Bilgiye ulaşan yollar…

Yaşadığımız yüzyıl öylesine karmaşık gelişmelerle birlikte yoluna devam ediyor ki aklıma gelen birçok alanda ve bilim dünyasında yaşanan hızlı gelişmelerle birlikte dünya günlerimi tamamlıyorum.

İnsan merkezli çalışmalar, projeler, teknoloji ve bilgisayar ağırlıklı teknik yenilikler insanı mutlu etmeye yetmiyor.

Yaşandığına inandığımız hayatın her alanındaki bu hızlı gelişme ve değişme bazen korkutmakta bazen de huzuru bozmakta, can güvenliğini tehdit ettiğinde dayanılmazlar yaşanılmaktadır.

İnanıyorum ki, ülkemizde ve dünyada olup biten gelişmeleri yakından takip etmek, bilgiye ulaşmak, mevcutları güncellemek, beslemek veya yeniden disipline etmek, değişim sürecine uyumlu hale getirip yarınlara sağlıklı adımlarla yürümek için sürekli hareket halinde olmak gerekiyor.

Gelişen dünyamızda bilginin çok çeşitli olması ve zaman içinde mevcudiyetini yitirmesi veya yenilenmesi, deri değiştirmesi, eğitim-öğretim süresince yetiştirilmesi gerekenler üzerinde olumlu davranış değişikliğine dönüşmesi insana yapılan yatırımda önemler aşamalar diye düşünüyorum.

Programlar bize uygun olmalı, öğrenilen teknik bilgilerle, uygulanacak merkez arasında uyum ve istek başarıyı da beraberinde getireceği bilinmelidir.

Bilinmesi gereken diğer konu da geleneksel yapımızın rahatsızlıktan çok süreci olumlu etkileyecek hatta besleyecek önemli damarların başında olduğunu unutmamak gerek.

Bilgi neden ihtiyaçtır sorusunun cevabı, öğrenen ve öğreten tarafından çok iyi bilinmelidir. Yine bilgi nerede ve ne için kullanılacaktır.

Okuma kültürü dediğimiz ve insanımıza bu alışkanlığı ve davranışı kazandırmak için yıllarımızı verdiğimiz tanıyanlar tarafından bilinmektedir.

Bilgiye ulaşmanın, onu sürekli beslemenin ve disipline etmenin en kolay ve uygun yollarından biri de okumadır. Okuma, yazılı olan bir metni bilinen yazı karakterlerini sesli veya sessiz çözmektir. Yine metnin içindeki duygu, düşünce ve bilgileri anlamaktır. İfadesi tanımlardan biridir.

Okuma sonrasında beyinde anlamanın gerçekleşmesi beklenmektedir.

Eğitimin ilk dört yılında her çocuk ana dilini eksiksiz kullanma, anlama, anlatma, dinlediğini ve okuduğunu yazılı sözlü ifade etme bilgi ve becerisini almalıdır, kazanmalıdır.

Bu noktada öğretmen çok önemlidir. Görevleri ile ilgili her alanda tam yetişmiş, nitelik ve nicelik açısından donanımlı öğretmen yetiştirmek milli politika olmalıdır.

Öğrencilerin hedeflenen başarıyı yakalaması, ana dili öğretmenlerinin yeteri kadar donanımlı olmalarına bağlıdır.

İnsana hayatının her anında ihtiyaç olan dile bütün öğretmenler tarafından önem verilmeli, her öğretmen bir Türkçe öğretmeni gibi hareket etmelidir.

Öğretmenlik mesleği üzerinde geniş araştırma yapmış biri olarak okunmakta olan bu yazıyı zevkle ve istekle yazıyorum.

Gelecek nesillerin mimarı, topluma ışık tutacak öğretmenlerin, herkesten daha çok öğrenmeye, yeniliklere uyum sağlamaya, kendini sürekli geliştirmeye ihtiyacı vardır.

 

Yeni Eğitim-Öğretim yılı hepimize hayırlı olsun.