Günümüz ve Koşulları‏

Her insan rahat, huzurlu ve mutlu yaşamak ister. Kimseye haksızlık yapmasın, kimse de ona haksızlık ve yanlışlık yapmasın. Adaletin, doğruluğun olduğu bir yerde insanlar daha da mutlu olurlar. Adaletin, sağlığın, eğitimin, ticaretin eleştirildiği bir ülkede yaşamak ne kadar  zor. O insanlar ne kadar mutlu olur. İşte bizler de o kadar mutluyuz.

Dağda gezen, yaşamak için başka canlıların canına kıyan kurt, belirli bir dönem  yiyecek bulamamış, zayıflamış. Halsizlikten bir ağacın dibine yatmış. Tam açlıktan ölecekken bir avcı görmüş. Acımış haline, çantasından kendisi için hazırladığı kuzu pirzolayı kurdun ağzına vermiş.... Sonra ne mi olmuş? Günümüzün koşulları.

Çağdaşlık medeniyet ileri düzeyde yaşamak isterken, kendi bireysel ve iç sorunlarımız yüzünden yönümüzü yüz yıllarca geriye çevirdik. Eski dönemi yaşama mücadelesi vermeye başladık. Batı ülkeler bizlere teknolojisini bilgisini, dilini satarken; bizler de onlara ürettiğimiz tarım ürünlerini satmaya çalışıyoruz. Yeterli midir? Bence yetersizdir. Daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Bilim ve teknoloji de üretken olacağız ki başka ülkelere söz ve güç geçirelim. “Tam Bağımsız Türkiye.” diyelim.

Eğitimde hızla açılan üniversitelerin adlarını saymaya yetişemezken; buluşu yok, araştırması yok, topluma uyumlu insan yetiştirmesi yok. Varsa da yeterli düzeyde değil. Bu ülkede türban meselesi milli hale geldi. Türkiye'nin tek derdi türbandı, o da çözüldü. Orta okullara kadar inen türban özgürlüğün temsilcisi oldu. Kılık ve kıyafette serbestlik insanlar arasındaki farklılıklarda ortaya koymaya başladı. Bireylerin hangi siyasetten olduklarını, ekonomik durumunun ne olduğu açık ve seçik ortaya çıktı. Çoğu okullar (imam hatip) adı eklendi. İmanlı ahlaklı insanlar yetişecek. Başları örtülünce inançlı dürüst, namuslu vatandaşlar olacak. Bence bu eğitim ve öğretimle olur.

Günümüzde yalan söylendiğinde suç olmayacak. Hırsızlık yapanlar yasalarla gerektiği gibi cezalandırılmayacak. Fuhuş yapanlar kanunen serbest hale getirilecek. Devleti soymak, rüşvet yemek, küçük basit cezalarla atlatılacak. Toplumun huzur ve düzenini bozanlar es geçilecek. İnsan hak ve hürriyetleri göz ardı edilecek. Vatan hainlerine, ya sabır denilecek. Trafik kural ve yasaları ayaklar altında alınacak. İnsanlar bir biri arasında kin, nefret, kıskançlık, intikam yarışında bulunacak. Sonra aç kurdun ağzına kuzu eti vereceksin. Türban takmazsan günahtır diyeceksin. Adını da özgülük koyacaksın.

Belki de insanları düzeltmenin ilk şartı başlarını öttüreceksin, sonra beyinlerine güzel ahlakı yerleştireceksin. Daha sonra da toplumda, yukarıda ki söylediğimiz soruları düzeltmeliyiz.

Günümüz koşullarında çalışana, emekliye zam az verilirken, dolar artıyor diye elektriğe, doğal gaza zam furyası başladı. Bunların arkasından diğer ürünlere zincirleme zam, zam, zam.... Ne diyelim bu günün koşulları Allah yönetene de, yönetilene de kolaylıklar versin. Hani paylaştıkça çoğalır diyorlardı ya. Bazı yöneticiler paylaşmayı öğrenemediğinden, çoğalma yerine bizler azalmaya başladık. Bu günün koşullarında hepimize kolay gelsin...