Niksar Yolu: Bitmeyen Çile

Uzun zamandır yazmıyorum.

Belki tembelleştim (tembel olduğumu benden başka kimse kabul etmiyor ama) belki de yazamadım gerçekten. İki yıla yakındır durmadan bir koşturmaca içinde yaşadım. Onlarca parçaya bölündüm. Birçok iş üretme derdiyle normal üstü bir tempoya daldım.

Sonra ihmal ettiğim şeylerin farkına vardım. Önce ailemi, dostlarımı sonra da kendimi ihmal ettiğimi anladım. Psikolojik olarak içine düştüğüm büyük ve sürekli yorgunluğun yanı sıra biyolojik olarak da birçok sıkıntı yaşadım. Hatta ameliyat bile oldum...

Şimdi kendime ve aileme daha çok vakit ayırma kararı aldım, uyguluyorum. Hayat daha da güzelleşti. Çünkü mutluluk önce sağlıktan sonra aileden geçiyor. Yıllardır ihmal ettiğim kitabıma sarıldım yeniden hem de bu sefer yayınlamak için son derece kararlıyım. Meğerse kendimde ihmal ettiğim ne çok şey varmış...

Bir de gazeteyi ve yazılarımı ihmal ettim. Yazıların etkisi ve zaman zaman hayra vesile olması tanıdıkların zaman zaman yazmam gerektiğini söylemesi beni bu konunun ciddiyetine inandırıyor. Yazmak hobiden öte sosyal bir sorumluluk hatta sosyal etkileri olan bir ibadet...

Dün bir dostumuz şairler ve yazarlar derneği üyeleri arkadaşlarla ziyaretteyken hepimize birden: "Yahu değerli hocalarım, ne olur şu Niksar yolunu yazın!" diye derin bir sıkıntının dışa yansıması bir ses tonuyla hitap edince hepimiz de acı acı tebessüm ettik.

 Daha önceden yazdığım yazılar geldi aklıma. Diğer yazar arkadaşlarımızın kaleme aldığı sorunlar... Özellikle de Tokat'ımızın kronikleşmiş yaralarından Niksar Yolu artık bir çileye, işkenceye dönüştü.

Yol inşaatı metre metre takip ediliyor.

İlerleme kaplumbağa hızında.

Torosları testereyle keser gibi kesen teknoloji, tünellerle ilden ile uzanan muazzam gelişmişlik düzeyimiz, duble yollarımız, viyadüklerimiz, alt ve üst geçitlerimizi böyle hayranlık uyandıracak hızla inşaa eden koskoca Türkiye, Niksar yolunda aciz kalıyor, çuvallıyor...

Bin bir bahanenin ardına sığınıyor, müteahhitlere suç atıyor, başka dev problemlerin (!) altında eziliyor yetkililerimiz.

Tırların, kamyonların arasında iki arabanın zor sığdığı Niksar yolunda çekilen işkencenin daha uzun süre devam edeceği görülüyor.

Etkili olamayan yetkililerimize bir dokunun bin ah işitin...

Aslında mesele sadece irade meselesi...

Güçlü, etkili ve iyi niyetli bir irade ile Niksar yolu 6 ayda bitirilirdi. 6 yıl beklemeyiz inşallah... Hele ki Kızıliniş yolunu 15 senede tamamlayan "Aman heeri, yaz var, kış var. Evecek ne iş var" iradesi Niksar yolunda devreye girerse daha çok kaza belaya mahkum edecek gibi görünüyor halkımızı.

Bir yazı yazmaktaki amaç sadece ve sadece sonuç almaktır. Düşman kazanmak, gündemde kalmak, taraftar toplamak değil... Belki bir yazı bir vicdanı rahatsız eder. Bir felaketi önceden haber verir. Belki bir yazı bir kitleyi uyandırır...

Allah korusun Niksar yolunda her gün ölümle yaşam arasında 40 kilometre gidip gelen insanımıza bir şey olursa bunun vicdan azabını taşıyamayız.

Bu trajikomik yol inşaatı, ALPU BARAJI rezaletine dönmesin... Yıllarca sürmesin...

Bir an önce bitsin...

 

 

                                                                                     Mahmut HASGÜL