Kiminle siyaset konuşulmaz?

Bütün günlerimiz yoğun bir siyasi koşuşturmayla geçiyor. Neredeyse son bir yıl rahat nefes alamadı memleket. Kurulu bir senaryo gibi başlayan olaylar hız kesmeden devam ediyor. Olaylar, soruşturmalar, seçimler, seçimler derken memleket gündemi küçük bir boşluk bile bırakmadan bu telaştan nasibini alarak ilerliyor.

Dost meclislerinin, sohbet ortamlarının, misafirliklerin ortak konusu ister istemez memleketteki gelişmelerden oluşuyor. Sanal alemde de neredeyse her paylaşım ucundan kıyısından siyasi gelişmelerin kulağını çınlatıyor. Sohbet ortamlarında nasıl oluyorsa oluyor, konu dönüp dolaşıp siyasetin içine çekiliyor. Aslında itiraf edilmese de bu tür sohbetler milletin de hoşuna gidiyor. Fakat ne yazık ki tartışma kültürü gelişmemiş kişilerle girilen bu tür sohbet ortamlarının samimiyeti başladığı gibi aynı sıcaklıkta bitmiyor. Kalpler inciniyor, akla nizama uymayan sözler sarf ediliyor.

Siyaset hayatın gerçeği olsa da bazı kişilerle ve bazı ortamlarda siyaset konuşmaktan uzak durmak gerek. Birinci sıraya akrabaları almayız. Akraba ortamlarında sanal ya da gerçek ortamda kesinlikle siyasi tartışmalara girmemek gerek. İnsanın kendini bilmesi en büyük olgunluktur. Bazı kişiler ne yazık ki konu siyaset olunca kişilik değişikliğine bile uğrayabiliyor.

Ramazan Bayramı tam da seçim öncesine rast gelmişti. Ziyaretlerde konu bir anda siyasetin içine düştüğünde bayram falan demeden kılıçları çekenler bile oldu. Evine misafir olarak gittiğin kişi ev sahipliğini bir kenara bırakıp ağzına geleni söylediği bir ortamda bayramın güzelliğinden nasıl bahsedeceksin ki. Misafir misafirliğini biliyor da ya ev sahibi… Senin düşünceni bile bile “haaa şunlara mı oy vereceksin.” diye başlayan hakaretler karşısında ne desen boş. Konuşunca akrabalık denen o nazenin denge iyice yara alacak. En güzeli susmak deyip bir başka kapıya gitmektir doğru olan.

İnternet ortamında bulunma sebebi sadece kendisinden olmayanlara hakaret olan bazı kişiler var. Karşısındakinin başarısını takdir etme erdemini göstermeyip, kendi yenilgisini sorgulamak yerine kazanana saldırmayı daha kabul edilir gören bir büyüğüm, benim yazdığım bir yazıdan işkillenip, “Yeğen, sen de onlardanmışsın. Sildim seni.” deyip beni sildi arkadaşlık listesinden. Güleyim mi, üzüleyim mi, takmayayım mı karar veremedim. Bana bunu diyen kişi bir akrabam. Onun gibi düşünmüyorum diye beni siliyor. Evet, buna ancak gülünür.

Durum vahim. Bizi siyaset, partiler, cemaatler mi birleştirdi ki görüşlerimizden dolayı silme kararı alıyor bazıları. Bütün bunlar geçer; akrabalıklar, dostluklar kalır geriye. Oy verdiğim partiden dolayı beni listesinden silen akrabalar var. Gülünecek bir durumdayız. Beni eklerken siyasi görüşümden ya da cemaatimden dolayı mı ekledin ki şimdi oy verdiğim parti yüzünden siliyorsun? Tahammülsüzlük, değer yargılarından habersiz olmaktır bunun adı.

Dostlarla da kesinlikle siyasi polemiklere girmemek gerek. Hele hele işi hakaret boyutuna taşıyan, karşısındakinin görüşlerini hiçe sayarak ağzına geleni söyleyenlerle böyle konuları hiç konuşmamak gerek. Havadan sudan meselelerin adamıdır böyleleri. İlerisini kaldıramazlar.

Adapazarı’nda Ada Fikir Kulübü var. On yılı aşkın bir süredir birlikteler. Her görüşten insanın olduğu çok değerli bir topluluk. Kırmadan, dökmeden herkes fikrini söylüyor. Şöyle bir düşündüm de Tokat’ta böyle bir ortamı oluşturmak ancak hayal olur. İnsanların bir avuç Tokat’ta birbirlerine ettikleri hakaretleri görünce kırk tane fırın yapmamız gerek herhalde diye düşündüm. Ondan sonra da o fırınlardaki ekmekleri yersek belki bir şeyler olur.

 

Akrabalık denen o güzel birliktelikleri günü birlik siyasi oyunlara kurban etmemek gerek. Saygıdır esas olan. Kendin gibi düşünmeyene de saygı. Hepsi geçer, akrabalıklar ve dostluklar bizimle kalır.