ATATÜRK

ATATÜRK

-Tokat’ı Teşriflerinin 95. Yıldönümü Anısına-

 

 

Hamdi Ertürk

 

            Bu yıl Ulu Önder ATATÜRK’ün Tokat’ı teşriflerinin ve bu güzel şehrimizi şereflendirmesinin 95. Yıldönümünü doksanbeş yıldır aynı heyecanla kutluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Asıl Türk ulusu için, Yüce Allah’ın bir lütfudur. Atamızın bu ülke için çektiği çileler, katlandığı sıkıntılar, yaptığı fedakarlıklar, kahramanlıklar, ulusuna bıraktığı kalıcı eserler, devrimler saymakla bitmez. Onun hayatı ve yaptığı icraatlar kitaplara sığmayacak kadar uzun bir destandır.

            Onun anısına uzun zamandır yazmayı düşündüğüm minnet dolu şiirimi, sevgili okurlarıma takdim ediyorum. Onu, gerek yorumumdaki ve gerekse şiirimdeki mısralara sığdırmanın, onu anlamanın ne kadar zor olduğunun idrakı içindeyim.

            MİLLİ MÜCADELE RUHU

            Ulu Önder 26 Haziran 1919 tarihinde Tokat’a geldi. 27 Haziran’da Tokat’lı hemşehrilerime Belediye’de şöyle hitabetmiştir: “Hiçbir müdafaa vasıtasına malik olmasak siyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeyi zaruri görüyorum.

            Tarih, bize  vatan uğrunda canını, malını, esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini, hala yaşadıklarını göstermektedir. Ben hayatımı hiçbir zaman milletimizden üstün görmedim ve görmeyeceğim.

            Her an memleket için şerefimle ölmeye hazırım” demiştir.

            MİLLİ UYANIŞ

            Mustafa Kemal’in yukarda ayrıntıları belirtilen konuşmaları, memleketin her yerinde “Milli Uyanışı” sağlamıştır. Bundan çıkarılacak çok büyük dersler vardır.

            ATATÜRK’ÜN TOKAT’A GELİŞLERİ

            Gazi Mustafa Kemal Tokat’a toplam 6 defa gelmiştir. İlki 26 Haziran 19191 dadır. 27 Haziran 1919 tarihinde halk’a hitabettikten sonra ayrılmışlardır. İkinci ziyareti 17 Ekim 1919  tarihinde olmuş ve aynı gün ilimizden ayrılmıştır. Üçüncü ziyareti ise 27 Ekim 1919 dadır. 28 Ekim 1924 tarihinde ayrılmıştır.Beşinci ziyareti 17 Eylül 1928 tarihindedir ve aynı gün ayrılmıştır. Altıncı ve son ziyareti ise 21 Kasım 1930 tarihinde olmuş ve 22 Kasım 1930 tarihinde ilimizden ayrılmışlardır.

            Bir yıl içerisinde üç defa Tokat’a geldiğine şahit oluyoruz. Ulu Önder’in bu gelişlerimizin dört bir yanı kuşatılmış, teknoloji diye bir şey yok. Bir çok ilimize gidiyor ve Anadolu’yu baştan başa dolaşıyor. O günkü zor şartlarda, karlı dağları aşarak, bu gidişlerin nasıl olduğunu iyi analiz edip, iyi düşünmek lazım. Bütün bunlar bir mücadelenin, azmin sonucudur. Bugün, bu ülke, bu topraklar için, devletin her bir kademesinde bulunan insanların, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan, çok çalışması gereklidir. Şu anda dünyada Küresel Savaş dediğimiz, daha çok ekonomiye dayalı bir savaş vardır. Özellikle gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeleri ekonomik açıdan sömürmek amacıyla var güçleriyle çalışıyorlar. Bu nedenle biz de onlarla mücadele etmek için, büyük bir gayretle çalışmalıyız.

            Tokat’lı olarak, Ulu Önder’in Tokat’a gelişlerinden gurur duyuyoruz.

