Söylem tamam da, ya eylem?

CHP’de olağan kongre, olağanüstü şekilde geliştirildi (Gelişti demiyorum) ve Yeni Başkan Kılıçdaroğlu’nun, söylemleriyle göz doldurduğu, yandaş medya tarafından ballandırıla ballandıra anlatıldı.

Bu balonların bir zamanlar “Karaoğlan” ve “Baykal” adıyla, ne kadar şişirildiği herkesin malumdur.  33. CHP Kurultayında yapılan konuşmalar malumu ilan etmekten başka bir şey değildir.

Hangi imajla toplumun karşısına çıkacağı dahi düşünülmeyen, nevi şahsiyetini kaybetmiş; idare etmekten ziyade, idare edilecek, yönlendirilecek, bir başkanın CHP’ye ne kadar faydası olur bilmem amma, Türk Milletinin dertlerine deva olacağını düşünmek bile istemiyorum.

Bir proletarya söyleminden öteye gitmeyen konuşmalardaki vurguların çözüm yolları konusunda en küçük bir projenin dahi olmayışı, CHP’de değişen bir şey olmayacağının ispatıdır. 

Varoşların, işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, köylülerin “bamteline” dokunmayı konuşmasının büyük bölümüne ayıran “Benim Adım Kemal!” sloganının altında elle tutulur, gözle görülür bir taraf olsa; diyeceğim ki, “El-İnsaf Emin Hoca, bu adamlar geçmişte şu işi şöyle iyi, şöyle dürüst yaptı…” elbette bu işi de yapar diyeceğim… Fakat hayır…

Aynı sloganlarla iktidara gelen Ecevit’in hem seksen öncesi, hem de AKP’den önceki deneyimlerinin bu milletin hafızasından silineceğini mi zannediyorsunuz?

1980 öncesinin yağ ve şeker kuyruklarında, sürünen, kalp sektesi geçiren, ezilen insanların çığlıkları hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.

Danışıklı olarak meydan getirilmiş, Kurtuluş Felsefesinin ötesinde CHP zihniyetinin bu millete reva gördüğü; açlık, yoksulluk, hor görme, baskı, ölüm, ayrımcılık ve ötekileştirmektir. Yetmiş yaşın üzerindeki neslin hemen hepsi, ısırgan otu ve fiğ pişirip yediklerini, çarık suyunu içtiklerini anlata anlata destanlar ortaya çıkmıştır.

“İş, aş, ekmek” diyerek proletarya devrimi yapmak isteyen CHP’lilerin, ekmeğin ve aşın üretildiği fabrikaları ateşe verip, onlarca işçiyi, köylüyü provoke ederek, kan ve gözyaşından başka bu ülkenin insanına bir şey kazandırmadığını kim unutabilir?

Üçlü koalisyon döneminde bir anayasanın masaya fırlatılışıyla, onlarca esnafın, sanayicinin, memurun, işçinin iflas ettiğini; binlercesinin intihar ettiğini, on binlercesinin sıkıntıdan felç geçirdiğini bu millet unutacak mı sanıyorsunuz?

Yoksulluğu, işsizliği, yolsuzluğu ortadan kaldıracağını söylemlerinde dile getiren yeni başkanın yer aldığı CHP’nin, Türk Siyasetindeki 70 yıllık hafızasında; millet, devlet, halk,  demokrasi ve insan hakları adına tek olumlu icraatı var olmuş olsa; geleceğe biraz umutla bakabiliriz.

“Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi gür” diye hedef belirleyen bir zihniyetin unuttuğu tek şey var… O ağaç ve o ormanın yükseleceği fikir bahçesine hormonlu ilaç enjekte edilmişse…

            Başka söze ne gerek var…

            CHP’de “Söylem Tamam!”

Eylemse…

Düşünmesi bile bu milletin anasını ağlatır?           

23.05.2010 tarihinde yazılmış bu yazıda fazla, değil eksik var.

Eylül 2014 tarihinde yapılacak olağanüstü CHP Kurultayında da değişen bir şey olmayacaktır. Çünkü 10 Ağustos seçimlerinde halkı doyurmak için dağıttıkları ekmek midelerine oturdu.

 

Müzmin mide ağrısı çeken bir insandan ne beklenirse CHP’den bu kurultaydan sonra o beklenir.