VUSLAT VAKTİDİR…

Bakmak kelimesi kaç anlamda kullanılmıştır.

             Uzaklar aklımıza gelenden daha uzaklar.  Çok uzaklar. Uzakların derinliğinde istediği her şeyi gören yüreğin gözle bütünleştiği anlar. Ellerini tutar, dizininin dibine oturtur, sever, sever, sever…

            Haber alamadığı yakınlarına, sevdiklerine, oğluna, kızına, annesine, babasına ve dahi özleyip de uzaklarda olanlara bakar.

            Göğe bakar, bakabildiği, uzanabildiği noktaya zirve yapar, içlenir, duygu alır, gözyaşı döker, acının insana verdiği ne varsa her nefes alışta istediği ve istemediği her şeyi yaşar. Ahhh der. Vahhh der. Ohhh der de dışarı bırakır neyi varsa.

            Sonra haberlerin geldiği, geleceğe kaynağa kilitlenir. Ulaşabilecek noktaları keşfe çıkarsınız. Artık yol aracının eskisi, yenisi, markası önemsizleşir yol hazırlığı başlamıştır.

            Gökyüzü, toprak, rüzgâr ve gönül gözü bir olup bekleyen yolcuya gülümseyerek sessizce uzanmak, geliyorum demek ne güzeldir.

            Bayram güzelliğiyle el öpmek ve öptürmek için ses vermek.

            Edebiyatımızın derinliklerinde geceyi gündüze karmış sevda çınarları bilirler ki hasrete, uzağa, gurbete dayanamayan, yardım eli uzatan çözüm için insanla paslaşan rüzgârların ve turnaların umut veren, haber ulaştıran yüreğe su serpen anlam ve ifadeleri hep olmuştur.

            Göçmen kuşlar ve sılaya uçuşlar sürekli işlenmiştir.

            İşte bunlardan bir tanesi de turnalardır.

            “Telli turnam selam götür, sevdiğimin diyarına…” diye başlayan söz ve yürek ifadesinin umuda yolculukta çok önemli anlamı olup yol hazırlığında başlangıç noktası da diyebiliriz.

            Nereye gidecek, yolculuğa nereden başlayacaktır, nerelere uğrayacaktır, dinlenecek, su içecek, hava alacak, uyuyacak, yolculuğun bitiş noktası neresidir. Bilinmesine ihtiyaç yoktur.

            Saba serinliğinde bir yudum su, bir lokma aş rahatlığı verişi yeterlidir.

            Bilinir ki hasretin, özlemin, sevginin oturduğu mekândan geçer, selam ulaştırır, bir tas ayran ikramıyla serinleyen ve bekleyen yüreğe ulaşır.

            Sonra güneşin üzerinde bulutları önene katar, uzaklara çok uzaklara gönderir, gerilerde bekleyenlere ısı ve ışık salar.

            Kanatsız, uçmaksız tenleri rahatlatan vakit yakındır.

            Ana yüreğinde ağıtlaşan, gözyaşı olan ve türküleşen sözler bizim kültürümüzde hep var olmuştur.

            “Gökyüzünde bölük bölük turnalar.” Uçmağa varmak, uzakları, ötesini görmek. Renk ahenginin bütün güzelliğinde güle ulaşmak.

            “Telli turnam gökyüzünün gülüdür.”  Manasıyla, kokusunu bütünleştirip umudu görüyor olmak.

            Yaşamak böyle bir şey işte, Her şey insanın görmesi, dokunması için mevcuttur.

            “Üzülmesin ağlamasın, belki gelirim yarına.”

            Bu tür yazıların sonuç bölümü okuyucuyu daima mutlu etmektedir, etmelidir.

            Yarın olmalı toprakla güneşin, toprakla yağmurun, rüzgârın buluşmasına taş çıkaracak bir kavuşmayla tamamlanmalıdır.

            Yeryüzünde el sallayışın gökyüzündeki umuda merhaba deyişi bayram vakti olsun.

            Bayramlar mutluluğumuz, vuslatımız olsun.

 

            Bütün okuyucularımın Kurban Bayramını kutluyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum. 02.10.2014