Yaşlılık‏

Yaşlılık tecrübe demektir. Yaşamda insanlar farklı mekan ve rahatlıklarda yaşarlar veya yaşamazlar. İnsanlar iki yerde eşittirler. Anne karnındaki sıvı ortamda, öldükten sonra toprak altında eşittirler. Yaşama başlayınca yarış da başlamış olur. Farklılıklar zevkler, istekler, arzular, kıskançlıklar ve ben olma duygusu, üstünlük, egemenlik... Belki sizlere ters ve yanlış gelecek ama yaşlılık güzel şeydir. Aranızdan bazı sesler duyar gibi oluyorum. (Yaşlılığın neresi güzel be kardeşim?) (Hastalıklarla boğuşur durursunuz hastalanınca.) (Neresi güzelmiş yaşlılığın gücün yetmez, sözün geçmez, aklın erer biçare kalırsın ortada.) (İnsan yaşlanınca dişin kesmez, gözün görmez bu mu iyilik?...) (Allah oğul, kız eline bırakmasın, kapı gözletmesin yaşlılık zor oğul.) Daha daha nice nice sözler işitir gibi oluyorum.

Gençlikten kocalığa pay bırakmak gerekir. Aksi taktirde bu lafların hepsi gerçek olur. Yaşamının son demi burnundan gelir zehir olur. Yaşlılık ne güzel şey. Aklımdan, hastalanmakla ilgili de güzel şey demek geçiyor. Neden mi? Hastalık olmazsa sağlığın kıymeti bilinmez. Yokluk olmazsa varlığın kıymeti bilinmez. Her canlı güzeldir. Bir takım özellik ve niteliklerle donatılmıştır. Hayat bize sunulmuş en güzel nimetlerin başında gelir. İnsanın bebekliği de, çocukluğu da, gençliği-ergenliği de, orta yaşlılığı da, ihtiyarlığı da güzeldir, yaşamasını bilene. Birey kendini zararlı ortamlardan ve toplumlardan koruyanlar için insanın her devresi güzeldir. Önemli olan o devreleri bilinçli doya doya kurallarına göre yaşayabilmek.

Belirli bir süre eğitim ve öğretimini alan insanlar, kendi alanlarında iş bulur, çalışırlar. Belirli bir süre sonra evlenir, çoluk çocuğa karışırlar. Zamandır bu takvim yaprağında durduğu gibi durmaz, elimizden savrulur gider. Emekli olursun. Var olan malını yemeğe çalışırken ya çevrenden ya hastalıklar sana musallat olur. Rahatın huzurun kaçar. Bir dert bir kaç derdi de beraberinde alır gelir senin yanına. İsyan edersin yaşlılığa, ''lanet olsun nereden yaşlandım'' dersin. ''Allah canımı alsa da kurtulsam.” 'dersin. Can verilince, ha deyince alınmaz. Zamanı var, o zamanı beklemek gerekir. Bazıları verir kendini ibadete, yıllardır yapmış olduğu hata ve yanlışları af ettirmek için, cennetin kapısını açmak için yalvarır durur Allah'a. Kimileri boş boş gezer deli mayın gibi, ne kendine ne de çevresine faydası vardır. Kimileri almış alımını, hastane hastane dolaşır. Kimileri boş gözlerle çevreyi süzer. Bazen boynunu önüne eğer cenabı Allah'ım al şu canımı sen de kurtul bende der.

Birileri var ki gençliğini ve orta yaşlılığını sağlıklı, zinde, kendini yıpratmadan yaşamıştır. Hayata eyvallah etmemiş, dişiyle tırnağıyla, bilgi becerisiyle yaşamış. Kendisine özgü doğruları vardır. Zaman nasıl geçer farkında bile değildir. Her zamanı, her anı eğlencelidir, coşkuludur, türküdür, şarkıdır yaşayan için. Gam ve keder yoktur yaşayışında. Başarısızlık nedir bilmez. Hasta olsa bile dert etmez kendine verilen hayatı doyasıya yaşar durur kendi zaman diliminde. Yaşının bile farkında değildir. Yetmiş, seksen doksan belki de yüzün üstündedir.

Nerede, nasıl olursa olsun hiç bir zor şart onu doya doya yaşamadan alıkoyamaz. Yeri gelince on beşlik delikanlı gibi oynar, yirmilik delikanlı gibi kanı kaynar, halay çeker. Yaşamdaki ciddiyetini hiç bir zaman kaybetmez. Sözü geçerli, düşünceli, ağırbaşlıdır. Üretmesini de tüketmesini de bilir. Sağlıklı beslenir, uykusuna, sporuna, sevdiklerine zaman ayırmasını bilir. Her mevsimin kendine göre zorlukları da zevkli yanları da vardır. Her mevsim ayrı bir renktir. Ben bunun için diyorum ki yaşlılık güzel şeydir. Yaşlanmak tecrübe işidir. Tecrübe en pahalı, en değerli şeydir. Yaşlılara hürmet insanlığa, bilgiye, tecrübeye yapılan değerdir. Yaşlılar bizlerin en aziz ve değerli misafirleridir. Yaşlılara değer göstermeyenler, aynaya geçip bir baksınlar. Yarın onlar da yaşlanacaklar. Arkadan gelen nesil iki katını nasıl uygulayacaklar görsünler. Yaşlılarla ilgili yazdığım bir şiiri sizlerle paylaşayım:

ZAMAN DÜŞMAN. Sevgili dostum gel sen yaşlanma. / Yaşlanmak en güzel andır sana. / Geri bakıp sakın hüzünlenme, / Zaman gibi düşmanın var senin.----Havalanıp yüksekte uçarsın. / Kimsen yok yanında çaresizsin, / İndiğinde de korkar ürkersin. / Zaman gibi düşmanın var senin.------Kırışmış yüzün ağarmış saçlar. / Bükülmüş belin, tutmuyor dizler. / Çevrende Azrail güler gezer. / Zaman gibi düşmanın var senin.----Süleyman tembellere hep düşman. / Kötülere vermiyor aman. / Ecel gelir uçar can, akmaz kan. / Zaman gibi düşmanın var senin....

Bizlere verilen değerli emanete ihanet etmeden fazla yıpratmadan, onu fazla da boş bırakmadan kullanmalıyız. Aşırı hırs ve ihtiraslardan uzak yaşamalı. Mutlu olanlar, mutlu edenler zevk sefa içinde yaşayanlardır. Zamanı unutup yeni güne merhaba deyip uyananlardır. Yaşlılık sizler için güzel. Haydi tutun yıllanmış eşinizin elinden, alın torunlarınızı yanınıza. Sonbaharın baharında sana uğurlar olsun. Zaman deyip verilen fikirler, yapılan işler, yaşlılığı hep mutlu kılacaktır. Sakın geride bıraktığınız günlere takılıp kalmayın, önünüzde güzel mutlu günler var. Ne güzel yaşamak, ne güzel dostlarla birlikte yaşlanmak.

 

Süleyman Erkan   03/09/2014    Şişli-İstnbl.