Gerçek Demokrasi

Karaman’da madencilerin geçirdiği tabii afet haberi, Güneydoğudaki, olaylar, bazı kendini bilmezlerin yaptıkları demeçler, şehit askerlerimiz için bazı densizlerin yaptıkları fütursuz açıklamalar; İstanbul’un trafiği; havanın bunaltan sisi insanın doğru düşünmesini bile engelliyor.

            Yaşadığımız toprakların ne kadar kıymetli olduğunu, bu ülkeyi bize emanet edenlerin üstün vasıflarını her geçen gün biraz daha iyi anlıyoruz. Yüz yıldır ülkemizin başına gelmeyen bir bela kalmadı. Fakat her türlü bela sıkıntıya rağmen güçlenerek ayakta kalmasını başarıyoruz. 

Türk devletini içerde ve dışarıda yıkmaya çalışan hain ellerin kıyıda köşede kıkır kıkır gülmelerini gördükçe inanın, bazı konularda devletin yeniden gardını almak için iç ve dış tehditleri yeniden belirlemesinin doğru olduğunu düşünüyorum.

            Birileri sırf güç gösterisi yapmak için köpeklerini sokağa çıkarıyor. Birileri bunu fırsat bilip ortalığı kasıp kavuruyorlar. Şehirleri, köyleri savaş alanına çeviriyorlar. Biraz zoru görünce de; “Demokrasinin olduğu yerde sokağa çıkmak da mı yasak? Ülke sıkıyönetim dönemini aratmıyor. Bu nasıl yönetim, ortada hükümet var mı yok mu? “ diye veryansın etmekten kendilerini almıyorlar.

Eskilerin bir sözü var,  sahipsiz köyde dolaşmak kolay olur. Bu milletin kendi vatanına, kendi toprağına sahip çıkamayacağını sananlar var.

            İnanın bu millet büyük bir millet, sevginin ve hoş görünün sonsuz kanatlarını ülkenin dört bir tarafına yaymak için elinden gelen her şeyi bugüne kadar yaptı. Bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Aksi bir düşünceyi asla ve kat’a aklıma bile getirmek istemiyorum… Öyle bir şey olsa; “Allah korusun!” şom ağızlıların hiç biri bırakın sokağa çıkmayı, ağızlarını bile açamazlar. Bu millet hainleri tükürüğüyle boğar, şuraya bırakır.

            Bu milletin asaleti ve hoşgörü sayesinde ülkede kargaşa olmuyor. Kırılan onurlar tamir ediliyor. Nerede bir acı, nerede bir sıkıntı varsa milletimizin kahir bir ekseriyeti; acıları kendi acısı gibi düşünerek varıyla yoğuyla devletin ve mağdurun yanında oluyor.  Devlet güçlü, hükmet duyarlı, millet de destek olunca sıkıntılar da çabuk atlatılıyor. Fakat bazı hainler ülkenin ve hükümetin sıkıntıya düşmesini dört gözle bekliyor. Ülkeyi büyük bir sosyal, ekonomik ve siyasi bir kaos içinde görmekten ve göstermekten büyük bir zevk alıyorlar.

            Bu hainlere, er geç hadleri bildirilecektir. İlâhi adalet de en kısa zamanda bunların defterlerini dürecektir.  Gittikçe battıklarının farkında olan bu iç ve dış düşmanlar, son bir debelenme ile kurdurmuşluklarını ortaya koymaktan geri kalmıyorlar. Hakkâri ve Bingöl’de meydana gelen son olaylar; bu hainlerin el birliği ile neler yapabildiklerini, ne kadar vahşi birer katil olduklarını göstermesi bakımdan önemlidir.

            Bu ülkeyi seven insanların ölümle, yıkımla, kavgayla, terörle, vahşetle, dehşetle, sapıklıkla asla ilgisi olmaz. Olamaz, olmamalıdır. Zira Müslüman olan, İslam dairesi içinde olan kişi, barışın, mutluluğun ve huzurun içindedir. 

            İşte gerçek demokrasi de huzurun ve barışın içinde gelişir.  Ülkemizde huzur ve barış oldukça, demokrasinin daha da gelişeceği aşikârdır. Kavganın, kargaşanın, terörün olduğu yerde demokrasi nasıl gelişsin? Bu ülkede demokrasiyi isteyenler, silahları bırakmalıdırlar.

 

            Daha nice Cumhuriyet bayramları kutlamak dileğiyle saygılar…