Uhrevi Yolculuk

Uhrevi Yolculuk

 

Şu günler nasıl gelip geçiyor anlamak mümkün değil. Gün gelip ömür bittiğinde de, “eyvah her şey bitti!” yakınmaya fırsat kalacak mı acaba?

            Bilmem, bildiğim bir şey varsa, dünyadaki bütün güzellikleri bir yana getirseniz, Kâbe’nin, Ravza-i Mutahhara’nın yanı başında duyduğunuz güzelliklerin binde biri dahi karşılayamayacağıdır. 

O sonsuzluk yolunun baş tacı Resulullah Aleyhisselam’ın kokusunu duyabilmek, Allah’ın evi Kâbe’nin etrafında pervaneler gibi dönebilmek, o dönüş anından kendinden geçip, Allah’ımızın (cc)bize bahşettiği bütün nimetlerini göz önüne getirerek O’na mutlak teslim olmaktan daha güzel ne olabilir?

Doksan dokuz güzel isminden her birinin kendi içinde sonsuz manaları kuşattığını bilmenin verdiği anlayışla; O’na yolculuk yapmak, O’nun emrine boyun eğmek; kulluk görevini, görev olduğu için değil, Veysel Karânî gibi toza toprağa bulanmış halde O’na yolculuk yapmaktan daha güzel ne olabilir?

O’nun verdiği nimetlerinin şükrünü bilmek, nankörlük etmemek, şükür, zikir, dua ve tazarruda, taşların kalbini sızlatacak kadar gönül yolunda, yokluk için yolculuk yapabilmek kadar güzel ne olabilir?

Hiç şüphem yok ki aklı olan insan mutlaka şükür etmekte asla kusur etmez. Fakat benim bahsettiğim yalnız dilin şükrü değildir. Allah ü Zü’l-Cellâl’in bize bahşettiği bütün azalarla şükretmektir.  Aldığımızı bir nefes için binlerce kez şükür etmemiz gerektiği gibi, verdiğimiz bir nefes için de binlerce kez şükretmemiz icap eder.

            Hiç şüphesiz uhrevi yolun yolcusu, yalnız Cenneti değil cennetin fevkinde dîdâr neşelerini istemelidir.  Allah ism-i şerîfini dilinden düşürmediği gibi, bütün âzâlarıyla O’na teslim olan, O’na bende olan;  elbette gerçek mânâda uhrevî yolun yolcusu demektir.

            Cennette gül toplama mertebesine erişenlerin gittiği yol bu yoldur.  Bir büyüğümüz:

         “Marifetin sırrı, iki cihanda muradı Bir’den gayrı olmamaktır” diye buyurmuştur.

            Âşıkların Serdarı Mevlânâ, ”Âşıkların sevinci de gamı da Allah’tır.  Onların el emeği de ücreti de yine Allah’tır.  Her kimde güzel Allah’dan maada başkasına aşk varsa; o aşk şeker yemek kadar tatlı bile olsa, yine de can çekişmektir.” Buyuruyor.  Tabii ki, Uhrevi Yolcu bu minval üzere gönül kabını dolduracaktır. Yalnız kendine değil başkalarına da sunacaktır.

        Bu gün yarın Arafat meydanında Allah’a açılan dualar elbette ne güzellik için güzeldir.

Elbette Allah’ın emrinde Elif gibi dost doğru olabilmek, Rabbini güzel isimleriyle zikredebilmek, geceleri gündüz çevirerek, gönül dünyasında manevi kandiller yakıp dostuna, düşmanına dua eden kişi, mutlaka Uhrevi bir Yolcudur…

            Diyorum ve diliyorum ki; hamd, şükür ve sananın tek sahibi, ey bütün âlem halkının sahibi Ya Rabbi!

Seni tenzîh ve tesbîh ederiz. Senden başka ibâdete layık hiçbir ilâh yoktur.

           

“Sensiz ilâh, rab bana

            Yâ Azîz-ü, Yâ Celîl.

            Verme ızdırab bana

Yâ Azîz-ü, Yâ Celîl.

 

            Cân lâlemi har etme,

            Sen sonumu nar etme,

           Bir başkaya yâr etme,

           Yâ Azîz-ü, Yâ Celîl.

 

            Bırakma bana beni,

           Bende et sana beni,

           Erdir ihsâna beni,

           Yâ Azîz-ü, Yâ Celîl.”

 

            Kurban bayramınızı En kalbi Duygularımla Kutlar, önce ülkemizin sonra bütün insanlığın barış ve huzur dolu günler geçirmesini dilerim.

 

                                                                                                          MEHMET EMİN ULU