Otobüslerde Yaşlıların Ahvali

 

Toplu taşıma denen hengâmeyi yaşamak, onun içinde yer almak ne büyük bir yorgunluk. Sadece kalabalıktan bahsetmiyorum. O zaten başlı başına bir problem. Şehir büyümeye devam ederken küçük toplu taşıma araçları ( midibüsler) ne yazık ki ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. İki-üç durak sonra tıka basa dolan ve çarşıya kadar aynı şekilde yol alan otobüsler her gün biraz daha sıkıntı olmayı sürdürüyor.

Benim bahsedeceğim konu, 65 yaş üstü yolcuların otobüslere ücretsiz binmesi. Bu, hükümetin yasa ile getirdiği bir uygulaması. Şehirde memnuniyetle karşılanan bu uygulamadan herhalde sadece otobüs şoförleri memnun değil. Büyük şehirlerdeki bu uygulama zamanla birçok şehirde de hayata geçirildi. Ömrünün rahat etmesi gereken döneminde hükümetin bir jesti olarak görülebilecek bu uygulama ne yazık ki şoförler tarafından yaşlılar için bir cendere haline gelmeye başladı.

Sadece bir örnek olay olsa yazma gereği de hissetmeyecektim ama kendi şahit olduğum olaydan başlayarak kime sorduysam hep aynı cevabı aldım: Otobüse ücretsiz binen 65 yaş üstü kişilere şoförler tarafından ağır hakaret edilmekte. Hakkımı helal etmiyorum, haram zıkkım olsun, Allah sorar hesabını ve daha neler neler. Bu sözlere maruz kalan kişinin durumunu bir düşünürsek olayın ne kadar vahim olduğunu anlayabiliriz. Yaşlılara hürmet edilmesi gerektiği, onların gönüllerinin kırılmaması gerektiği sürekli tekrarlanır durur ama otobüs şoförlerinin bu hakaretlerini duyunca söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorum. Demek ki o şoförlerin hiç yaşlı yakınları yok ki bu kadar rahat bir şekilde hakaret ediyorlar diye düşünmek zorunda kalıyorum. Doğru olmadığını bile bile.

Artık otobüste yer vermemeyi, yaşlıların ayakta kalmasını anladık. Bunun üstüne bir de aleni olarak sürekli hakaret edilmesi acaba dinin, imanın, kitabın, insanlık değerlerinin neresinde yazar.

Şoförlerimize bir şey sormaya korkar olduk. Malum, mevsim yaz. Otobüsler de balık istifi olunca ister istemez havasız kalıyor otobüslerin içi. Camları açmak zaten ne mümkün. Camın açılıp açılmayacağını sorun bir yolcuya şoförün verdiği cevap açık ve net: Ben araba mı süreceğim sizin camınızı mı açacağım?

            Hele de otobüsün dışından otobüsün nereye gideceğini sorma cesaretinde bulunan yaşlılara da muamele aynı: Arabanın önünde yazıyor. Okusana.

Tokat’ın bir ucundan bir ucuna mesafe hesaplanacak olsa en fazla 10 km.lik bir alanda hizmet veren otobüslerde bunca olayın olması da manidar. Her şeyin güzellikle halledilmesi gerekirken kalp kırarak, gövde gösterisi yaparak hüküm sürmek ne kadar incitici bir tavır. Toplu taşımada tek güç olmanın verdiği sınırları zorlamak bu olsa gerek. Diğer bir alternatif olsa, o zaman herkese yolcu gözüyle değil de müşteri gözüyle bakmaya başlardı bazı kişiler.

Şoförler, problemlerini keşke yetkililerle çözmeye çalışsalar da yaşlılarımızı daha fazla incitmeseler. Klâsik bir son cümle olarak; işini doğru yapanları bu ithamların dışında tuttuğumu söylemek isterim. Yaşı yetmişi geçmiş amcanın şu sözü konuyu özetliyor: “Bu yaştan sonra laf işiteceğime gerekirse iki bilet atarım da yine de ücretsiz binmem otobüse.” Biraz daha anlayış lütfen