Acılar Büyümesin

Ülkemizin güneyindeki yangın yürekleri yakmaya devam ediyor. Gün geçmiyor ki yeni bir olay, yeni bir acıyla yüreklerimiz dağlanmasın… Yedi yüz kilometrelik Suriye sınırının öte yakasında, o kadar acı olaylar var ki; insan olanın geceleri gözlerine uyku girmesi mümkün değil…

1200 yılından beri Mezopotamya’nın en eski topluluklarından biri olan Türkmen kardeşlerimiz kan ağlıyor. Evleri yıkılıyor, üzerlerine bombalar atılıyor. Çocuklar, anasız babası kalıyor. Her yer yürek yakıcı manzaralarla dolup taşıyor…

Şimdi de ne idüğü belirsiz diyeceğimiz,  bir güruh, ortalığı kasıp kavuruyor.  Ortadoğu’yu yeniden kendi çıkarlarına göre düzenlemek isteyenlerin beslediği İŞİD belâsı can almaya başladı. Kudurmuş köpek gibi oraya buraya saldıran bu maşa ordunun arkasında kimlerin olduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok.

Esed, yönetimin gitmesi için parmağı kaldırmayan, Avrupa ve ABD, iki gazetecinin öldürülmesiyle başlayan süreçten sonra hemen IŞID’İ hedef tahtasına koydular. Elbette bu haliyle İŞİD belasından Ortadoğu halkları kurtulmalı.  

Fakat İŞİD operasyonu, Ortadoğu’nun başının belası olan İsrail’i kimseye unutturmamalı. Ortadoğu’da terörist bir tane değil ki.

El-Kaide var, İsrail var, PKK var, Esed var.

Bunların tamamı bertaraf edilmeden Ortadoğu’da sürekli bir barıştan söz etmek hayaldir. 

Dünden itibaren koalisyon kuvvetleri tarafından IŞİD’in mevzilerinin bombalanmış olması, soruna çözüm getirmekten öte daha da derinleştireceği su götürmez bir gerçektir. Hangi şekilde olursa olsun, Ortadoğu’daki kargaşa; yakın gelecekte bitmeyeceği gibi uzak gelecekte de bitmeyecektir. Korkarım, yeni boyutlar, yeni kargaşalıklar, yeni isimler ve yeni gruplar adı altında yeni acılarla birlikte sürüp gidecektir.

             Musul, Kerkük, Telafer ve benzeri pek çok alanda ve Türkiye’nin yaklaşık 230 km’lik bir sınırında Türkmenler yaşamaktadır. Buradaki kardeşlerimizi nüfusu, nereden bakılırsa bakılsın en az, üç buçuk dört milyon kadardır. Suriye’de öldürülen her insanın arkasından mutlaka bize yansıyan bir acı vardır. Her şeyden önce olaya insancıl olarak bakmak da mümkündür. Fakat işin aslı insancıl olmaktan öte, tarihi ve milli bağlarımızın olduğu kardeşlerimizin kanlarının akmasıdır.

            Bu kanın, bu acıların mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Devletimizin büyüklüğünden, ordumuzun gücünden asla şüphemiz yoktur. Bu işin çözümü doğrudan doğruya savaşa girerek değil; beşinci kol faaliyetiyle yani istihbaratımızın yapacağı operasyonla halletmek mümkündür.

            Ülkemiz ve özel kuvvetlerimiz bu işi yapacak güçtedir. Ancak iş bu operasyon çok iyi hesap edilmelidir. Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alacak bir argümanın içine girilmemelidir. Otuz küsur yıldır yüreğimizi buran PKK terörünün renk ve şekil değiştirerek yeni acıların, yeni dertlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

          Fakat Türkiye olarak artık ürkek ve korkak davranacak bir halimiz de yok.

          İyi hesaplamalı, geleceği görmeli, kararımızı vermeli, acılarımız büyütmeden en kısa zamanda yılanın başını ezmeliyiz.

 

 

                                                                           Mehmet Emin ULU