TEPKİSİZ İNSAN; TEPKİSİZ TOPLUM

Mustafa UÇURUM

 

Olaylara yaklaşımda insan kendini merkeze koyduğu zaman sadece kendisi ile ilgili mevzular bahis konusu olduğu zaman veryansın ediyor, kendisine dokunulmadığı zaman “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” sözünü baş tacı etmeyi sürdürüyor. Çıkar ilişkileri değil mevzu etmek istediğim. Toplumsal bir sarsıntıya sebep olan, insanların değer yargılarıyla ilintili, insanların kişiliklerini zedeleyen sıra dışılıklara karşı ortaya konulması gereken tepkidir söylemek istediğim.

 

Sanat alemi denen ve istesek de istemesek de hayatımızın içinde kendine yer edinen, bizim dünyamızla hiçbir şekilde bağdaşmayan bir dünyaya o kadar tepkisiziz ki sanki görmezden gelerek, “bana ne” diyerek geçiştirilince yaşanan ahlâksızlıklar normalmiş gibi bir hale bürünüveriyor ister istemez.

 

Bir hafta ara ile iki şarkıcının yaptığı açıklamalar gündemimize düştü. Böylelerine sanatçı dememek için ancak şarkıcı diyerek ifade etme yolunu seçebiliyorum. Çünkü sanatçılık, hakkıyla yapılırsa oldukça erdemli bir uğraştır.

 

Sezen Aksu’nun konserde sarf ettiği cümleler. Şimdi bu konuşmayı dinleyip de “Bana ne canım, kadın sanatçı, hem de çok yetenekli bir sanatçı. Şarkıları da süper.” demek onun konserde söylediği sözlere onay vermekle, destek olmakla aynı değerdedir. Ne dedi Sezen Aksu; başörtüsünü savunan, serbest olmasını destekleyenlere “öküzler” dedi. Bu söze dinleyicileri de katıla katıla güldü. Ben sözüne değil sanatına bakarım deyip bu kişiyi dinlemeye devam etmek onun söylediği söze muhatap olmakla eşdeğerdir. 

 

Bir diğeri Leman Sam. Kurban Bayramı geldi ya bunların içlerindeki hayvan sevgisi daha bir depreşti. Sanki bütün yıl boyunca yedikleri bonfileler, pirzolalar, biftekler hayvanların etinden yapılmıyormuş gibi ibadet amacıyla kurban kesilince birden bire içlerindeki acıma duygusu dışa vuruyor ve Leman Sam gibi saçmalayanlar bir bir ortaya çıkıyor. Ne diyor Leman Sam, “Bayramda kurban kesenlerle Işid aynıdır.” Leman Sam’ın ilk vukuatı değil elbette bu sözler. Daha önceleri başörtüsü ile ilgili de akla hayale sığmayacak sözler sarf etmişti. Leman Sam’ın en son sözü de “Şükür ki değil.” dedirtti bana. “Osmanlı ceddim değil.” demiş. İyi ki değil, iyi ki.

 

Ülkesinin dini, ahlaki, milli değerlerine bu denli uzak kişilere sanatçı deyip de söyledikleriyle kendinden geçmek ancak şu an yaşadığımız toplum yapısı gibi uçurumun kıyısında bir yaşam armağan edebilir bizlere.  

 

Bu ikisi sadece bir örnek. Gündeme gelmek isteyen ve unutulan birçoğu da bayramı fırsat bilip saçmalama yarışından geri durmadı. Bilgisizliğin, din düşmanlığının açık göstergesi sözlerle kişiliklerini ortaya koymaktan geri durmayanları da gördük. Bir başkasının söylediği sözlere ancak gülünür, hem de acı acı. “İlla fakirlere yardım etmek istiyorsanız hayvanlara kıymayın. Gidin kasaptan birkaç kilo et alın, öyle yardım edin.” Bunlar ya saflığa vurup bunca sözü söylüyorlar ya da içlerindeki din düşmanlığı gözlerini karartmış. Yine soruyorum. Acaba bunlar yedikleri etlerin hayvanların kesilerek elde edildiğinden haberleri mi yok? Kasaplardaki etlerin başka bir şeyden mi üretildiğini sanıyorlar acaba? Gerçek olan şu; tıkınmak için hayvan kesmek gayet modern bir davranış ama din adına bunu yapıyorsan vahşisin.

 

 

Tepkisiz olmaz. Eroin kullanan, değerlerimizle alay eden, dine saldırmayı sanatçılık sanan kişileri dinlemek, izlemek bile onlara değer vermektir, destek olmaktır. Hem bunları evlerimizin başköşesine konuk edeceğiz hem de “Ne oluyor bu gençlere böyle” diyeceğiz. Olan oluyor, gözlerimizin önünde, canlı canlı. Evdeki kumandanın düğmesine basmak bile bir tepkinin ilk adımıdır. Evlerden başlayalım ilkin.