Sümüklüyü Kahraman Yaparsanız Olacağı Bu Olur.

           Hakkâri eski Emniyet Müdürü B. ERGÜDER, “Polisi yıpratarak ve pasifize ederek moral bırakmadılar, karakollara çektiler. Askeri devreye soktular ve askerin, tankı, topu, gazı, silahı dışında kullanacağı maddi imkânı da yok. Asker ne yapacak?” diyor. İşte siz Emniyet Müdürünün söylediklerine değil de;  “Acaba ne diyecek?” diye APO’nun ağzının içine bakarsanız, onun da “Türkiye’yi ben idare ediyorum” havalarına girmesi normaldir. Onun direktiflerini torba yasa ile hayata geçirmeye çalışırsanız, bu gün olanlara sesiniz çıkamaz olur.

          Şunu asla aklınızdan çıkarmayın! Bayrak bir milletin şerefidir, toprağıdır, sınırlarıdır, şehitleridir, bağımsızlığıdır. Onu yakarsanız, dalgalandığı yerden indirirseniz! Ülkenin kurucusunun büstlerini yakıp parçalarsanız, Okullarını yakıp eğitimini engellerseniz, Milletin bağımsızlık sembolü İstiklâl marşının söylenmesini yasaklarsanız, ilkokullar da yıllarca söylenen AND’ımızı yasaklayıp, T.C’yi resmi kurumlardan kaldırırsanız, milleti 36 etnik parçaya bölmek için onu müzik notası gibi durmadan tekrarlarsanız, APO’yu muhatap alıp onun “Ulusa sesleniş” söylemini Diyarbakır’da yapılan beş yüz bin kişinin katıldığı miting görüntülerini bütün TV kanallarında yayınlatırsanız Güneydoğu illerinde yakılan ve yıkılan olaylarından şikâyet etme hakkınız olamaz.

          Hani halk arasında bir söz vardır. “Kılavuzu karga olanın burnu b..tan çıkmaz.”  Çözüm süreci zarar görmesin diye şehirlerde PKK, KCK ve aşırı sol örgütlerinin yaptığı eylemlere sesinizi çıkarmayıp cezalandırmazsanız bu yakıp-yıkmalar daha çok olacaktır. Bunlara tepki gösteren vatandaşları tutuklayıp cezalandırıp milletin direnç noktalarını yok ederseniz bu örgütlere boş alan açarsınız.

          Bu günlere çeşitli süreçlerden geçerek gelmedik mi?.

          Türk Milleti askerini taşlayan, polisine tokat atan milletvekilini de gördü. Çözüm süreci zarar görmesin diye terör örgütünün kaçırdığı vatandaşların kurtarılması için güvenlik kuvvetlerinin değil, yerli halkın araya girmesine mecbur kılan, yol kesip kimlik soran, silahlarla ve sembollerle panayırlar düzenleyen, haritalar çizen ve okul, bayrak yakmayı rutin hale getiren, vergi toplayan, kendi polis gücünü kuran,imamını ve kaymakamını atayan, Kürtçe eğitim vermek için ilkokul, ortaokul ve lise açan, dokunulamayan bir sürü fiili durumlar kendiliğinden meydana gelmedi. Yeter ki ‘çözüm süreci zara görmesin” denildi.

          Şu olay Güneydoğunun gerçek durumunu görmek bakımından çok önemlidir:

         Geçen hafta içinde Türkiye Kupası’nda Cizre spor ile Aydın spor 1923 takımları Cizre’de karşılaştılar. Cizre karşısında 3-1 yenilen siyah beyazlı ekibin başında Silopi’ye giden Başkan Yardımcısı Erdal Karakavukoğlu, üzerinde Atatürk resmi bulunan tişört giyerek yaptığı basın toplantısında özetle şunları söyler:

          “Futboldan çok, korkulması gereken olaylar yaşadık. Orada ayrı bir Cumhuriyet ilan edilmiş. Bizi “Kürdistan’a hoş geldiniz,”diyerek karşıladılar. Türkiye kupası oynamaya gittik. Ancak başka bir ülkeye gitmiş gibi olduk.

         Maç başlamadan hocamızı ve futbolcularımızı darp ettiler. Otobüsümüzü taşladılar. Cizre’de yemek organizasyonu yaptılar. Belinde silahlı adamlar yemeğe katıldı. Biz o atmosferi görünce maça çıkmama kararı aldık. Soyunma odamıza kadar gelerek tehdit ettiler... Top toplamayı çocukların yerine yaşı büyük kişiler sokuldu sahaya ve onlar bile futbolcularımızı ‘Gol atarsanız burada ölürsünüz’ diyerek tehdit ettiler.

          Stadın koltuk sayısı 500 dediler. Ancak 5000 kişi geldi maça. Yaklaşık 150 polisin bizi koruma şansı yoktu.

            İddia’ya para yatırıldığı ve yenmemiz durumunda maçı iptal ettirmek için ellerinden geleni yapacaklarını da söylediler.

            Hayatımızı kurtarmak için maçı kaybetmek zorunda kaldık, arkamıza bakmadan oradan kaçtık.”

           Türk sporu ve Türkiye’nin hali böyle…

           İşte barış süreci ve gelinen nokta. İlginize, bilginize, görmeyen gözlere, işitmeyen kulaklara ve anlamayan yöneticilere sunulur.