Taraf olmak veya olamamak bütün mesele burada...!

Şerare KIVRAK

 

                Kökeni Arapça olan "taraf" kelimesinin anlamını "istekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişi veya kişiler, ya da topluluklar..." diye açıklıyor kitaplar.

                "Bir nesnenin belli bölümleri alt, üst, sağ, sol, yukarı, aşağı, ön, arka vb..." diye yazıyor bir yerde... Başka bir açıklaması da, "Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi..." diyor.

                Bizim sözümüz ilkinden yana tabiki... Taraf olma...!

                "İstekleri, düşünceleri farklı olan iki kişi veya topluluklar..."

                İnsan düşünen bir varlık ise, çokta değişik istekleri, düşünceleri, aç egoları da olacaktır. Bu en doğal haktır. Ama demek değildir ki; birilerinin düşündüğünü, istediğini ötekilerde düşünüp isteyecek...

                Böyle bir sistem, olumsuz tarafları oluşturacağından bencillik güdülerini hareketlendirirken insanda da erdemliliği, özgür düşünmeyi yok eden büyük maraziyete davetiye çıkaracaktır. Böyle olunca taraflar bindirilmiş, giydirilmiş taraftarlara dönüşerek onca çirkinlikler ayyuka çıkacaktır. En sonunda da istenmeyen görüntülerle iç içe yaşama olguları düşecek gündeme canın acıyacak...

                Oysa ki; farklı dillerin, farklı din ve kültürlerin çeşnileriyle, farklı seslerin mozayiği ve ışıltıları ile yaşamak kadar güzel bir duygu var mıdır evrende. Bu güzellikler içinde neye taraf olunur ki sevgiden, saygıdan, hoşgörüden yana... Dostluktan, kardeşlikten başka neyin tarafında, yanında olur ki insanlık...

                Demokrasiyi tam olarak özümsemeyen ülke topluluklarında bilinçsizce, körü körüne taraf olma, beraberinde büyük kargaşalıklara çanak tutmaktan başka neye yaramıştır ki şimdiye dek... Ne ekmiştir kan ve göz yaşından başka...

                Tarafsız insan olmaz. Bu bir gerçek... Herkes bir düşünce sistemine özeldir, taraftır. Lakin taraf olmak, kesin bilgi kaynaklı, ilime, akla dayalı, anlayış, özveri çizgilerinde hareket ederken, ahlak ve vicdan muhasebesini çok iyi ayarlamakla sağlıklı boyutlarda seyreder.

                Körü körüne taraf olunmaz. Böyle durumlarda da birgün mutlaka bertaraf olunur ki; bu da onanmaz yıkımları tetikler. Ağır bedeller ödenirken, ülkelerin tarihi değişir...

                Taraf olmak, farklılıkların, güzelliklerin, eksikliklerin farkına varmaktır. Karşı tarafı baskı altına alarak zora ki taraftar yapmak değil...

                Taraftarlık da, özünde doğru, sözünde doğru olurken sazında da doğru tınlamaktır.

                Birçok ülke günümüzde taraflar, taraftarlar, ötekiler, berikiler..., derken sporda, siyasette, sosyal, ekonomik ilişkilerde, toplumsal güçlerde, güzel sanatlarda, dinde, dilde komşuluk ilişkilerinde parsel parsel bölünmeye, taraf olmaya başlamışlarsa;

                İnsanlar birbirlerine öfke, hırs, nefret ve şiddet kusan tarafları oluşturuyorlarsa insanlıkta çok şeylerini kaybetmiş olmuyor mu?

                Yıllar önce ülkemizde yaşadığımız, ülke olarak, millet olarak, genç kuşak olarak, ana baba olarak çok ağır bedeller ödediğimiz dış güçlerin güdümündeki olaylar taraf kavgaları değil de neydi...?

                O taraflar ki aynı bayrağın, aynı toprağın güzel insanları değiller miydi? Bir taraf gece gündüz, "Komünistler Moskova'ya..." diye bağırırken, bu gün o bağıranların birçoğu Rusya'da, Moskova'da iş ve aş tutmadılar mı? Öbür tarafta Amerikan emperyalizmine karşı savaş veren gençler darağacında son nefeslerini vermediler mi?

                Bu gün hepsinden de övgüyle söz etmiyor muyuz? İşte körü körüne taraf olmanın bedelleri... Niçin öldü bu insanlar...

                Oysa her iki tarafın özünde "Türkiye Cumhuriyetini dış güçlere karşı savunmak" vardı. "Konu vatansa, gerisi teferruattır" sözüne sadık olan bu insanların suçları taraf olmak veya olmamaktı. Lakin birileri de düğmeye basmıştı zaten...

                Taraf olmak, aklı selimle düşünerek bilimsellik ışığında, araştırmalarla doğruları, yanlışlıkları görerek, eleyerek yapıldığında ve vicdanın sesine yönelik hareket edildiğinde çok doğal bir haktır diye düşünüyorum.

                Yanılmadığımı da görmüşümdür çok zaman

                Demokrasilerde tabiki taraflar vardır. Olacaktır da... Ama insanların düşünceleri, zevkleri, alışkanlıkları, dünya görüşleri mutlaka farklıdır. Yedi milyar insanın, yedi milyar ayrı görüşü, düşünüşü vardır.

                Senin güzelin, benim için değildir... Bir tarafın muhteşemi, öbür taraf için olağandır. Birilerinin projeleri, ötekiler için dip nottur...

                Bu böyledir. Kimse kimseyi, toplumlar bir başka toplumu kendi düşüncelerini düşürmesi için veya kabul görmesi için zorlayamaz. Aksi takdirde zulüm adıyla anılan oluşum başlar ki yüce dinimizin de şiddetle yasakladığı bir vakadır.

                Günümüzde de tarafsızlık zor bir zanaattır dersem yanlış düşünmemiş olurum. İnsan isen belli bir konuda bir düşünceyi, bir eylemi, bir davayı savunma veya yerme durumunda kalıyorsun.

                Savunmasan bile düşünmen, tarafını belirliyor hemen.

                Bu yüzden taraf olurken aklını, yüreğinle birleştirip, adalet terazisini çok iyi gözlemek zorundasındır.

                Bu, çok zorda olsa, zamanını da alsa, hayatına da mal olsa böyle bir taraf olabilmek, geleceğe dair ülke adına, sevdiklerin adına en güzel yatırımdır diye düşünüyorum...!

 

                Esen kalın...