ZOR GÜNLER…

Hayatımın en zor, en duygusal belki de hüzünlü geçen Ramazan Bayramının üçüncü sabahı Erbaa’da misafir kaldığım evin balkonunda sabah güneşine gülümseyerek yazmaya çalışıyorum.

            Her yer ve her şey durgun, tenimdeki tüm hücreler buruk, vakti üzecek ne varsa üzerime tonlarca ağırlığı ile oturmuş kelimelerin taşıyamayacağı kadar sorunlu ve sorumlu halde sessiz ve halsiz bilgisayarımla başbaşayım.

            Günlük hayatın kendi akışı içindekiler, yüreğimdekiler, anılar, uzaklarım dahi ülkemde ve dünyada olanlar, insan olarak beni de etkiliyor elbette bu da yazılarıma yansıyor.

Gün, kendi seyrinde yol alıyor. Öğleye, ikindiye ulaşacak. Sonra öteler… Ötelerin ötesi. Akşam karanlığında sabaha ulaşacağından emin olmayan bakışlarıyla etrafa bakınıp duruyor.

İnanıyorum ki hiç bir şey görmüyor, bilmiyor, hissettiklerim de mutsuz olmama yetiyor da artıyor bile...

            Ramazan ayı içinde üzüldüğüm ve dua ettiğim gelişmeler.

            Irak ve Suriye’deki Türkmenlerin yaşadıkları evlerinden, vatanlarından göç edişleri. Sonra Filistin.

            Etrafımızdaki savaşlardan dost ve kardeşlerin zarar gördüğünü üzülerek izliyorum.

            Oruç ayında ve bayram da izahında zorlandığım gelişmelerin islam dünyasındaki suskunluğu yürekleri incitir boyuttadır.

            Halen mevcut olanlar, Doğu Türkistan, Kırım, Ahıska Türkleri,

Biliyoruz ki, Ahıska Türklerinin vatana dönüş mücadeleleri devam ediyor.

            Karabağ’ın halen işgal altında bulundurulması, bitmeyen problemler, günü birlik şahsi dertlerimizle birleştiğinde günümüz zehir oluyor, dert veriyor, acı çekiyoruz.

            Azerbaycan Ermenistan Cephe hattından çatışmalar şiddetlendi. Haberleri ile birlikte şehit verdiğimizi de öğreniyoruz.

            İnanıyorum ki Karabağ bir gün öz sahiplerine kavuşacak, Azerbaycan bayrağı Karabağ’da dalgalanacaktır.

            Uygurların sürgündeki lideri Rabia Kadir'den Doğu Türkistan’da katliam yapıldığı haberleri geliyor.

            Kırım zor günlerini yaşıyor.

            Iraklı Türkmen şair ve yazarlarından onlarca tanıdığımız dost ve arkadaşlarımız var. Gün aşırı görüşür, selamlaşır bilgi alışverişi yapardık.

            Günlerdir görüşemiyoruz.

            Musul’dan, Kerkük’den ve Telafer’den ses gelmiyor. Bilgi alamıyorum.

            Bin yılı aşkın yaşadıkları vatanlarında göçmen duruma düştükleri haberleri gelmektedir.

            Gazze’de müberek günlerde yaşananlar, dayanılmaz boyutlara ulaşmış, dünyanın gözü önünde insanlık bir kez daha sınıfta kalmıştır.

            Bütün bunların düzelmesi için Türkiye’nin güçlü olması gerek.

            Son yazdığım mısralarımla yazımı noktalıyorum.

            Allah Türk- İslam Aleminin yar ve yardımcısı olsun.

 

Biliyor musun?

Günü tamamlamak, yarın olmak çok zor,

 

Uyusam ölüyorum,

Uyansam alev alev yanıyorum

 

Gözlerim hasret seferinde

İnanmasan da seni çok özlüyorum.

 

Vakit mevsim mevsim, oylum oylum

Gönül dünyam can seferinde.

 

Şimdi şafağa yürümek için hazırlık gerek

Dört mevsim yedi iklim nedir, biliyorum.