Simitçi...

Simitçi...

 

Demli bir çayın yanında simit ne güzel olur. Simit deyip geçmeyelim. Zor zamanlarımızda, keyiflendiğimizde simit yanımızda. Bazen sokak arasında, bazen bir köşe başında simit arabasında. Bazen bir pastahanede veya simit saraylarında. Simidi yemek ne kadar güzelse yapımı da o kadar zahmetli, ustalık isteyen hünerli ellerde üretilen yiyeceğimizdir. Simidin pişmemiş hali yüz, yüz on gram olsa da pişince doksan gramdır. Her simit yiyişimiz de yüzlerce insana ekmek kapısını açtığımızın farkında bile olmayız. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte simitler tezgahlarda görücüye çıkar. Sanki alevin rengini almışlar, kırmızısı sarıya karışmış üstüne de susamları siyahça bezenmiş. Sokaktaki simit satıcıları simitçiiiiiiiii diye bağırmalarıyla, kalkın artık sabah oldu, kahvaltınızı yapın der. İşine geç kalanlar bir simidi sarmışlardır kağıda veya yiyerek işine gitmektedirler.

                Türkiye'nin her ilinde simit üretilir. Tokat'ın simidi zor ve zahmetlidir. Bir o kadar da lezzetlidir. Tokat simidi denince gevrek, çıtır, susamlı, pekmez şerbetiyle yapılmış ev mayası veya nohut mayası katılmış, taş fırında altı üstü aynı oranda ve kıvamda pişmiş buram buram koku salan simittir.

                Tokat simidi nasıl yapılır?

                Önce simit ustaları yıllardır emeğini, yeteneğini bilimini koyan usta olmalı. Sonra unu, mayası, suyu, tuzu, susamı özenle seçilecek. Üretildiği yer hijyenik ve düzenli olacak. Fırın taş fırın olacak. Odunu sert ağaçtan, düzenli ısı veren, dayanıklı olacak. Hamur ustasının elinde özenle yoğurulur. Simidin hamuru sert olmalı. Sert hamuru burma yapmak ustalık ister. Aynı oranda sıcak pekmeze batırmak, susamlanması (aşkısı) da ayrı bir beceri ve yetenek ister. Taş fırının ısısı belli bir oranda olmalı. Fırında simidi belli sıcaklıkta buluşturup pişirmek, sonra dolaştırmak da ayrı bir alın teri, ustalık ve emek ister. Simidin bundan sonraki yolculuğunu hepimiz biliyoruz.

            Tokat simidini diğer illerden ayıran en önemli özelliklerin başında sıcak pekmez kullanılması, işçiliğinin zor olması. Nohut veya ev mayasının kullanılması, tuzunun iyotlu olması, ununun orta Karadeniz iklimine has ve özenle seçilmesi. Fırının (taban) taş fırın olması. Susamının iyi seçilmesi. Bu özelliklerde ustanın emeğini koyarsak Tokat simidinin özelliği ve lezzeti ortaya çıkar. Bu simit, Tokat'tan başka hiç bir ilde yapılamamaktadır. Tokat'tan büyük illere göç eden insanlarımızın büyük bir oranı simitçilik, inşaatçılık, hamam işletmeciliği, memurluk, esnaflık vb. başka işlerden geçimlerini sağlamaktadırlar.

                Tokat merkezde yaklaşık olarak on beş veya yirmi ye yakın simit fırınları bulunmaktadır. Her fırın üretiminde beş kişi, pazarlamasında da beş kişi çalışsa on kişi eder. On beş fırın x on kişi = yüz elli kişi eder. Diğer aracılar ve ailelerde katarsak toplamda beş yüz kişinin geçim kaynağı demektir. İlçelerimizi de düşünürsek bir beş yüz kişi daha eklemeliyiz. Tokat'ın görülmeyen sanayisi diyebiliriz.

                Tokat'ın bir çok ürünü var, bu ürünlerimizi tanıtıp marka haline getiremedik. Bunlardan birinin adı da simittir. Tokat simidini marka haline getirsek geliştirip pazarlasak Tokat'ın ekonomisine katkıda bulunmaz mıyız? Gizli kalmış unutulmaya yüz tutulmuş ama halâ hayatımızdan çıkaramadığımız bu değerlere önem verip, daha sağlıklı hale nasıl getirmenin yollarını araştırmalıyız.

                Demli bir çay içerken, yanında gevrek, çıtır, susamlı bir simidin de olması ne güzel olur. Hiç olmazsa bize ara öğün olur. Simit deyip geçmemek, herkesin bir simit yemesi ekonomiye katkı, açlığımıza da destek olacaktır. 

 

 

 

                                    Süleyman ERKAN          18.10.2014 cumartesi 

                                                                                             TOKAT

                                       İLETİŞİM: s. erkan-012@hotmail.com