Zafer Bayramı

Tören bitmeden yetişirdim ama evde biraz oyalandım. Dudu donanana kadar düğün savarmış. Giyin, bayrak as, derken geç kalmışım. Bulvar, bomboş. Cadde araç trafiğine kapalı.

Kaldırımda tek tük insanlar yürüyor. Yalnız yüksek binaların çatılarında silahlılar fark ediliyor.

Aniden pat pat bir gürültü duyuldu. Esnaf dükkânlarından fırladı. Başımızı kaldırdık ki bir helikopter, sanki kalenin zirvesine konmaya çalışıyor. Kaleye yakın bir yerde dondu kaldı. Ama pervane büyük bir gürültüyle dönüyor.

Yanıma yaklaşan bir bayan:

-Helikopter ne yapmaya çalışıyor?

-Bilmem.

-Belki de bir sarhoş düşmüştür. Onu kurtarmaya çalışıyor olmasın?

-Belki... Aşağıya bir şey sarkıtmıyorlar ama.

Bir esnaf:

-Kalenin en yüksek yerine konmaya çalışıyor. Onu da beceremiyor.

Başka birisi:

-Yok, canım, gösteri yapıyor.

Çevremde olanı biteni aval aval anlamaya çalışırken tören bitmiş. Uygun adım yürüyen merasim kıtası yanımıza kadar gelmişti. “Araç bin! komutuyla askerler araçlarına binerken içi görünmeyen askerî ve sivil resmî Audi''ler, önümüzden su gibi akıyordu.

Tören alanına ulaştığımda Ali evlenmiş, Güllü gelin olmuştu. Polis ve belediye görevlileri araçlarını topluyorlardı. Anıta kimlerin çelenk koyduğunu merak ettim. Valilik, belediye başkanlığı ve yazısı zar zor okunan garnizon komutanlığının çelenkleri yan yanaydı.

Dönüşte rastladığım Duran Coşkun, partilerin saat on ikiden sonra çelenk koyacaklarını söyledi. Demek ki onların bayramı, öğleden sonraya kalmış.

2014 zafer bayramı izlenimlerimi paylaşmak istedim.

 

Bayramımız, vatana, millete, yurt dışı temsilciliklerimize, Kıbrıs''taki soydaşlarımıza kutlu olsun…