TÜRKİYE’NİN AYMAZLIĞI

Teorikle pratik farklı şeylerdir. Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, ‘Stratejik Derinlik’ diye bir kitap yazmış, onu uygulamaya yani bir anlamda pratiğe dönüştürmeye çalışıyor. Komşularımızla sıfır sorun diyerek sorunlu olmayan tek bir komşu bırakmıyor. Bu nasıl strateji… Stratejik derinlikten stratejik yalnızlığa saplandık.

            ABD planı olan Büyük Ortadoğu projesinin eş başkanlığını bile üslendik. Bu ne büyük bir şerefti. Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar olan ülkelerde sınırlar değişti. Yüz binlerce Müslüman’ın kanı akıtıldı. Haçlı-Siyon ittifakına ortak olarak bizde bu olaylara katkı sağladık. Burada ABD vezir oldu, bizde piyon ve gelinen sonuç belli…

            Amerika’nın yıllar önce başkan yardımcısı “Joe Biden” in bize tebliğ ettiği “Irak üçe bölünecek” projesi hayata geçirilmek üzeredir. Ortadoğu’da haritalarının değişeceğini sadece Biden değil ABD Dışişleri Bakanı Condelezza Rice da AKP hükümetine söylemişti.  

            Hani bir söz vardır  “El Atı’na binen tez iner.” Bizde ABD’nin atına bindik. Yarı yolda indik. Bizim Başbakanımız: “Bir hafta sonra Şam’daki Emevi camisinde Cuma namazı kılacağım.” Demişti. Üç yıl geçti. Suriye’de binlerce Müslüman’ın katledilmesine ve bölünmesine yardım ettik ve ayrıca seyirci de kaldık.

            Bir yıl önce Kamışlı’yı, PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin eline geçirdiği günlerde CNN Türk’e yaptığı açıklamada, “Suriye’de Türkiye’nin dediği oluyor, yakında tüm dünyada Türkiye’nin dediği olacak, Hiç kimse Türkiye’yi test etmesin” diyen Davutoğlu hala rüyadan uyanamadı. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.

            Dışişleri Bakanı, Dünyayı bırakıp önce kendisini test ettirsin!

            2003’te Kuzey Irak’ta Türkiye özel kuvvetleri askerlerinin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirilmişti. O zaman ne demişlerdi. “Büyük devletler özür dilemez.”Halk ‘nota’verin, ABD’ye deyince de, “Ne notası, müzik notası mı” diye dalga geçilmişti.

            Ermenistan’da Türk Bayrağı yakılmıştı ses yok.

            Suriye’de uçağımız düşürüldü. Politik konuşmaların dışında hiç bir şey yok.

            Gazze’ye insani yardım götüren gemimize uluslar arası sularda İsrail askerleri tarafından baskın düzenlenerek 9 vatandaşımız öldürüldü. Diplomatik kınamaların dışında bir şey yapılmadı. İsrail özür bile dilemedi.

            Diyarbakır’da Hava Kuvvetleri üssünde asılı bayrağımız, PKK militanları tarafından indirilerek yerlere atıldı. “Biz onlara gününü göstereceğiz.” Gibi düz laflarla geçiştirildi.

            Suriye’de binlerce terör örgütü var. Bunlardan El-Kaide, El Nursa gibi terör örgütlerini büyüttük, besledik ve silahından tutun da her türlü maddi yardımları yaptık. Hatta Hatay’da “Türkmenlere yardım göndereceğiz” dedikleri Tırlar dolusu silahları Suriye’deki terör örgütlerine gönderdiler.

            Bu terör örgütlerinden IŞİD(Irak-Şam İslam Devleti)’in komutanı Türkiye’ye geliyor. Yaralı militanları da Hatay’da tedavi oluyorlar. Bu IŞİD bir iki gün içerisinde 5-6 bin militanı ile elini kolunu sallayarak ve hiçbir direniş görmeden Musul ve çevresindeki ilçeleri işgal edip Bağdat’a kadar yaklaşıyor. Barzani Kerkük’ü ve IŞİD de Musul’u işgal ediyor. Hani Musul bizim milli meselemiz ve kırmızı çizgimiz idi.

            Ayrıca IŞİD militanları Musul’daki Başkonsolosluğumuzu basıp 49 özel kuvvetler mensubunu ve konsolos çalışanlarını da alıp bilinmeyen yerlere götürüyorlar. Başbakan IŞİD’in adını bile söylemeden kınama yapıyor. Dışişleri bakanı “Gereken yapılacaktır” demekten başka laf edemiyor. Hani bu örgüte her türlü yardımı yapmıştık. Ne oldu? Bazı sözler vardır; “Besle Kargayı oysun gözünü.”gibi…

            Hani biz Ortadoğu’da oyun kurucusuyduk. Bizim sözümüz dinleniyordu. Ne oldu bize. Büyük devlet ve Dünya lideriydik. Emekli General Orhan Pamukoğlu, konsolosluğumuzu basan IŞİD militanları için ne diyor. “Bunlar çapulcu takımı, ellerindeki silahların modası geçmiş, hava kuvvetleri, tankı, topu ve zırhlı araçları yok Bağdat’a kadar hiç direnişle karşılaşmadan gelebiliyorlar. Bunların arkasında ABD, Katar, Suudi Arabistan ve İsrail var.”Diyor.

            Bütün komşularımızla sıfır sorunlu iken hepsi ile sorunlu hale getirildik. Ortadoğu’dan tutunda Kuzey Afrika’ya kadar bizi hiç takan yok. Bir kabile devletine dönüştürüldük.

            Ortadoğu’da ne itibarımız kaldı ne de gücümüz. Türkiye sınırları yolgeçen hanına döndü.16 adamız Yunanistan tarafından işgal edildi ses yok. Bayrak indirildi, kamu binalarından T.C silindi, askerler sindirildi, Allah’a şirk koşuldu ses yok. Peygambere benzetmelerde bulunuldu ses yok. Şehitlik ve Gazilik gibi kavramlarla alay edildi ses yok. Allah aşkına biz nereye gidiyoruz. Irak üçe bölüyor, yeni devletler oluşuyor hiç bir şey yapamıyoruz. Güneydoğumuz şekilleniyor ses yok. Biz hala koltuk derdindeyiz. Seçim düşünüyoruz.

            Son söz Şairin:

            “Ey halkım, bu derin uykudan ne zaman uyanacaksın?

            Gafletin sürerse, yarın dizini dövüp yanacaksın.”