Başarı ve Başarısızlık

Başarı be başarısızlık iki kardeş gibi, başaracağım dersin başaramazsınız. Olumlu, olumsuz bir arada. Yaşamak için mutlaka başarmak zorundasınız. Sürekli kaybetmek olumsuzluk, itilmek, kenara atılmak olur. Her insan mutlaka bir şeyleri başarmak zorundadır.

Başarı, bireyin kendisi ve çevresi ile uyumlu yaşayabilmek, kendini gerçekleştirmek için belirlediği hedeflere ulaşmak amacı ile gösterdiği çabalardan olumlu sonuçlar almaktır.

Okullar açılıyor, tatil bitti. Toplum olarak çocuklarımızı başarıya kilitlemek, en iyisini, en güzelini, en başarılısını, en çalışkanı, en sorumlusu, en, en,en…ler bitmez. Ama zaman geçer, ömür biter. Bulunduğun ortamı en iyi şekilde değerlendirmek, kendini huzurlu, mutlu hissetmek, çevresiyle barışık geçinmek, var olan şeyleri paylaşmak, üretmek, sağlıklı yaşamak başarının bence ta kendisidir.

Dünyada milyonlarca insan var. Her birey kendine benzer. Hiç biri diğerine benzemez. Fikir ve düşünceleri de farklıdır. Her çocuğun diğerine göre farklı yönler, yetenek ve becerileri vardır. Her çocuk aynı alanda aynı derecede, aynı başarıyı göstermesi mümkün değildir. Bazı çocukların yeteneği, müziğe, bazılarını ki sayısala, bazılarını ki de sözele, bazılarını ki de el beceri ve yeteneğe yatkın olurlar. Bizler elimizdeki ölçü aletiyle her bireyi aynı değerde ölçemeyiz. Maddeleri, sıvıları ölçerken, ağırlık ve litre kullanırız. Ama insanı ölçerken bilgi birikimi, yetenek, zeka, almış olduğu eğitim, görgü, kültürle değerlendirebiliriz. Sınıfta anlatılan bir konuyu, sınıf içindeki kırk birey aynı zamanda, aynı alanda, aynı değerde alamaz. O konuya yatkın ve ilgisi olan birey % seksen alırken, bir başka birey % otuz alır. Sınavla ölçtüğümüzde her iki bireyin de aynı notları almasının mümkünatı yoktur. Sonunda başarılı ve başarısızlık ortaya çıkar. Başarılı birey  alkışlanır ödüllendirilirken, başarısız birey ezilir, cezalandırılır. Toplumda ezik, silik bir kişiliği bulunur. Nasılsa ben başaramıyorum, bir işe yaramıyorum, toplum benimle ilgilenmiyor düşüncesine kapılır. O birey karşımıza suç makinası olarak çıkar. Hırsız, zorba, alkolik, asalak olarak toplum içindeki yerini alır. Toplum olarak, anne, baba, öğretmen, devlet el ele vererek iyilerin oranını yükseltmemiz gerekir. Aksi taktirde suçlusu anne-baba-öğretmen ve devlet olur.

M. Kemal Atatürk şöyle der. (Ben bir işe başlarken başaramam diye düşünmem. Önündeki engelleri kaldırırım, başarı kendiliğinden gelir.) Başarılı bir bireyi yetiştirmek sorumluluk, bilgelik, tecrübe, zaman ve sabır ister. Her birey kendi alanında değerlendirilirse başarıya yakın olunur. Rekabetçi toplumlar başarı ve sonuçları için çok büyük baskı oluşturmakta, başarısızlığın bedelini çok ağır ödetmektedir. Program ağırlıklı, sınava dayanan dar kapsamlı eğitim anlayışından yüksek puan alan öğrenci sayısı oldukça azdır, yetersizdir. Yetişkinlerin beklentileri ile çocukların beklentileri arasında büyük uçurumlar bulunur. Başarı göreceli bir kavramdır. Sınırları belirli bir tanım içine konulursa yanlış olur.

Başarıda izlenecek yolların başında bireyin önce istekli olması, sonra sevmesi gerek. İstek+sevmek=başarı demektir. Bu olay yalnızca  çocuklarda değil, yetişkinlerde ve canlılarda da bu geçerlidir. Aile, çevre bilinçli olursa o toplum içinde yetişen  bireyler tertipli, düzenli, kurallı, bilinçli, saygılı, hoş görülü olurlar. Anne, baba, öğretmenin tutarsız tavır sergilenmemesine, çocuğa ilgisiz, sevgisiz kayıtsız kalmamasına, sürekli eleştirilmemesini, aşağılanıp horlanmasına, kendini yetiştirirken araç ve gereçlerinin (ihtiyaçlarının) karşılanması, kişinin öz güveni, cesareti ile birlikte başarıya taşıyan etmenlerdir.

İnsan beyni harikalar yaratan bir organdır. Yeter ki bu organımızı iyi bir şekilde değerlendirip kullanabilmeliyiz. Düşünmeyi, sormayı, sorgulamayı, dinlemeyi, araştırmayı, okumayı, bilimi, sanatı, iyi konuşmayı bilen başarının büyük bir oranını kazanan bireydir. Başarı ben başaracağım diyenindir. Her insanın gizli kalmış, açığa çıkmamış yetenekleri saklı olabilir. Önemli olan bu gizli yetenekleri açığa çıkarmalı, toplum yararına sunmalıyız.

Başarıyla ilgili bir kaç cümleyi de şöyle sırala ya biliriz:

-Birey kendi sorun ve göreviyle baş başa kalmalıdır. O bireyin görevini üstlenip çözmeye kalkmamak gerekir. (Ayıya balığı tutup vermektense, balık tutmayı öğretmek daha iyidir.) Bireyi sadece bilgi ve tecrübemizle yönlendirmeliyiz.

-Başarıyı elde etmek için çok çalışmak gerekmez, etkili ve verimli çalışmak yeter. Ders alanının dışında  etkinliklere zaman ayırması gerek. Kendini ve beynini zinde ve etkili tutabilmek.

-Bireyi değerlendirirken başkasıyla değil, kendisiyle ve alanıyla değerlendirmeliyiz.

-Her aile bireyleri (çocuk gelişimi ve eğitimi) konusunda bilinçlenmeli, kendilerini yetiştirmeliler.

R.W. EMERSON  şöyle der: Başarı “çok sık gülmek, çocukların sevgisini ve akıllı insanların saygısını kazanmak, içtenlikle yapılan eleştirilerin kıymetini anlamak, kötü arkadaşların yoldan çıkarma deneyimlerine dayanabilmek, güzeli anlamak başkalarında en iyiyi bulmak, daha iyi bir dünyayı bırakabilmek hatta bir tek kişi bile olsa birilerinin siz yaşadığınız için daha rahat nefes aldığını öğrenmektir.) 

“Hayatta ya tozu dumana katacaksın ya da tozu dumanı yutacaksın.'' Mümin Sekmen.

Başarının yolu sevgiden geçer. Sevgi yoksa başarıdan bahsetmek nafile. Her bireye sevgi yolunuz açık olması dileğimle...

 

Süleyman Erkan / 30 Ağustos 2014 Cumartesi / Şişli İstanbul.