçırılıp tecavüz edildikten sonra öldürülen çocuklarımıza, sokak ortasında katledilen kadınlar ve genç kızlarımıza içimiz yanarken, profesörlerin acı acı olduğu kadarda düşündürücü haberleri ulaştı görüntülerle...

                Ve süphanallah..! Tüm bunların eylemcisi bir insan ise, ben insanlığımdan derin bir utanç duyuyorum. Eğitimin, okumuşluğun, bilimselliğin, bağnazlığın, cehaletin hepsini birbirine karıştırdığımız gibi, ahlak değerlerinin de sınır tanımadığı bir zamana yelken açtığımızın farkında da değiliz belli ki...

                Bir çok dünya ülkesinde yaşanan okul basıp, öğrencileri ve öğretmenleri katletme sapıklığı model değiştirerek ülkemizi de programına aldı.

                Şu bir gerçek ki; Toplumlar insanı değerlerinin bir çoğunu yitirdi. Ülkemizi de etkisi altına alan bu çirkin oluşumda suçluyu bir türlü bulamamanın sıkıntılarını yaşıyoruz. "Nerede hatalar yapıldı...?" hep cevapsız kalıyor.

                Zamanı, mekanı, yaşam şartlarını, kuşak çatışmalarını, aç egoları suçlasak da katili asla teşhis edemiyoruz...

                Çaresizliğin tavan yaptığı özümde kendimi suçlamıyor da değilim...!

                Ben, sen, o, bizler..! Popilizmin, çarpık felsefelerin korumasına aldığı siyasiler, ilim ve bilim adamları, din, dil, tarih, coğrafya eğitimcileri herkes suçlu diye düşünüyorum. Düşünürken de korkuyorum...

                Yüce Allah'ın kendinden özellikler katarak yarattığı, meleklerine secde ettirdiği İNSAN denilen yaratık bu olamaz..!

                Zira o yüce güç, yaratırken koyduğu fıtriyat yasalarının içinde insana dair sosyal ve ahlak yasaları vardır ki, insan olabilmenin şartlarını taşıyan ilahi güzellikleriyle sunmuştur bu yasaları.

                Bir ilahiyatçı diyor ki: "Allah'ın insanlara sunduğu FITRİ güzelliklerde her türlü ilmi ve fenni gelişmeleri içine alan ve yeryüzünü cennete çevirecek evrensel, etik ilkeleri de içinde barındıran ana tema vardır." diyor...

                Bende diyorum ki; şeytan da her yerde var...!

                Saygı, sevgi kavramlarının yitirildiği, tüm güzelliklerin unutulmaya yüz tuttuğu zaman diliminde şeytanın da mesai yaptığını görememek mümkün mü?

                insanlara sunulan güzelliklerden ahlak, adalet, güven ve sorumluluk bilincini hakkıyla taşıyan, yalansız, dolansız, kaba kuvvete set çekilmiş, paylaşımcı bir toplum olarak yaşamak varken; emeksiz kazanca alışmış, asalak yaşamayı yeğleyen, paylaşımlarda en büyük payı nasıl kaparım diye hesaplayan, gösteriş ibadetleriyle mabetlerimizde saf tutan, acımasız ve saldırgan kişi ve kişilerle oluşacak bir topluma doğru gidiyorsak, fıtriyat değil, şeytan işbaşında demek ki... Sizler de ya avukatlığını, ya da ameleliğini yapıyoruz  diye düşünüyorum...

                Durum böyle olunca, etik değerlerimizin çoğu kez prim yapamadığı ülkemizde de insanlarımız için, yeni kuşaklar için, ülkemin geleceği için bir anne olarak, eğitimci olarak, Türkiye sevdalısı olarak tedirginlik içindeyim. Umarım yanılmış olurum...!

                Çünkü; küreselleşen dünyamızda mal hırsı, şöhret ve mevkii hırsı ruhları karartırken, mala sahip olanlar mülke de sahibiz düşünceleriyle çığlık atarken, fıtriyat dediğimiz o ulvi güzelliklerde yerini şeytan ilkelerine terk edebiliyor...

                Dünyada altmışüç İslam ülkesinden hemen hemen hepsinde aynı dizayn, aynı sıkıntı, aynı görüntüler ve haykırışlar. .. Ama neden..?

                Aklın ve yaradılışın sesini vicdanında duyamayanlar İslamı tam olarak anlayamamış olmanın sıkıntısı içindeler dişe düşünüyorum.

                Dinimizde asla bir sorunumuz yok. O tüm aydınlığı ile evrensel özellikleriyle dünyayı ışıtıyor. Sorun, sapla samanı ayırt edemeyen zihniyetlerde olsa gerek.

                Yine bir ilahiyatçı, "Hayatın her alanında insanlar, kendi zeka ve dehalarıyla değil, rakiplerinin beceriksiz ve ahmaklıklarından beslenerek yükselirler. Çok defada da zafere ulaşırlar..." diyor.

                Bence doğru teşhis... Günümüzde yaşanılan bir çirkinliklerin temeli aklın kullanılamaması değil de nedir...

                Allah'ın sunduğu fıtriyat yasaları, akılcı düşünme, ilim ve bilimle de örtüşünce insanlık adına güzellikleri de beraberinde taşıyacaktır elbette...

                Aksi takdirde yaşadığımız onca acılar ve elemler tekrar tekrar toplumların üzerine karabasan gibi çökecektir.

                işte ülkemizin yanıbaşında olup bitenler. Her şeyiyle darma duman olmuş bir Suriye... Görüntüleri acıyla, hüzünle izliyorum.

                Ve diyorum ki; insan fıtriyatındaki onca güzelliklerin, yine insanlarca kendine zarar veren duygulara esir edilmesiyle; aklı selimin kullanılmadan muzur işlere çalışmasının insanlığa olan zararlarını görürüz de inşallah bizler bundan böyle dersimize iyi çalışırız...

                İlmin, bilimin vatanı, milleti, ırkı asla olamaz..!

                Her zorluğu akılcı periyotlarla aşmak zorundayız...

                Çünkü; "Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir...!"

 

                Esen Kalın...