Ben-Sen-Biz-Siz

Bir olmadan iki olmuyor. İki olmadan da üç olmuyor. Herşey küçükken başlıyor. Bir yola çıktığında ilk adım ve niyet, zirveye çıkmak için engelleri kaldırmak gerekir.

                Ben-sen-biz-siz üç harfli tek hecelidir. Bu kelimeler hem yalnızlığı, hem de çoğul olmayı anlatıyor. Yaşamamız boyunca hep ben yaptım. Ben başardım. Biraz daha zor ve güç işi başarınca biz başardık deriz. Bizlerin başaramadığımız işleri de siz başardınız deriz. İnsanın insanı övgü ile anması ne güzel hak edene hakkını vermek gelecekteki başarılara ilk adım atmanın yoludur. "Marifet İltifata tabidir" derler. Sevgisiz hiç bir şey olmaz. Yer yüzünde gördüğümüz her şeyin eseri sevgidir. Yani sen ve ben.

                Her insan süperdir. Her insan bir cevherdir. Yeter ki o bireyi yetiştirmeye, eğitmeye, öğretme teknik ve yöntemlerini bilelim. Eğitimli, bilgili insan kendine, çevresine ve topluma yararlı bireydir.

                Toplumda, halk arasında demezler mi? (Okumuş adamdan zarar gelmez.)

                Gelişmiş kalkınmış ülkenin insanlarına baktığımızda araştırmayı, incelemeyi, okumayı, kendi yaşantısının bir parçası haline gelmiştir. Geri kalmış ülkelere baktığımızda binlerce yıl önceki bilimi yaşamı kendine rehber etmiştir. En büyük silah insanda (Ben-Sen) de öyle bir silah ki kullanmasını bilen başaramam diye bir sorunu olmaz. O silah akıldır.

                Akıl her insanda mevcuttur. Akılsız ve dengesiz insanlara verdiğimiz bir değer vardır. Ona da deli deriz. "Delidir ne yapsa yeridir"

                İyi de ben ve sen biz ve siz tek başına bu evrende bir yaşam düşünmemiz mümkün mü? Mümkün olmadığından toplum için de yaşamalıyız. Toplum kural ve kaidelerine uymalıyız. Kendi için toplum için çalışan başaranları taktir ve teşekkür ve minnetle anarız. Peki yalancı hırsız, dolandırıcı, toplumun huzurunu bozan bencilleri de nefretle kınar, cezalandırırız. İster birey olsun, isterse bizleri yöneten insanlar olsun. Bu hırs bu aç gözlülük, kin, nefret sadece gözü gönlü doymamış insanlarda mevcut olsa gerek.

                Ülkelerde insanlar gibiler kendini düşünmek, rahat ve refah yaşatabilmek için toplumunu elinden gelen tüm bilgi belge ve konuları satma-üretme-uygulama gibi bir çaba içindeler. Bazı ülkeler de (ben) düşüncesi hakim. Benim gibi düşünmeli benim gibi, giyinmeli, yemeli, ibadet etmeli ve yaşamalı. Benim gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı yok. Bilimde bunun adına faşizm-diktatörlük-oligarsi denir. Bu tür yönetimler hiçbir zaman başarıya ulaşmamıştır. Başarı akılların güçlerin bir araya gelip üretmesinden ve paylaşmasının ortak adıdır.

                "Sen tokken, komşun açsa bizden değil" diyen bir dinin mensubu olarak daha özverili bilimsel ve üretken olması gerekmez mi?

                "Bir insanı öldüren, tüm insanlığı öldürmüş olur" diyen İslam dininde Allah adına nice canların alındığını kellelerin kesildiğini görüyor, duyuyor, işitiyoruz.

                Asıl vermemiz gereken savaş cehalet, gericilik, yobazlık, banazlık olmalı. Bununla savaşmanın da en etkili silahı akıldır.

                Benler biz olmalı, yoksulluk ortadan kalkmalı. Biz, siz bir bütün olmalı hiç kimse ezilmemeli ezmemeli. Varlık içinde yokluk çekmeye ne hakkımız ne de hattimiz var. O zaman ben, sen, biz, siz yok. Bir bayrak altında hepimiz varız. Adımız rengimiz, inancımız farklı da olsa önce o ülkenin vatandaşı sonra da dünyanın insanlarıyız. "Kötülük her kişinin kârı, iyilik er kişinin kârıdır." Er olmak yiğit olmak, öldükten sonra derin ayak izleri bırakmak er kişinin kârıdır.

 

                Aklımızı kullanarak ben, sen, biz, siz demeden hak edene "Aferim, tebrikler, başarılar" demek. Hak etmeyeni de insanlık ve toplum bilinciyle uyarmak hepimizin görevi olmalıdır. Zira "Acı sirke küpüne zarardır" Bencillik ve kıskançlık kişiye aittir. Başarı ve övgü hepimize huzurlu ve mutlu günler ve gelecekler hepinize saygılarımla.