            ERZURUM KONGRESİ VE AMERİKAN MANDASI

            23 Temmuz 1919 tarihinde Erzurum Kongresinde, bazı delegeler önerge vererek “Düşman bizden çok güçlü, asker ve uçak sayısı, topları ve silahları bizden çok fazla. Çok zayiat veririz, çok şehit veririz, savaşı kaybederiz, bu nedenle Amerikan Mandasına (himayesine koruyuculuğuna ve güdümüne) sığınalım” dediler. Bu önergeye çok sinirlenen Mustafa Kemal, derhal kürsüye gelerek “Bu önergeyi kabul etmiyorum, sizlerde kabul etmeyin. Şayet kabul ederseniz ve benim arkamdan gelmezseniz, ben tek başıma da kalsam, bayrağımı gövdeme sararım, kanımın son damlasına kadar düşmanla çarpışırım, vatanım için ölürüm” dedi. Bu konuşmadan sonra delegeler, Amerikan Mandasına sığınmayı kabul etmemişlerdir.

            SİVAS KONGRESİ

            4 Eylül 1919 tarihinde gerçekleştirilen Sivas kongresinde,  ülkemizin kurtuluşu için çok önemli kararlar alınmış ve daha sonraki yıllarda ilan edilecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada atılmıştır.

            ÇANAKKALE SAVAŞI VE KURTULUŞ SAVAŞI

            Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşından önce, asil milletimiz tek yumruk halinde birleştirmiş, esasen milletin ruhunda mevcut olan mücadele azmini kıvılcımlarla ateşlemiş ve “Ya Bağımsızlık Ya Ölüm” sloganıyla coşturmuştur. Savaşlardan önce, zafere ulaşılacağına inanmıştı, kendine ve milletine güveniyordu, imanlıydı. Yüce Allah’ın yardımıyla savaşları kazandı ve zaferlere ulaştı.

            TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN İLAN EDİLMESİ TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ

            Atatürk, Bağımsız Türk Devletinin ve Cumhuriyetin sonsuza dek yaşayacağına ve dimdik ayakta kalacağına bütün kalbiyle inanmış ve asil milletimizi de inandırmıştır. Ancak bu paha biçilmez değerlerin sonsuza dek yaşatılması ve her türlü tehdit ve tehlikelerden korunması için, Türk Gençliğine hitabetmiş ve ne yapmaları gerektiği konusunda yolu göstermiştir. Atatürk, “Gençliğe Hitabesi”ni fevkalade ve mükemmel hazırlamış ve Türk Gençliği’ne kutsal bir armağan olarak bırakmıştır.

            Ulu Önder, çok sevdiği ve güvendiği asil milleti için, büyük bir tevazu göstermiş ve ayrıca  şu vaziyeti bırakmıştır: “-Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonsuza dek yaşayacaktır…”

            LOZAN ANTLAŞMASI

24    Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, İsmet Paşa’ya şöyle der: “Parayı verirken şimdi kazandıklarınızı bizlere iadeye mecbur kalacaksınız.!”

İsmet Paşa, Ankara’ya geldikten sonra, bu konuşmayı Mustafa Kemal’e aktarır. Mustafa Kemal dikkatle dinler ve anında kesin kararını verir:

            “Paşam, asla yabancılardan borç almayacağız. Denk bükçe yapacağız. Dışarıya sattığımızdan daha fazla mal almayacağız…” demişti.

DÜNYAYA BARIŞ MESAJI

            Ulu Önder Atatürk “-Yurtta Barış Dünyada Barış” diyerek, gerek ülkemizde ve gerekse bütün dünyada barışın öncülüğünü yapmıştır. Ayrıca savaşın, insanlık için utanç verici ve insan haklarına en büyük bir saldırı olduğunu belirterek, “-Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir” demiş ve bütün dünyaya mesaj göndermiştir. Her zaman barışın korunmasını istemiştir.

CEHALET PRANGASI’NIN PARÇALANMASI DEVRİMLER VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM

            Atatürk, hayatı boyunca cehaleti ortadan kaldırmak için mücadele etmiş, boş inançları, batıl ve hürafeleri söküp atmış, ilkel bir topluluk olmaması için harf ve kıyafet devrimi yapmış, bilim ve teknolojiye çok önem vermiş, çağdaş eğitimin temelini sağlam atmıştır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan okullarımızda, çağdaş eğitim görmelerini sağlamıştır. Ulusun bağnaz ve ortaçağ anlayışlı olmaması için çok çalışmıştır. Ülke yönetiminde ilerleme ve yenilik sağlamak amacıyla yasalar çıkarılmıştır.

 

            Hayatta en hakiki yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir. Dünya İşlerini bilime göre düzenlemeyi gerçekleştirecek Milli Eğitim sistemini öngörmüştür.