Şiir ve Ötesi…

Çıktığım yolu biliyorum, gözlerim nereyi görüyor, bir adım ötemde neler var, dinlenmem gereken yer nerededir, içimi istila eden yaşanmış ve yaşanmamışlarımla gitmek istiyorum.

            Sevgiyle, özlemle, umutla ufukların bütünleşme merkezi nerede ise huzurun sel olup kavuştuğu, çay, dere, ırmak, deniz olup okyanusa gülümsediği yere doğru yelken açıyorum.

            Her mevsimin ve dahi ayın kendine özel güzelliklerini yaşamak, yaşadıkça dünya hayatımın içimde yeşereceği beni hayata yeniden bağlayacak, ümit çiçeklerini çoğaltacak ne kaldıysa heybeme alıp arkama bakmadan yürüyorum.

            Kalbimin dayanamayacağı her türlü atışların sus faslında, en güzel şarkılara ritim yapacak, yorulmadan, söylenmeden, vuslata yürüyen kim varsa yoldaş olacağım.

            Gecemi gündüze karacak, Ay’la, Güneş’le barışık, kâğıt, kalem ve kitaplarla uyum içinde soğuk ve sıcağa aldırmadan yorgun yüreğimle, yaralı yüreğimle, âşık yüreğimle, oruçlu yüreğimle, gazi yüreğimle, şehit yüreğimle gülümsüyorum. Sağıma soluma, önüme arkama aldırmadan türkü söyleyen notaların tel vuruşu olgunluğunda uzaklarım, yandıklarım, özlediklerim, öldüklerim, gönül çeşmemde kurumadan akan sevdalarım için gidiyorum.

            Vakit kendine teslim olmak üzere, durgunluklar kendini yarından habersiz akıntıya bırakmış. Ne şiddetli fırtınalara ne de öncesi rüzgârdan habersiz varlığını sürdürmeye çalışıyor. Durmanın imkânı yok. Geriye dönüp ah ile vah arasında gidip gelecek zamanımız da yoktur.

            Paylaşmak adına, güzel yaşamak adına, sevgiyi yitirmemek adına, aşktan uzaklaşmamak adına okunan cümleler mısralaşıyor, beyitleşiyor ve dörtlüklerle şiirleşip düne, bugüne ve yarına merhaba demek için kitaplaşıyor.

            Avuçlarıma toplayıp, yüreğime hükmedip, ses alıp, ses verip yanık tenli, mahsun akıntıyla sahnelerde dinleyenlere sunmanın, işte şiir bu demenin çok özel ve gizil söz varlığı ile bir olup kabul gören ahenkle var oluşa uzanmak, alkışlanmak vuslat denilen öz ve özele mühür vursun ya da ulaşsın istiyorum.

             Çok hafif ifadeyle gönülden gönüle, sevgiye giden yol, şiir ve ben, gönlümde sen varsın, bu adları çoğaltmak klasik söylemlerin sayfalarını süsleyen ifadelere uzak durmak takılmamak gerek diye düşünüyorum.

            Söz üzre güçlü olmak gerek. Derinliği ve usul erkân bilmek, yazacağını, yazdığını, okuduğunu bilmek, duygu ve ruhu incitmeden doğuş sonrası sancılara aldırmadan, doktor kontrolünde bahar tazeliği güzelliğinde kendinden haberdar yürüyorum.

            Hayatımın önemli bölümünde yalnız, yapayalnız gün gün, ay ay, yıl yıl sessizce olanları ve olması gerekenleri de tahlil ederek yaşadım. Bazen buruk, bazen acı ve bazende yazık diyerek yolun uzunluğuna kısalığına aldırmadan, taşlı, tozlu, çamurlu haline takılmadan, yokluğuna yoksulluğuna önem vermeden inandığım güzelliklere ulaşmak için yarınlara selam verip aylara, yıllara merhaba diyerek yüreğimle gönül dünyamı bütünleştiriyorum.

            Yaşadığımız sürece hayal ettiğimiz ne varsa nakış nakış, ilmek ilmek işleyerek şiir olsun istiyorum. Gözlerim arkaya bakmaya, arkada gördüklerine, göreceğini bildiklerine yeniden üzülmemek için takılmıyor.

            Biliyorum; şiirin derinliğindeki düşüncelerim yüksek seviyede duygu halindeyken, ses verip kendine bağlayan, beni esir alan, yaz emrini veren özel bir türdür.

            Dünya hayatının darlığı ve genişliği kelimelere sığmadığı, ifade edilemediği, yer ve gökyüzünün yetersiz kaldığı anlar vardır. Görülen ve görülmeyen her şeyi bir avuç büyüklüğündeki yüreğinizle teslim alır sefere sunarsınız.

            Anlatımların ve yazılışların sıra dışı olması gerektiği anlarda okuma derinliğinde sürekli beslenmenin zengin kelime dağarcığına sahip olduğunuz noktasında mutlu olursunuz.

            Şiir ve gün, bugün ve yarın… Hayat ve rüya… Ateş ve kalp ritminin mısralaşmasına giden yolda rüyanın yüreği titrettiği, ruha seslendiği, öğretmeye ve öğrenmeye, şafağa dek dua akışıyla aşk bu işte deyişin mutluğuyla secdede nefes alışın eyvallah ile güne merhaba deyişini yalnızca yalnızlık bilir.

            Ey! Şiir, duyguları ve tanımını sadece sen mi bilirsin…

            Ben ki şiire ortaokulda başlamış, kar yağmış yüreğimle kırk yıldır şiirle yaşamışım...

            Ses vereceğim, söz vereceğim, yol gideceğim, gün o gün olsun ki, şiir diyeceğim.

                                                                                                          18.09.2014 / Ankara