Şair Yazar Sündüs Arslan Akça (Fıratın Kızı): “Genç yazar ve şairler ünlü olmak için değil, sevdikleri için yazsınlar ve sürekli kendilerini yenilesinler”

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz bugüne kadar? Nerelerde çalıştınız?

            Sündüs Arslan Akça… 14 Temmuz 1971 yılında Elazığ’ın Keban ilçesinde doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Keban’da, yüksek öğrenimimi Van 100. yıl Üniversitesi’nde tamamladım. İlk görev yerim Erzurum /Horasan -Ankara /Bala – Tokat/Zile-Tokat/Niksar- Son 10 yıldır Tokat merkezde İbn-i Kemal İlkokulu’nda görev yapmaktayım.

SORU- Yazma tutkunuz nereden geliyor? Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız? İlk  yazılarınızın çıktığı zaman ile şu an duygularınız arasında ne fark var?

Sündüs Arslan Akça- Yazma tutkusundan önce okuma tutkusundan bahsetmek gerekiyor. Ailem okuyan bir aile değildi. Okul yıllarına kadar kitaptan uzak bir yaşam getirdi. Daha sonra orta okul çağlarında kitapları tanıdıkça ilgim ve merakım arttı. Her okuduğum kitapta bir dünya kuruyordum hayallerimde. Gittikçe içine almaya başladı. Hele lisede daha iyi bir okur yaptı.

Yazma isteği zorla veya sonradan kazanılmaz buna eminim. Var olanı geliştirirsiniz. Allah vergisidir duyguları ahenkli bir dille sözcüklerle ifade etmek. Lise yıllarında ve daha öncesi yazılarım günlük, deneme ve öncelikli şiirlerdi.

Edebiyat öğretmenimiz iyi kompozisyon yazdığımı söyleyip yazma konusunda çok etkili ve motive eden olmuştur.

O yıllarda başladığım şiirler, yazılar uzun süre devam etti. Evlilikten sonra çocukların olması ve mesleğim daha fazla zamanımı aldı. Son 8 yıldır tekrar başladım.

Allah nasip ettiği müddetçe de yazmaya ve yazmanın beslendiği kaynak okumaya devam diyorum.

İlk yazılarım çıktığı zaman elbette ki bir şeyler başarmanın verdiği hazzı yaşadım herkes gibi. Her seferinde bir önceki yazdığımı beğenmedim. En güzele doğru azimle yola koyuldum. En güzeli de nedir biliyor musunuz? Yazdıkça mutluydum. Önemli olan da bu değil midir? Mutlu olduğunuz işte başarılı da olursunuz.

* Ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz eş ve çocuklarınızın sizin bu çabalarınıza bakış acısı nasıldı?

Sündüs Arslan Akça -Kalabalık bir ailede büyüdüm. Annem ev hanımıydı. “Allah rahmet etsin.” Babam maden işçisiydi. Fakat sevgi ve ilgiyle büyüdüğüm bir aileye sahiptim şükür. Kardeşlerim ve çocuklarım, eşim eskiden beri eğilimimi biliyorlardı. Tekrar başlayıp devam etmem ve her geçen gün daha güzel çalışmalar çıkarmam onları da mutlu etti. Her daim eşim destekçim oldu. Yanımda olmasaydı ve sabır göstermeseydi çok zorlanırdım. Böyle bir eşe sahip olmak da benim için bir şanstı. Allah razı olsun kendisinden.

* Yazmakta nerelerden besleniyorsunuz?

Sündüs Arslan Akça- Eskiden okuduğum şairler, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Faruk Nafiz, Cahit Külebi, Necip Fazıl, Mehmet Akif, Orhan Veli… Bunların yanı sıra Nazım Hikmet, Ümit Yaşar, Ahmet Arif vb severek okuduğum şairlerdi. Sadece okumakla kalmazdım. Sevdiğim şiirlerini yazardım. Okuduğum kitaplarda hoşuma giden bölümler veya cümlelerin altını çizer ve onları da ayrı bir yere yazardım. Galiba bunlar ve var olan hayal dünyam, memleket hasreti, aileye duyulan özlem… Mistik düşünceler… Fırat’ın Kızı olduğum için önemli kaynaklardan biri de Fırat ırmağıdır.

