Oruçlu Ağzımı Açtırma

On bir ayın sultanı, rahmet ayı diye yollarını gözlediğimiz Ramazan geldi, geçiyor ve bu ayın hikmetleri üzerine ne söylendiyse ya sohbetlerde ya da kitaplarda kalmaya devam ediyor. Çağımızın en büyük hastalığı bu konuda da yakamızı bırakmadı ve sadece “sözde” yaşamlar sürmeye devam ediyoruz. Sözümüzde olanlar hayatımıza etki etmiyor.

Hastane koridorunda bütün çağdaş uygulamalara rağmen kapının önüne toplanmış bir sürü kişi, ekranda sıra numaraları yazmasına rağmen birbirini itip kakmaya, açılan kapıdan içeri girmeye çalışıyor. Aradan birinin sesi inliyor koridorda: “Açtırmayın benim oruçlu ağzımı, çekilin lan şuradan. Aç kafayla deli olmuşum zaten.”

Meşhur kavşaklardan bir tanesi. Akşam vaktine doğru. Bir araç yeşil ışığı geç fark edip birkaç saniye geç hareket ediyor. Yanından kornaya basarak küfür savuruyor birkaç genç: Adamı oruçlu oruçlu çileden çıkarmayın ……”

Bir gün içerisinde çarşıda birkaç kez böyle sahnelerle karşılaşmak mümkündür. Oruçlu olma haliyle sinirler gergin, tahammül diye bir sınır kalmamış, bazıları her an bir savaş çıkarabilir.

Bazı ibadetlerin doğru algılanmadığı kanaatindeyim. Oruç bunların başında geliyor.  Orucun “sadece aç kalmak” olarak kabul edildiği bir ortamda ne yazık ki sadece mideler orucu tutunca her tarafta patlamaya hazır bomba gibi dolaşan aç insanlara rastlıyoruz. Orucu bahane ederek çatacak yer arayan divanelerle dolu etrafımız.

Oruç, midenin ibadeti değildir. Aç kalmak insanın biraz fedakârlıkla yapacağı bir bedensel aktivitedir. Bunun için oruç tutmaya da gerek yoktur. Her türlü kirden arınmanın adıdır oruç. “Ey oruç tut beni” sözü işte burada devreye girer. Oruçlu olmak. Her şeyiyle, tüm azalarıyla. Attığı adımda oruçlu olduğunu bilerek hareket etmek. Daha duyarlı olmak, kalbinin yumuşaklığıyla dünyaya süzülmek.

Oruç bizi günahlardan alıkoymuyorsa, bizi dizginlemiyorsa aç kalmamızın tek faydası midemizedir. On bir aylık maratondan sonra sadece midemiz dinlenmiş olur bir ay. Öfkesine, yapacağı her türlü sıra dışılığa orucu işaret ederek yine de her şeyi yapmak gafletten başka bir şey değildir. Oruçlu ağzını açarak kalp kıranların, yalan söyleyenlerin, hak yiyenlerin açılan ağızlarından dökülen her cümle ramazanın ruhunu da incitmektedir.

Güzel bir tespittir şu. Abdest alırken boğazına toplu iğne başı kadar su kaçan kişi acaba orucum bozuldu mu diye düşünür de sabahtan akşama kadar gıybet eden, yalan söyleyen, birbirini çekiştiren kişiler hiç düşünmezler orucum ne haldedir diye.

Oruçlu ağızlar hayra açılmalı ki boşuna aç kalmasın kişi. Güzel şeyler konuşmalı ki ağızlar, orucun ruhu incinmesin. Oruçlu ağızlar yardım için, kardeşlik için açılsın.  Oruçlu iken her türlü fenalığa devam edenler, ağızlarını küfür için açanlar, aç kalan biçareler olarak iftar topunu beklerler. Oruçlarının kabul olup olmayacağını Allah bilir elbette de, görünen köy de kılavuz istemez.