Telefon‏

Her buluş bin bir eziyet, çaba ve uğraşın sonunda bulunur. Bulunan ilk önce insanlara hayranlık gibi gelse de sonradan o buluşun üstüne nice yenilikler eklenir, insanların hizmetine sunulur. İlk telefonu bulan insan Alexander Graham Bell’dir. İskoçya'nın Edinburgh  ehrinde yaşayan bu insan ben telefonu bulacağım diye yola çıkmamıştır.

3-MART -1847’de Dünyaya gelmiş. Alexander'in annesi işitme engelli bir kadınmış. Dedesi ve babası işitme engelliler üzerinde çalışmalar yapmış. Babasının ölümünden sonra, Alexander bu çalışmaların üzerine eklemeler yaparak aralıksız çalışmalarına devam etmiştir. İşitme engellilerle ilgili bir okul kurmuş, Thomas Watson'la birlikte çalışmalarına başlamışlar. 1875 yılında sesin tel üzerinde başka bir yere gittiğini ortaya çıkardılar. Fakat ses anlaşılmaz durumdaydı. 7-MART-1876 yılında patentini almış ses üzerinde çalışmalarına devam etmekteydi. Atölyede çalışırken pantolonuna asit dökülen Alexsander arkadaşı Watson’dan telefonla yardım istemiş. 10-MART-1876 ilk telefon görüşmesini yapmış oluyordu. Bunun üzerine çalışmalarına daha bir heyecanla başlıyorlar. Buldukları bazı buluşlar şunlar; manyetolu telefon, röntgenin x ışınları, elektrikli telgraf  v.b buluşlara imza atan Alexsander işitmeye çare ararken, işitenlerin iletişimini sağlamıştır. Bugün elimizden düşürmediğimiz telefonları bulan ilk mucit.

Telefon hayatımıza o denli girmiştir ki insan vücudundaki kanla damar gibi bir birliktelik oluşturmuşlardır. Telefon olmayınca yaşamımızın büyük bir kısmının yok olacak gibi sanırız. Eskiden manyetolu telefonlar vardı. Tren yolları, kara yolları boyunca uzanan çam direkler üzerinden, yazın sarkan, kışın gerilen teller. Şehirden şehre uzanır, evden eve bağlanırdı. Her evde yoktu, hatırı sayılır, ekonomisi iyi insanlar kullanırdı bu telefonları. Telefon, uzakta bulunanların hal ve hatırları sorulur, hasret giderdiği gibi iş ve alış verişte de en kısa yoldan iletişim aracıydı.

        Zaman ve teknoloji hızla gelişiyor, telefonlar evlerden çıkarak, ceplere girmeye başladıkça kişilere ulaşmak daha da kolaylaşıyordu. Hem evde hem cepte telefonu olanların çoğunluğu evlerindeki telefonu kapatarak cep telefonuna dönüştüler. Her sokakta, her semtte telefon satan bayiler, şirketler çoğaldı. Bir iş ve ekmek kapısı haline geldi. Kimisi kontör alır, kimisi telefon alır, kimisi telefon aksesuarı alır. Her aileye ciddi bir konuşma bedeli ödemek zorundadırlar. Konuşmanın vergisi hariç. Bir ailede dört kişi varsa ortalama her telefon gideri otuz TL. olursa bir aylık gideri ortalama yüz yirmi ile yüz elli lira arasındadır.

Millet olarak telefonla konuşma kültürümüz yeterince gelişmiş midir? Gerekli gereksiz konuşmaları ayırabiliyor muyuz? Kısa ve öz dilek düşünce, işimizi anlatabiliyor muyuz? Telefonu eğlence ve oyunun dışında sosyal iletişim olarak düşünebiliyor muyuz?

Sokakta caddede, otobüste, kahvede, lokantada, iş yerinde, eğlencede her gencin elinde bir telefon. Karşılıklı oturanlar dahi nerdeyse telefonla konuşacaklar. Okul öncesi çocukların elinde telefon, ilk okula gidenlerin elinde telefon, yetmişlik ninenin, seksenlik dedenin elinde telefon. Bazen merak ediyorum, doğan bebeğin eline telefon vermeli, ölenlerin eline de telefon vermeli, belki öbür dünyada lazım olur.

Gelişmiş ülkelerde telefon kullanımı ile az gelişmiş ülkeler arasındaki telefon kullanımı arasında büyük farklılık vardır. Gelişmiş ülkenin insanı ihtiyaçtan, az gelişmiş ülkenin insanı gösterişten telefonu kullanmaktan haz alırlar. Gelişim çağındaki insanın beynini ses dalgalarının nasıl etkilediğini bilmeyenimiz yoktur. Uzun süreli telefonla konuşanlarda nasıl unutkanlık yaptığını da biliyoruz. Taşıt kullanırken telefonla konuşulmayacağını, yolda yürürken, topluluk içinde yüksek sesle konuşulmayacağını, zamandan ve paradan tasarruf etmek için gereksiz konuşulmayacağını bilmeliyiz. Telefon bir iletişim aracıysa, onu bulan ve kullanan da insansa en iyi şekilde değerlendirmeliyiz bu iletişim aracını.

Bu gün itibariyle telefonlar elimizden alınsa veya kesilse kullanamayacak hale gelsek ne  yaparız? Telefonların karşılında yeni bir alternatifimiz var mı?

 

 

      SÜLEYMAN ERKAN  30 AĞUSTOS -2014   ŞİŞLİ İSTANBUL.