* Bugüne kadar yayınladığınız kitapların isimleri ve konularından bahseder misiniz?

Sündüs Arslan Akça-Bugüne kadar Sivas Şairler ve Yazarlar Birliği’nin hazırladığı 4 antolojide

Tokat’ta 2 antolojide, İstanbul’da 1 antolojide, Manisa’ da 2 antolojide şiirlerim yayınlandı. 2013 Kasım ayında ilk şiir kitabım “Fırat’ın Kızı” yayınlandı. Toşayad ile birlikte düzenlenen kahvaltı etkinliği ile tanıtımı ve imza günü yapıldı. Düzenli olarak Bizim Ece dergisinde yazıyorum. Kümbet dergisinde düzenli olarak şiirlerim yayınlanıyor. Bunların dışında internet dergisi ve gazetelerinde, yurdun çeşitli illerinde çıkan edebiyat dergilerinde şiirlerim yayınlanmaktadır.

* Öğretmen olmanızda  yazarlığınıza ve şairliğinize katkısı nedir?

Sündüs Arslan Akça- Öğretmen olmanın şairliğe ve yazarlığa katkısı belki sürekli kitapların ve eğitimin içinde olmak yakınlaştırmıştır. Fakat ben tam tersini düşünüyorum. Şairlik ve yazarlık yönümün öğretmenliğime katkısı olmuştur. Öğretmenler ilgi alanlarını öğrencilerine de taşırlar. Öğrencilerim de şiire heveslenen, okumayı seven ve kendilerini yazılı ve sözlü olarak ifade de daha iyi yetişebiliyorlar.

* Elazığlılar memleketlerini çok sever. Elazığlı  yazar olmak nasıl duygu?

 

Sündüs Arslan Akça- Benim memleketime olan düşkünlüğümü hem şiirlerimi okuyan bilir hem de çevrem farkındadır. Yıllardır Tokat’tayım. Tokat’ı ve Tokatlıları çok severim fakat bülbül gibi altın kafese de koysanız “Elazığ” ’derim.

Elazığlı yazar olmak ilimi zerre ölçüsünde de olsa ismini duyurmak, faydalı olmak elbette ki çok güzel bir duygu. Memleketim bu anlamda hep yanımda ve destekliyor. Sürekli Elazığlı şair ve yazar gazeteci büyüklerimle istişare halindeyiz. Yakın takip ediyorlar. İnşallah ileride güzel çalışmalara imza atacağız, diyorum.

* Günümüzde gençlerin okumaması sebebi nedir? Bir öğretmen olarak çocuklarımıza  nasıl okumayı sevdirebiliriz sizce?

            Sündüs Arslan Akça-Gençlerin okumama sebebi gençler değildir, ebeveynlerdir. Babadan anneden çocuğa sirayet eden bir hastalık gibi. Biz ebeveynler okumadığımız sürece onlara bu alışkanlığı kazandırmamız mümkün değildir. Çocuklar gördüğünü alırlar. Bunun yanı sıra hızla gençliği ve daha doğrusu herkesi içine alan teknoloji. Biz teknolojiyi araç olarak değil artık bir amaç olarak kullanıyoruz. Çağın vebası gibi.

* Yazmak ve isim yapan bir şair yazar olmak isteyenlere neler tavsiye edeceksiniz?

Sündüs Arslan  Akça- Öncelikle yazmaya isim yapmak için başlamamalarını tavsiye ediyorum. Sadece sevdikleri için yapmalarını ve sürekli kendilerini yenilemelerini. İsim, onları bulacaktır. Öncelikle iyi bir birikim lazım elbette. İyi okumaları lazım, hayal dünyalarını zinde tutmaları lazım. Okudukları kitapları irdelemeli, kıyaslamalı, çıkarımlarda bulunmaları lazım. İyi kalemleri takip etmeleri, edebiyat dergilerini takip etmelerini, günceli yakalamalarını, bol yazmalarını, yazarak, yazarak, yazarak… güzele gidiyorsunuz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum…