Bekir Sıtkı Erdoğan’a veda…

Osman BAŞ

 

            “Ey gonca gülüp durma, yeter şen değilim!

            Cezb eyleme bülbülleri; gülşen değilim!

            Fark etmez açık kalsa da ardınca gözüm,

            Çoktan giden gitti, kalan ben değilim!

 

         Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli üstadlarından biri olan değerli hocam, dostum, ağabeyim Bekir Sıtkı Erdoğan'ı kaybettik.        

            Erdoğan hocayla çok yakın görüşen istediğim zaman telefon edebilen bilgi ve birikimlerini paylaşan, tavsiyelerini alanlardan biriyim.

            Kümbet Altında dergimizin okuyucuları Bekir Sıtkı Erdoğan’ı ve rubaileri çok yakından tanıyorlar. Üstad uzun yıllar yayınlanmamış rubaileri yayımlanmak üzere bana gönderdi. Her sayımızda görev aşkıyla okuyucularımıza sunmanın mutluluğunu yaşadık.

            Okuduğunuz dörtlük dergimizin Temmuz, Ağustos ve Eylül 2014 sayımızdan alınmıştır.

             Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, Uluslararası Tokat Yeşilırmak Şiir Şölenleri başta olmak üzere birçok programda birlikte olduk.

            Nerede birlikte olduk ise zamanı iyi değerlendirerek sürekli yanında olmaya gayret ettim. İstedim ki bilgi ve birikimlerini aktarsın, sözlerini söylesin ki biz onunla olmanın tadını ve lezzetini alalım.

            Her görüşmemizde dergimizde yayımlanmak üzere çalışmalarını istediğimde hiçbir yerde yayımlanmamış rubaileri verir okuyucularımızla paylaşırdık.

            Yine yayın kurulu üyemiz Uğur Kılıç’ın haziran ayı İstanbul’da olduğu günlerde hocayı aradım röportaj için müsaade istediğimde kabul etti ve dergide yayımlanmak üzere de yirmi rubai gönderdi.

            Röportajdan kısa bir bölümü okuyucularla paylaşıyorum.

* Şiir neye yarar? Yenmez, içilmez. Ama şiir çok şeydir. İnsanın üç yapısı var: beden, akıl, duygu. Bunların hepsinin beslenmeye gıda almaya ihtiyacı var. Bedenin gıdası yiyecek ve içeceklerimiz. Aklın gıdası, ilim ehliyle birlikte olmak, nasihat almak. Duygunun gıdası ise şiir ve musiki. Şiir duyguları besler, güzelleştirir. Şiirle iştigal olan bir insanın katil olması, zalim olması çok zor bir ihtimaldir. Şiir insanı ehlileştirir, yumuşatır, güzelleştirir. İnsan gibi insan olmak için hayvani sıfatları atmak lazım. Bu da duyguyla olur. Bizi duyguya sevk eden en önemli şeylerden biri şiirdir. Şiir bu yüzden azizdir.

*Dünyaya insanlık kursu için geldik. İnsanlık kursunu başarıyla tamamlayanlar bu imtihanı vermiş olacaklar. Bütün insanlar esasen ruhtaşımız. Çünkü Allah hepimize kendi ruhundan üfledi. Ermeni, Rum, Arap hepsi ruhtaşımız. Biz Yunus Emre medeniyetinin evlatlarıyız. Herkesi kucaklar, Rahman’ın yarattığı herkese sevgi nazarıyla bakarız. Biliriz ki hepimizi yaratan o. Varlığımız ona muhtaç. Ondan geldik, ona döneceğiz. Hayatımda büyük acılar yaşadım. Babamı küçük yaşta kaybetmem, eşim ve oğlumun arka arkaya vefatı beni derin bir kedere boğdu. Ama onlarla buluşacak olmam bu kederimi azaltıyor.

24.08.2014 tarihinde vefat eden Üstad, 25.08.2014 Pazartesi günü ikindi namazını müteakip İstanbul/Üsküdar Selimiye Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra 26.08.2014 Salı günü memleketi Karaman'da toprağa verildi.

“Hancı” ve “Kışlada Bahar” isimli şiirleriyle tanınan Bekir Sıtkı Erdoğan, 1926 doğumlu 88 yaşındaydı.

Beklediği an geldi ve sevdiklerine kavuştu. 

Seni özleyeceğim hocam. Sesini, rubailerini çok özleyeceğim.

Allah rahmet eylesin.

 Mekânın cennet olsun.