Başkalarını Zaaf (Zayıf) Yönleri İle Suçlamayan Oğlum;

Sevgili oğlum,

Şu toplumu dışarıdan, gezerken, otururken, insanlar ile konuşurken gözlemliyorum da insanlar düşünmeden hemen bir birlerini suçlamaya bakıyorlar. Suçu hemen başkalarına atarak işin kolayına kaçıyorlar. Buna sen de dahilsin. Çünkü, ergenlik döneminde olan gençler anne ve babaları dahil çevresindeki insanları suçlama eğilimindedirler. Bunu normal karşılıyor ve ergenlik döneminin bir özelliği olduğunu bildiğimden hoşgörü ile karşılayabiliyorum.

Sevgili oğlum,

Bir de başarılı görünmek isteyen ama, başarılı olamayan tembel insanlar var ki, başarısızlıklarının sebebini araştırarak, sebeplerini tespit ederek, sonrasında hatasını düzeltmeye çalışmak yerine hemen karşısındaki insanı suçlamaya, o da olmazsa sisteme yüklemeye, o da olmazsa nasip ve kadere yüklemeye o kadar eğilimliler ki, “iş üretmez ama bahane üretmede üstlerine yok” denecek kadar bu konuda maharetliler. İşte onlara kızmak mı, yoksa gülmek mi lazım karar veremiyorum.

Canım oğlum,

İnsanlar çevrelerindeki engelli, kadın veya eğitimsiz gördükleri insanların kendilerini savunamayacağını düşünerek, ilk onları suçlamaya başlarlar. Eğer onlar bu suçlamalara kahramanca (!) karşılık verirlerse cevap veremeyen, suçlayıcı taraf işi hakarete ve kaba kuvvete başvurarak halletmeye bakarlar. Günümüzde kadın cinayetlerinin sebebini araştırınca “ben her zaman haklıyım”  dayatmasının sebebi işte budur. Herkes gücü kendinde görerek karşısındaki insanı sindirmeye, korkutmaya bakmaktalar. O yüzden de kendini savunabilen insana fazla sataşan olmaz.

Canım oğlum,

İnsan başkalarını suçlamadan önce onları anlamaya ve sevmeye bakmalı. Eğer işimiz gücümüz başkalarını suçlamak olursa gerçekleri göremediğimiz gibi, çevremizdeki gerçekten bizi seven ama ulu orta onu suçladığımız için bizden uzaklaşan dostlarımızı çoğaltırız sadece. Çünkü başkalarını suçlamadan hatası varsa kibarca ve iyi niyetle herkesin ortasında olmadan ve gerçek manada insanlara hatasını söylersen onların hatasını düzeltme olasılığı da artmış olur.

Canım oğlum,

İnsan insanın aynasıdır. Biz ulu orta başkalarını suçlarsak mutlaka o haksız suçlamalar, gün gelir bizi de bulur. Bu bir hayat kuralıdır ve anne ve babasına bakmayan insanları da çocukları sokağa atarak bakmazlar çoğu zaman. Hayat bir yankıdır. Hayata ne verirsek hayat da bize onu verir. Bu yüzden suçlama değil de anlamaya bakarsak karşımızdakini şu zamanda anlamasalar bile zaman gelince anlayacaklardır mutlaka.

Sevgili oğlum,

Son zamanlarda o kadar ulu orta bizleri suçlayan insanlara rastladım ki, mevki makam sahiplerinin hatalarını, bizleri görmezlikten gelmesini bizlere yüklemeye çalışan insanlara rastladık ki, ben kendimi savundukça söyleyecek söz bulamayınca susmaktan başka bir şey diyemediler. Sen de haksız yere suçlandığın zaman kendini sakince haklı olduğuna inandığın gerekçeler ile savunmaya bakarsın. Eğer gerçekten seni suçlayanlar haksızsa onlar da suçlamayı bırakarak susmaya bakarlar.

Sevgili oğlum,

Hatasız kul olmaz tabii ki ama insan sevdiklerinin hiç hata yapmadığını zanneder. Bu insanın doğasında olan bir şey. Ama bunu aşırıya kaçarak yaparsak o zaman sevdiklerimize fayda yerine zarar veririz. Çünkü hata ilk aşamada zarar vermese de hatada ısrar etmek yeni hataların oluşmasına sebep olur ve bu da insanlara manevi açıdan zarar verir. Bu yüzden bizler hataları görmek zorundaysak muhatabımıza usulüne göre anlatarak hem onun sempatisini kazanmış oluruz hem de kalp kırmayız.

Sevgili oğlum,

Başkalarının zaaf (zayıf) yönlerine odaklanmak yerine onların güzel yönlerine odaklanmak, ama bunu yaparken de onun istek ve daha güzele gitmek çabasına da ona yardım ederek destek olmak da bizlerin insanlık görevi olmalıdır. Çok insan engelli, kadın, fakir insanların güzel işler yapmalarını kıskanırlar da bunu belli etmemek için de ona yardım ediyormuş gibi görünerek yardım etmezler ve sonra da “o kadar yaptım da olmadı” diyerek kendilerini savunuyor görünürler. İşin esası da onların daha güzel yerlere gelmesini istememede daha güzel işler yapmasını kıskanmakta yatar.

Sevgili oğlum,

Dünyada her sorunun başı insanların birbirlerini anlamak dinlemek yerine önyargı ile fikirlerini dayatmalarında yatar. Bu yüzden başkalarını anlamaya çalışan ve sorunlarını gerçek manada çözmek için gayret edenleri insanlar sever ve onu lider yaparlar. Anlamaya, dinlemeye ve sorun çözmeye, insanları güzel hitabeti ile güzel sözleri ile memnun edenler de liderliğini pekiştirerek yoluna devam ederler.

Sevgili oğlum,

Sen de anlayan, dinleyen, sorun çözen ve insanları gerçek manada seven insan olursan hayatının rahat olarak devam ettiğini görerek mutlu olursun. Baba tavsiyesi dinleyen evlat hiçbir zaman pişman olmaz da dinlemeyen hayat boyunca pişman olabilir.

Sevgili oğlum,

Çok insan engelli, kadın veya güçsüz insanları kendilerinin de inanmadığı gerçek olmayan sözleri ile sevdiğine inandırdıklarını zannederek “ben onu seviyorum da o anlamıyor” diyerek gene onu suçlayarak ispatlamaya çalışırlar. Halbuki başkasını güzel sözler ile aldatanlar bir gün gelecek ki kendilerinin aldandıklarını göreceklerdir. Ama başkalarını suçlamak en kolay ve en güzel şey olarak göründüğünden suçlarken bunu anlayamazlar. Bayat bir etin kokusu hemen çıkmaz ama çıkınca da sadece kendi değil ortalığı da kokutursa başkalarını kandırdıklarını zannedenler de davranışlarının kokusunun böyle çıktığına şahit olacaklardır zamanla.

Canım oğlum,

Hayat bize tüm güzellikleri başkalarını şek ve şüphesiz sevdiğimiz ve şükrettiğimiz zaman verecek. Ama hayatımız hep başkalarını suçlayarak geçerse o zaman hayattan ne biz zevk alırız ne de suçladıklarımız. Onlar da zamanla bizden uzaklaşırlar da neden uzaklaştıklarını anlayamaz da  “kibrinden“ diyerek gene onları suçlarız. Halbuki belki de bizim saçma sözlerimizden bıkmışlardır. Bir düşünürsek başkalarını suçlamadan gerçekleri o zaman görerek belki de çok şükrederiz.

Muhabbetle kucaklıyorum.

 

Baba nasihatı, nasihatların babasıdır sakın unutma.